Tavan arasındaki eski Lamba Seni Seviyorum Sevgili Arkadaşım Annem Neden Şişmanladı?Forgácsok a földön Miért szeretem az erdélyi kopót?
Barmen gaz lambalarını yakmaktadır.Jorge azonban közben felgyújtja a könyvtárat.
Müzik kapatıldı ve ana lambalar açıldı.Musiikki sammutettiin ja päävalot laitettiin päälle.
Bu ışıklar mum ya da gaz lambası olabilir.Se voi olla kynttilä, öljylamppu tai sähkövalo.
Konu: Yeşil trafik lambası yanıyor.Hänelle paloivat vihreät liikennevalot.
Cıva buharlı lambalar, beyaz parlak bir ışık verir.Nykyaikaiset led-valaisimet tuottavat valkoista valoa.
Örneğin klimalar ve ısı lambaları.Tällaisia ovat esimerkiksi valokatkaisijat ja ovenkahvat.
Daha sonra kandiller gaz lambaları ile değiştirilmiş, 1884'te ise elektrik ampulleri bunların yerini almıştır.Aikanaan öljylamput korvattiin kaasulampuilla, jotka vaihtuivat sähkövaloihin vuonna 1883.
Aynı zamanda Łukasiewicz gaz lambaları üzerine çalışmalarına devam etti.Samaan aikaan Sixx yritti myydä hehkulamppuja työkseen.
İki Lamba’nın ışığı bu adanın üzerinde birbirine karışıyordu.Kaksi suurinta lampea on yhdistetty toisiinsa ojalla.
Melkor, yaptığı saldırıda İki Lamba’yı da mahvetmişti.Silloin Melkor hyökkäsi seuraajineen ja tuhosi Kaksi Valoa.
Binaların yapımına öğrenci eliyle devam edildi aydınlatma lüks lambalarıyla sağlanıyordu.Ohjaaja näki työskennellä sisällä olevan kynttilän valossa.
Renkli LED lambalar trafik lambalarında kullanılıyor.Risteykset, joissa liikennettä ohjataan liikennevaloilla.
Lambalar Çağı, Valar tarafından Arda’nın yaratılışından hemen sonra başlamıştır.Τα χρόνια των Φανών ξεκινάν αμέσως μετά την εργασία των Βάλαρ στην διαμορφωμένη Άρντα.
Ziyaretçilere herkesin kendi Lambaéné'sini bulması gerektiğini söylediği rivayet edilir.Έχετε προσέξει πως οι φιλελεύθεροι (liberals) λένε συνεχώς πως χρειάζεται τον δικό του Διαφωτισμό.
Aynı zamanda Łukasiewicz gaz lambaları üzerine çalışmalarına devam etti.Παράλληλα ο Λουκασιέβιτς συνέχισε να δουλεύει με τους φανούς κηροζίνης.
Lambayı kapatmayı unuttu.Ξέχασε να σβήσει το φως.
Alaaddin sihirli bir lamba buldu.Ο Αλαντίν βρήκε ένα μαγικό λυχνάρι.
Astro lambası veya lav lambası 1963 yılı civarında Edward Craven Walker tarafından icat edilmiştir.Astrolampen, eller lavalampen, blev opfundet omkring 1963 af Edward Craven Walker.
Craven ve eşi Christine bir şirket kurarak lambaları üretmeye başladılar ve adını da Crestworth koydular.Craven og hans kone Christine startede et firma til produktion af lampen, som de kaldte Crestworth.
Lav lamba şirketi Mathmos 2013 yılında 50. yılını kutluyor.Hans lavalampe-virksomhed Mathmos fejrer sit 50-års jubilæum i 2013.
1990'ların başında genç bir çift lambaları başarılı bir şekilde üretmeye ve pazarlamaya başladı.I de tidligere 1990ere begyndte et ungt par at producer og sælge dem succesrigt.
Ksenon yüksek basınçlı sodyum lambalarında "starter gaz" olarak kullanılır.Xenon bliver også brugt som et "startergas" i højtryks-natriumlamper.
Mathmos lav lambalarının satış figürleri bir dizi iniş çıkış göstermiştir.Mathmos’ lavalampe-salg har gennemgået en række op- og nedture.
Geniş stop lambalıdır.Lanteren eler lommelygte.
1868 - İlk ışıklı trafik lambaları, Londra'da kullanılmaya başlandı.1868 - Verdens første trafiklys opsat ved parlamentet i London tages i brug.
Ayrıca 4 demir bloğu ve 1 bal kabağı ya da bal kabağı lambası kullanılarak yapılabilir.Man kan også lage en selv av fire jernblokker og ett gresskarhode.
Valar, ışığı iki lambanın içine yerleştirdi.Valaene lagde to lamper for å lyse opp verden.
Ancak 1984 yılında plastik parçalar kaporta ile aynı renge çevrildi ve yuvarlak stop lambaları kullanıldı.I 1984 fikk plasten samme farge som karosseriet, og baklyktene ble runde.
Lambalar Çağı, Valar tarafından Arda’nın yaratılışından hemen sonra başlamıştır.Lampenes år begynte kort etter at valaene fullførte deres oppgaver med å skape Arda.
Yine aynı yıl gazyağıyla çalışan sokak lambaları elektrikle çalışanlarla değiştirildi.Radioapparatene ble forbudt for resten av befolkningen samme høst.
Hareket halindeki bir tren vagonunun tam ortasında bir lamba olsun.Midt i en vogn med lengde L på toget, blir et lys slått på.
Örneğin klimalar ve ısı lambaları.Det er opplegg for elektrisk lys og lanterner.
Müzik kapatıldı ve ana lambalar açıldı.Musik dimatikan dan lampu utama dinyalakan.
Bir soy gaz olarak ksenon işlem lambalarında meydana gelen kimyasal reaksiyonlara karışmaz.Sebagai gas mulia, xenon tidak mengganggu reaksi kimia dalam lampu.
Bu aynı zamanda floresan lambalar (bkz.Walikotanya adalah Özcan Işıklar (CHP).
1868 - İlk ışıklı trafik lambaları, Londra'da kullanılmaya başlandı.1868 - Lampu lalu lintas pertama kali dipasang di London, Inggris.
Floresan lamba ile karşılaştırıldığında, LED lambaların daha avantajlı olduğu görülür.Karena dibandingkan dengan bohlam biasa lampu LED memiliki harga yang lebih mahal.
Renkli LED lambalar trafik lambalarında kullanılıyor.Warna pada lampu lalu lintas.
Cıva buharlı lambalar, beyaz parlak bir ışık verir.Beberapa bola lampu juga menghasilkan cahaya putih kebiruan.
Trafik lamba kontrolü, güdümlü füzeler içinde de kullanıldı.Sự phóng điện hồ quang cũng được ứng dụng trong các máy chỉnh lưu thủy ngân.
Çıtırtı Tüpü Neon Tabelacılığı Plasma Lambası ^ a b c "Lamp Inventors 1880-1940: Moore Lamp".Bản gốc lưu trữ ngày 22 tháng 3 năm 2015. ^ “Lamp Inventors 1880-1940: Moore Lamp”.
Genel olarak, plazma lambaları silindir veya küreler içinde bulunurlar.Trong vũ trụ, plasma chảy thành dòng trong một số thiên hà và tinh vân.
Aynı zamanda Łukasiewicz gaz lambaları üzerine çalışmalarına devam etti.同時に、ウカシェヴィチは灯油ランプにおける作業を続けた。
Lambalar Çağı, Valar tarafından Arda’nın yaratılışından hemen sonra başlamıştır.灯火の時代はヴァラールがアルダを創生した直後に始まった。
Sokak lambaları mevcuttur.街路灯設置。
İçine neon lamba koyarak ışıklı bir kasa elde ederiz.お内仏の中が暗ければ、金灯籠をつける。
Héribus Dağı'ndan köyün görünümü Devasa madenci lambası.Héribusの丘からの村の眺め。
Örneğin, kablosuz lamba.例えば、吹きガラス製の泡。
Daha sonra kandiller gaz lambaları ile değiştirilmiş, 1884'te ise elektrik ampulleri bunların yerini almıştır.その後油ランプはガス灯に替わり、1883年には電灯に交換された。
Önceleri küçücük bir aygıtın o koca lambaların yerini alabileceğine pek az kimse inandı.経営陣は磁気コアメモリをこのような小型マシンに収められるという点に確信を持てなかった。
İçerde lambanın ışığı titredi.中には懐中電灯が入っている。
Lambanın diğer teli eğer siyah tele dokunuyorsa yanacaktır.黒色の電波吸収体が塗布された空間では室内照明があった場合でも暗く感じてしまう。
1881 yılına gelindiğinde, Niagara Falls şehrinin sokak lambaları, hidrolik güç tarafından çalışıyordu.在1881年,在尼亚加拉瀑布城的路灯是由水力发电供电。
Büyülü Iştın (Sihirli Lamba): İçinden cin çıkar, insan da içine hapsedebilir.人謂君法太重,執不變,有為君所按者,誣君事以奏,遂逮捕君。
Daha sonra akkor lambanın üretimini geliştirmeyi başardı.他在那里研究改进了钠灯。
Revé lamba almaya gitmişti.興趣是搜集蠟燭。
1913'te Gabon'daki Lambaréné'de bir hastane kurmak üzere eşi ile beraber yola çıktı.1946年初,他與妻子在阿拉巴馬州度假時生病了。
Aynı zamanda Łukasiewicz gaz lambaları üzerine çalışmalarına devam etti.同時武卡謝維奇仍持續改進他的煤油燈。
Müzik kapatıldı ve ana lambalar açıldı.음악은 꺼져 있었고 몇몇의 라이트만 켜져 있었다.