Laptopum yoktu, internete pek giremiyordum, sadece bazen saati 20 rand olan internet cafede ---לא היה לי מחשב נייד, ולא הרבה אינטרנט, חוץ מקפה-אינטרנט ב-20 ראנד לשעה --
Laptopunu aldım.Sim, tenho o teu portátil!
Laptopunu aldım.Πήρα το λάπτοπ σου.
Laptopunu aldım.Да, я кое что там увидел.
laptopunu getiriyorsun Halka açık bir yerde buluşuyoruzTu vas rentrer chez toi, tu vas aller chercher ton ordi, on se rencontre dans un lieu public.
laptopunu getiriyorsun Halka açık bir yerde buluşuyoruzВстретимся в публичном месте.
laptopunu getiriyorsunΘα πας στο σπίτι θα μου φέρεις το λάπτοπ
laptopunu getiriyorsunどっか外であうんだ
laptopunuzu kapatmak ve hayal kurmaktan vazgeçip karşındakine tam bir dikkat vermektir.노트북을 닫고 엉뚱한 백일몽을 그만두고 사람들에게 최대한 주의를 기울이는 것이 기본적이라 말하고 있습니다.
laptopunuzu kapatmak ve hayal kurmaktan vazgeçip karşındakine tam bir dikkat vermektir.luk den bærbare, afslut ens dagdrøm og læg fuldstændig mærke til personen.
laptopunuzu kapatmak ve hayal kurmaktan vazgeçip karşındakine tam bir dikkat vermektir.לסגור את המחשב הנייד, להפסיק את החלום-בהקיץ,
laptopunuzu kapatmak ve hayal kurmaktan vazgeçip karşındakine tam bir dikkat vermektir.وأن تغلق حاسبك المحمول، وأن تنهي أحلام اليقظة وانتبه بشكل كامل إلى الشخص.
laptopunuzu kapatmak ve hayal kurmaktan vazgeçip karşındakine tam bir dikkat vermektir.相手に最大限の注意を向けること 一緒にいる人が いきなり携帯を使いだし
Laptop'ýmýn içinde önceki iţimden kalma gizli kaynaklarým duruyordu.J'avais des documents confidentiels issus de mon travail précédent sur mon portable.
Laptop'ýmýn içinde önceki iţimden kalma gizli kaynaklarým duruyordu.كانت لديّ مواد سرية من مصادر من عملي السابق، على لابتوبي
Laptop'ýmýn içinde önceki iţimden kalma gizli kaynaklarým duruyordu.そしてとりわけ、私の優先事項は─ 情報源を守ることにある。
Laptop'ýný harici bir disk ile birlikte makale indirmeye býraktý.Il a juste laissé son PC là, à télécharger ces articles sur un disque dur externe.
Laptop'ýný harici bir disk ile birlikte makale indirmeye býraktý.lasciandolo lì con un disco esterno su cui scaricare quegli articoli.
Laptop'ýný harici bir disk ile birlikte makale indirmeye býraktý.Nechal to tam i s externím diskem, aby se to všechno stahovalo.
Laptop'ýný harici bir disk ile birlikte makale indirmeye býraktý.وتركه هناك، يقوم بتحميل المقالات إلى جهازه، تاركاً معه قرصه الصلب الخارجي
Laptop'ýný harici bir disk ile birlikte makale indirmeye býraktý.スワーツの知らぬところで、 当局により彼のラップトップとハードディスクが発見された。
O küçük laptop'da 300 kısa hikaye yazdım, ve yayımlatmak istedim.저는 300개가 넘는 단편 소설을 그 작은 랩탑으로 썼고, 편찬하는걸 원했죠.
O küçük laptop'da 300 kısa hikaye yazdım, ve yayımlatmak istedim.300篇以上の短編を書き そして本にしたいと思うようになりました 両親は 子供が本を出したがるなんて
O küçük laptop'da 300 kısa hikaye yazdım, ve yayımlatmak istedim.Am scris mai mult de 300 de povestiri pe micul laptop şi am vrut să public.
O küçük laptop'da 300 kısa hikaye yazdım, ve yayımlatmak istedim.Escrevi mais de 300 contos no meu pequeno portátil, e queria que fossem publicados.
O küçük laptop'da 300 kısa hikaye yazdım, ve yayımlatmak istedim.Escribí más de 300 cuentos cortos en esa pequeña laptop, y quería que me los publicaran.
O küçük laptop'da 300 kısa hikaye yazdım, ve yayımlatmak istedim.Ho scritto più di 300 racconti su quel piccolo portatile e volevo farmi pubblicare
O küçük laptop'da 300 kısa hikaye yazdım, ve yayımlatmak istedim.Ich schrieb über 300 Kurzgeschichten auf diesem kleinen Laptop, und ich wollte sie veröffentlichen.
O küçük laptop'da 300 kısa hikaye yazdım, ve yayımlatmak istedim.Ik schreef meer dan 300 korte verhalen op die kleine laptop. en ik wilde uitgegeven worden.
O küçük laptop'da 300 kısa hikaye yazdım, ve yayımlatmak istedim.Jag skrev över 300 korta historier på den där lilla laptopen, och jag ville bli publicerad.
O küçük laptop'da 300 kısa hikaye yazdım, ve yayımlatmak istedim.J'ai écris plus de 300 nouvelles sur ce petit ordinateur, et je voulais être publiée.
O küçük laptop'da 300 kısa hikaye yazdım, ve yayımlatmak istedim.Jeg skrev over 300 noveller på den bærbar, og jeg ville udgive dem.
O küçük laptop'da 300 kısa hikaye yazdım, ve yayımlatmak istedim.Kirjoitin yli 300 tarinaa sillä koneella, ja halusin julkaista ne kirjana.
O küçük laptop'da 300 kısa hikaye yazdım, ve yayımlatmak istedim.Körülbelül 300 novellát írtam azon a kis laptopon, és azt akartam, hogy kiadják őket.
O küçük laptop'da 300 kısa hikaye yazdım, ve yayımlatmak istedim.Napisałam ponad 300 opowiadań na tym małym laptopie i chciałam, żeby je opublikowano.
O küçük laptop'da 300 kısa hikaye yazdım, ve yayımlatmak istedim.Napisala sem preko 300 kratkih zgodbic na tistem majhnem prenosniku in želela sem, da mi jih objavijo.
O küçük laptop'da 300 kısa hikaye yazdım, ve yayımlatmak istedim.Napísala som cez 300 krátkych príbehov na tom malom počítači, a chcela som to uverejniť.
O küçük laptop'da 300 kısa hikaye yazdım, ve yayımlatmak istedim.Napsala jsem přes 300 krátkých příběhů na tom malém laptopu. a chtěla jsem je vydat.
O küçük laptop'da 300 kısa hikaye yazdım, ve yayımlatmak istedim.Saya menulis lebih dari 300 cerita pendek di laptop kecil tersebut, dan saya mau itu diterbitkan.
O küçük laptop'da 300 kısa hikaye yazdım, ve yayımlatmak istedim.Tôi biết trên 300 truyện ngắn bằng chiếc máy tính nhỏ của mình, và tôi muốn được in sách.
O küçük laptop'da 300 kısa hikaye yazdım, ve yayımlatmak istedim.Έγραψα περισσότερες από 300 μικρές ιστορίες σε εκείνο το μικρό λάπτοπ και ήθελα να τα εκδώσω.
O küçük laptop'da 300 kısa hikaye yazdım, ve yayımlatmak istedim.Написах над 300 разказа на този малък лаптоп и исках да ме издадат.
O küçük laptop'da 300 kısa hikaye yazdım, ve yayımlatmak istedim.Я написала более 300 коротких историй на том маленьком ноутбуке, и хотела, чтобы их опубликовали.
O küçük laptop'da 300 kısa hikaye yazdım, ve yayımlatmak istedim.Я написала понад 300 оповідань на тому маленькому ноутбуці, і хотіла їх видати.
O küçük laptop'da 300 kısa hikaye yazdım, ve yayımlatmak istedim.אני כתבתי מעל 300 סיפורים קצרים על המחשב הנייד הקטן הזה, ורציתי לפרסם אותם.
O küçük laptop'da 300 kısa hikaye yazdım, ve yayımlatmak istedim.لقد كتبت مايقارب 300 قصة قصيرة على ذلك الكمبيوتر الصغير وكنت أريد أن أنشر هذه القصص
Önümde bir laptop var, ama siz bana bakıyorsunuz.Eh bien, j'ai un portable en face de moi, mais vous me regardez moi.
Önümde bir laptop var, ama siz bana bakıyorsunuz.Ich habe einen Laptop vor mir, aber Sie sehen mich.
Önümde bir laptop var, ama siz bana bakıyorsunuz.제 앞에는 노트북이 있죠. 그러나 당신은 저를 보고 있고 스크린도 보고 있습니다.
Önümde bir laptop var, ama siz bana bakıyorsunuz.Nou, ik heb een laptop voor me, maar jullie kijken naar mij.
Önümde bir laptop var, ama siz bana bakıyorsunuz.Păi, am un laptop în fața mea, dar voi vă uitați la mine.
Önümde bir laptop var, ama siz bana bakıyorsunuz.Tôi có một cái laptop ngay phía trước, nhưng bạn nhìn tôi.
Önümde bir laptop var, ama siz bana bakıyorsunuz. Ve buna bakıyorsunuz.Mam przed sobą laptopa, ale wy patrzycie na mnie i na to.
Önümde bir laptop var, ama siz bana bakıyorsunuz. Ve buna bakıyorsunuz.Tengo un portátil delante, pero me están mirando, y ven esto.
Önümde bir laptop var, ama siz bana bakıyorsunuz.Разбира се, аз имам лаптоп пред мен, но вие гледате към мен.
Önümde bir laptop var, ama siz bana bakıyorsunuz.ובכן, יש לי מחשב נייד מולי אבל אתה מסתכל עליי. ואתה מסתכל בזה
Önümde bir laptop var, ama siz bana bakıyorsunuz.حسنا , لدي حاسوب محمول أمامي, لكنكم تنظرون إلى و إلى هذا .
Önümde bir laptop var, ama siz bana bakıyorsunuz.でも皆さん私を見ていますし スクリーンを見ています
Peki, o zaman olanı biteni nasıl göreceğim? Önümde bir laptop var, ama siz bana bakıyorsunuz.Controllo la situazione con un portatile davanti, ma state guardando me.
Playstationlarımız ve laptoplarımızdaki enerjiyi depolar.에너지를 저장하는데 쓰입니다.