lamba ile cümle

lamba kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Onlara göre lamba yakmak oldukça kolay bir işti.La ampolleta era una tarea bastante simple, desde su punto de vista.
Onlara göre lamba yakmak oldukça kolay bir işti.La lampadina era un compito facile, dal loro punto di vista.
Onlara göre lamba yakmak oldukça kolay bir işti.L'ampoule était une tâche plutôt simple, de leur point de vue.
Onlara göre lamba yakmak oldukça kolay bir işti.Vanuit hun standpunt was de lamp een relatief eenvoudige taak.
Onlara göre lamba yakmak oldukça kolay bir işti.Việc làm cháy sáng các bóng đèn theo quan niệm của họ đã là một công việc khá đơn giản.
Onlara göre lamba yakmak oldukça kolay bir işti.Z obecnego punktu widzenia zasilenie żarówki było banalne.
Onlara göre lamba yakmak oldukça kolay bir işti.Η λάμπα αποτελούσε ένα σχετικά απλό έργο για αυτούς.
Onlara göre lamba yakmak oldukça kolay bir işti.Впрочем, лампочка была, с их точки зрения, довольно легкой задачей.
Onlara göre lamba yakmak oldukça kolay bir işti.Електрическата крушка била доста проста задача, от тяхна гледна точка.
Onlara göre lamba yakmak oldukça kolay bir işti.הנורה היתה משימה די פשוטה, מנקודת המבט שלהם.
Onlara göre lamba yakmak oldukça kolay bir işti.إضاءة اللمبة كانت تجربة سهلة ، من وجهه نظرهم
Onlara göre lamba yakmak oldukça kolay bir işti.元々のきっかけは ある教授が
Onu yanağından parlaklığını gün ışığı lamba erdirmez gibi, bu yıldızların utanç; gözleri cennetA fényerő az arcát lenne szégyen az csillagok, A napfény é egy lámpa, szeme az égben
Onu yanağından parlaklığını gün ışığı lamba erdirmez gibi, bu yıldızların utanç; gözleri cennetDe helderheid van haar wang zou schande die sterren, als daglicht doet een lamp; haar ogen in de hemel
Onu yanağından parlaklığını gün ışığı lamba erdirmez gibi, bu yıldızların utanç; gözleri cennetDie Helligkeit der Wange wäre schade, diese Sterne, Wie Tageslicht doth eine Lampe, die Augen in den Himmel
Onu yanağından parlaklığını gün ışığı lamba erdirmez gibi, bu yıldızların utanç; gözleri cennetJas její tváře by škoda těch hvězd, jako denní světlo Zdali lampy, oči v nebi
Onu yanağından parlaklığını gün ışığı lamba erdirmez gibi, bu yıldızların utanç; gözleri cennetJas jej tváre by škoda tých hviezd, ako denné svetlo Či lampy, oči v nebi
Onu yanağından parlaklığını gün ışığı lamba erdirmez gibi, bu yıldızların utanç; gözleri cennetJasność jej policzek to wstyd te gwiazdy, jak światło dzienne doth lampy, oczy w niebie
Onu yanağından parlaklığını gün ışığı lamba erdirmez gibi, bu yıldızların utanç; gözleri cennetKecerahan pipinya akan membuat malu bintang-bintang, Sebagai siang Adakah lampu, matanya di surga
Onu yanağından parlaklığını gün ışığı lamba erdirmez gibi, bu yıldızların utanç; gözleri cennet그녀의 뺨의 밝기는 일광이 램프 비롯되는으로 그 운명을 부끄러워 것이다, 그녀의 눈은 하늘에
Onu yanağından parlaklığını gün ışığı lamba erdirmez gibi, bu yıldızların utanç; gözleri cennetLa luminosité de sa joue ferait honte ces étoiles, Comme le jour doth une lampe, les yeux au ciel
Onu yanağından parlaklığını gün ışığı lamba erdirmez gibi, bu yıldızların utanç; gözleri cennetLjusstyrkan på hennes kind skulle hänga ut de stjärnor, som dagsljus doth en lampa, hennes ögon i himlen
Onu yanağından parlaklığını gün ışığı lamba erdirmez gibi, bu yıldızların utanç; gözleri cennetLuminozitatea de obrazul ei ar fi ruşine aceste stele, ca lumina zilei bărbat, o lampă, ochii ei, în cer
Onu yanağından parlaklığını gün ışığı lamba erdirmez gibi, bu yıldızların utanç; gözleri cennetLysstyrken af hendes kind ville skam disse stjerner, Som dagslys fortærer en lampe, hendes øjne i himlen
Onu yanağından parlaklığını gün ışığı lamba erdirmez gibi, bu yıldızların utanç; gözleri cennetO brilho de seu rosto teria vergonha dessas estrelas, como o dia doth uma lâmpada, seus olhos no céu
Onu yanağından parlaklığını gün ışığı lamba erdirmez gibi, bu yıldızların utanç; gözleri cennetSvetlost lica bi osramotiti zvezde, kot je dnevna svetloba doth svetilka, njene oči v nebesih
Onu yanağından parlaklığını gün ışığı lamba erdirmez gibi, bu yıldızların utanç; gözleri cennetЯркостта на бузата си срам тези звезди, като бял ден изяжда лампа, очи в небето
Onu yanağından parlaklığını gün ışığı lamba erdirmez gibi, bu yıldızların utanç; gözleri cennetЯркость щеке бы позором тех звезд, как дневной свет Станет ли лампа, глаза в небо
Onu yanağından parlaklığını gün ışığı lamba erdirmez gibi, bu yıldızların utanç; gözleri cennetהבהירות של לחיה היה מבייש אותם כוכבים, כמו אור תצמח מנורה; עיניה בגן עדן
Onu yanağından parlaklığını gün ışığı lamba erdirmez gibi, bu yıldızların utanç; gözleri cennetوسطوع خدها العار تلك النجوم ، وكما وضح النهار أدارك مصباح ؛ عينيها في السماء
Onu yanağından parlaklığını gün ışığı lamba erdirmez gibi, bu yıldızların utanç; gözleri cennet鳥が歌うと、それが夜ではなかったと思うだろうように明るく風通しの良い地域のストリームを介してか.--
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Avevo la patente da poco, ero in autostrada e ho visto accendersi gli stop della macchina davanti a me.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Bila sem mladi voznik na avtocesti in pri avtu pred mano sem videla, da so se prižgale zavorne luči.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Byla jsem mladá řidička na dálnici a uviděla jsem, jak se brzdová světla auta přede mnou rozsvítila.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Byłam jeszcze młodym kierowcą. Jechałam autostradą gdy gość przede mną włączył światła stopu.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Eram o tînără şoferiţă pe autostradă, şi am văzut că maşina din faţa mea frânează,
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Era uma jovem condutora na autoestrada, e vi as luzes do travão do carro da frente acenderem.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Hồi tôi còn là tay lái non trên đại lộ, tôi thấy chiếc xe đằng trước đã bật đèn phanh.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Ich war jung. Ich fuhr auf der Autobahn, als das Auto vor mir plötzlich bremste.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Ik had net mijn rijbewijs en reed op de snelweg. Ik zag dat de auto voor me remde.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Kezdő sofőrként autópályán vezettem, és láttam, ahogy az előttem lévő autónak kigyullad a féklámpája.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.저는 어린 편에 속하는 운전자였고, 고속도로를 운전하고 있었습니다. 그때, 자동차 한대가 제 앞에 있었고 저는 그차의 후미등이 켜지는 것을 봤죠.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Saya adalah pengemudi muda di jalan tol, dan saya melihat lampu rem mobil di depan saya menyala.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Ήμουν νέα οδηγός σε εθνική οδό και στο προπορευόμενο αυτοκίνητο είδα να ανάβουν τα φώτα των φρένων.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Бях млада шофьорка на магистралата и видях, че на колата пред мен ѝ светнаха стоповете.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.Я тогда ещё была неопытным водителем и ехала по шоссе, и у машины впереди меня включились тормозные фонари.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.הייתי נהגת צעירה, בכביש המהיר, והרכב שנסע מולי - ראיתי את אורות הבלמים שלו נדלקים.
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.كنت سائقة شابة على الطريق السريع رأيت ضوء المكابح على السيارة التي كانت أمامي
Otoyolda yol alan genç bir sürücüydüm önümde de bir araba vardı, fren lambalarının yandığını gördüm.前の車のブレーキランプが 光ったのが見えたので こんなことを思いました 「減速するのね
-Öyleyse lamba bende kalır.- Allora mi porto via il lume.
-Öyleyse lamba bende kalır.Berte nebo nechte být.
-Öyleyse lamba bende kalır.-Då tar jag det här...
-Öyleyse lamba bende kalır. Hayatın boyunca değerli gördüğün tek şey bu sanki!¡En toda tu vida, es lo único que has visto de valor!
-Öyleyse lamba bende kalır.- Wenn es so ist, nehme ich das hier.
-Öyleyse lamba bende kalır.Weź ją albo zostaw
-Öyleyse lamba bende kalır.Θα κάνουμε τη δουλειά, ή όχι;
O yüzden dışarı çıkıp okul ödevlerini sokak lambalarının altında okuyorlar.Alors ils sortent et font leurs devoirs à la lumière des lampadaires de la rue.
O yüzden dışarı çıkıp okul ödevlerini sokak lambalarının altında okuyorlar.그래서 밖으로 나가 가로등 아래에서 숙제를 합니다.
O yüzden dışarı çıkıp okul ödevlerini sokak lambalarının altında okuyorlar.ולקרוא את שיעורי הבית שלהם תחת תאורת הרחוב.
O yüzden dışarı çıkıp okul ödevlerini sokak lambalarının altında okuyorlar.ويقرأون الواجبات المدرسية تحت إضاءة الطرقات .

İlgili Sayfalar