Ardından Mısır'a gitti ve oradaki Grignotts Bankası'nda lanet kırıcı olarak çalıştı.Je kliadborušiteľ, pracoval v Egypte pre čarodejnícku Gringottbanku.
Mısır'da Gringotts'ta lanet kırıcı olarak çalışmıştır.Delal je v Gringottu v Egiptu.
Ardından Mısır'a gitti ve oradaki Grignotts Bankası'nda lanet kırıcı olarak çalıştı.Po tem je odšel v Egipt in tam za Gringott delal kot urokolomec.
Basın "Titanik Laneti", olayını hemen White Star Line'ın gemilerini vaftiz etmemeleriyle ilişkilendirdi.Ladjo med splovitvijo v skladu s tradicijo družbe White Star Line niso krstili.
Söz konusu lanet iç organlara zarar vermektedir.HIV prizadene malodane vse organske sisteme.
Bu laneti yapan büyücü, ömür boyu Azkaban'da tutsak kalır.Za ta zločin so ga obsodili na dosmrtno ječo v čarovniškem zaporu Azkabanu.
Bunu üzerine Cudana da kocasını lanetler.Na ta dan obhajajo tudi njegov god.
Teori seçenekleri lanetin varlığından daha tartışmalıdır.Politična opredelitev komunizma je bolj sporna kot njegova teoretična podlaga.
Bu lanet herkesi korkutur.Jį visi visur žemina.
Lanet olsun gazaplarına, çünkü zalimcedir.Nuodėmingi angelai, dokumentinė apysaka.
Lanetli Samara sudan korkmaktadır.Anima susižavi velnio vilionėmis.
Oyunda amaç, tapınaktan çaldığınız lanetli bir idolu korumaktır.Žaidimo pagrindinis veiksmas vyksta bažnyčioje, kurią apsėdo blogis.
1971'de Warren çifti, Perron ailesinin evinin lanetli olduğunu söyledi.1979 m. parašė Klyvlendo Dievo Motinos parapijos istoriją.
Teori seçenekleri lanetin varlığından daha tartışmalıdır.Protinį žmogaus tobulumą vertino labiau nei dorovinį.
Onu gören herkes lanetten ötürü bir anda taşa dönüşür.Igaüks, kes neid vaatas, muutus otsekohe kiviks.
Peki bu lanet Makarov seni nereden tanıyor!" der.Mida ma peaksin teadma meilietiketist?”
2003 yapımı Karayip Korsanları: Siyah İnci'nin Laneti filminin devamıdır.Film on järg 2003. aasta kassahitile "Kariibi mere piraadid: Musta Pärli needus".
Angelus bu lanetten kaçamamıştır.Ingel ei rääkinud mulle nendest hädadest.
Cruciatus laneti işkence lanetidir.Kasutas Cruciatuse needust.
Onu lanetli ilan etmişler.Ta lubas õnnistada palliumit.
Bu lanet herkesi korkutur.See kohutas inimesi.
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››a sua boca está cheia de maldição e amargura.
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››Deras mun är full av förbannelse och bitterhet.
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››"deres Mund er fuld af Forbandelse og Beskhed;"
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››Deres munn er full av forbannelse og bitterhet.
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››gura le este plină de blestem şi de amărăciune;
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››heidän suunsa on täynnä kirousta ja katkeruutta.
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››Hun mond is vol vloeken en hatelijkheden.
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››ihr Mund ist voll Fluchens und Bitterkeit.
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››그 입에는 저주와 악독이 가득하고
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››Kterýchžto ústa plná jsou zlořečení a hořkosti.
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››Których usta napełnione są przeklinania i gorzkości;
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››ktorých ústa sú plné kliatby a horkosti;
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››la loro bocca è piena di maledizione e di amarezza
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››Leur bouche est pleine de malédiction et d`amertume;
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››Miệng chúng nó đầy những lời nguyền rủa và cay đắng.
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››Miệng chúng_nó đầy những lời nguyền_rủa và cay_đắng .
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››Mulut mereka penuh dengan kutuk dan kecaman
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››Njih usta so polna kletve in grenkobe.
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››su boca está llena de maldiciones y amargura
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››Szájok telve átkozódással és keserûséggel.
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››των οποιων το στομα γεμει καταρας και πικριας
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››И те не знаят пътя на мира",
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››котрих уста клятьби і гіркости повні;
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››Уста их полны злословия и горечи.
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››אשר אלה פיהם מלא ומררות׃
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››وفمهم مملوء لعنة ومرارة.
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››滿 口 是 咒 罵 苦 毒
‹‹Ağızları lanet ve acı sözle doludur.››滿口 是 咒罵 苦 毒
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.(27)Устата му са пълни с проклинание и угнетяване и насилство; Под езика му има злоба и беззаконие.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.(9:28) уста его полны проклятия, коварства и лжи; под языком – его мучение и пагуба;
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.A sua boca está cheia de imprecações, de enganos e de opressão; debaixo da sua língua há malícia e iniqüidade.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Gura îi este plină de blesteme, de înşelătorii şi de vicleşuguri; şi supt limbă are răutate şi fărădelege.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Hänen suunsa on täynnä kirousta, petosta, sortoa; tuho ja turmio on hänen kielensä alla.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Hans mun är full av förbannelse, av svek och förtryck; hans tunga gömmer olycka och fördärv.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Hans Mund er fuld af Banden og Svig og Vold, Fordærv og Uret er under hans Tunge;
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Hans munn er full av forbannelse og av svik og vold; under hans tunge er ulykke og ondskap.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Ia terus mengutuk, mengancam dan menipu, kata-katanya penuh kebencian dan kejahatan
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Jeho ústa sú plné kliatby, lesti a úžerného útisku; pod jeho jazykom je trápenie a márnosť.
Ağzı lanet, hile ve zulüm dolu, Dilinin altında kötülük ve fesat saklı.Kletve polna so usta njegova in zvijač in zatiranja; pod jezikom njegovim je nadloga in krivica.