Onları doğru yola iletmek sana ait değildir. Lakin Allah dilediğini doğru yola iletir.Not upon you, [O Muhammad], is [responsibility for] their guidance, but Allah guides whom He wills.
Lakin Shinkanın asıl Mori Sammer olduğuna inanmıyor ve onu sahte olarak adlandırıyor.She is often at odds with Shinka, who she does not believe to be the real Mori Summer.
Ailesi çok zengindir, lakin dostlarının arasında bunu hissettirmiyor.She comes from a very rich family and tends to behave normally around her classmates.
Lakin etimolojisi konusunda kesin bir karar yoktur.The etymology of silva is unclear.[13]
Kenanlı dini çok tanrılıydı lakin bazı durumlarda tek tanrılıydı. .Canaanite religion was polytheistic, and in some cases monolatristic.
Lakin Almanlar buldukları pilotun bir kadın olduğunu görünce şaşırdılar.Upon hearing machine-gun fire the Germans surrounding her dispersed and ran towards the noise.
Lakin şehirdeki yemek sıkıntısı artıkça Kral çaresiz kaldı ve saldırıya mecbur bırakıldı.As the supply situation continued to worsen, the impetuous King grew desperate.
Laik bir politika benimsemedi lakin pek çok Boşnak'tan destek alamadı. [1]It adopted a secular policy but did not win support from many Bosniaks.[1]
O bize yakındır lakin biz ona oldukça uzağız."Was er sagt, werden wir erben, und er wird ganz allein zu uns kommen."
Lakin İbrahim'in bu nisvandan pek hoşnut olduğu için onları yegane lafları ile tenkid edebiliyordu.Abraham erhält die Verheissung der Nachkommenschaft (mittig und oben) und Sarah lacht hierzu (oben).
Annesi hakkında çok bir şey bilinmez, lakin öldüğü söylenmiştir.Seine Mutter kennt er nicht, lange war ihm gesagt worden, sie sei tot.
Vaşaklar hızlı koşucu olmasalar da lakin bunun için dayanıklıdırlar.Luchse sind zwar keine besonders schnellen Läufer, dafür aber umso ausdauernder.
Lakin daha sonra albüm yeniden basılmıştır.Danach wurde das Album erneut verschoben.
Nihayetinde oteli oda için arar, lakin odanın dolu olduğu yanıtını alır.Zurück in der Telefonzelle findet er einen Hotelschlüssel, doch ist das Zimmer leer.
Lakin mecburen onu serbest bırakırlar.Sie dienten auf ihnen zur Belebung der freien Flächen.
Lakin bunun çok pahalı olacağı varsayıldı.Dieses stellte sich aber als zu teuer heraus.
Lakin Burcu'nun bir sırrı vardır.Sina Wolf hat ein Geheimnis.
Şirketin uçuşlara tekrar başlayabilmek için denemeleri olmuş lakin şirket tekrar uçuşlarına başlayamamıştır.Die Gesellschaft plante den Flugbetrieb wieder aufzunehmen, dies erfolgte jedoch bis heute nicht.
Lakin o kadar yüksek değildir.Dies ist aber kein Höhenmesser.
Lakin karşısında hiç de normal olmayan bir şey bulur.Er wird etwas tun, worauf sicher kein normaler Mensch kommt.
Lakin bu savaş onun son savaşı oldu, o bu savaşta hayatını kaybetti.Jedoch stellt er sich dieser Herausforderung, dem letzten großen Kampf in seinem Leben.
Bütün sınıfa yardım için bağırır; lakin kimsenin umurunda değildir.Die Opfer schrien laut um Hilfe, aber im Dorf regte sich niemand.
Lakin ikisinin arasındaki kavga Kirpi Shadow tarafından bölünür.Die beiden Bergrücken werden durch die Schlucht Cluse de Bange voneinander getrennt.
Lakin Liberal Demokratlarla birlikte Avam Kamarası'nda mutlak çoğunluk sağlanabilmiştir.Auch im Kongress konnten sich die Demokraten in beiden Kammern klare Mehrheiten sichern.
Lakin Barbaros Hayreddin Paşa buna şiddetle karşı çıktı.Papst Hadrian war davon völlig überrascht.
Lakin Jean yaşar ve bir yetimhanede büyür.Anja glaubt, Waise zu sein; sie wuchs in einem Waisenhaus auf.
Lakin orade dahi her gün sürülme korkusu eksik değil idi.""Ich kann mir nicht jeden Tag ein Ohr abschneiden".
Lakin İbrahim'in bu nisvandan pek hoşnut olduğu için onları yegane lafları ile tenkid edebiliyordu.Cependant Abraham les vit assurément, pendant qu'ils descendaient sur Terre sous la forme d'hommes.
Lakin bizim yaşadığımız dünya bir zamanlar gerçekten sahip oldukları bu beceriyi kaybetti.Mais le monde où nous vivons a perdu cette capacité, une capacité qu’ils avaient indubitablement avant.
Bütün sınıfa yardım için bağırır; lakin kimsenin umurunda değildir.Les deux gens crient alors à l'aide mais personne ne les entend.
Lakin Burcu'nun bir sırrı vardır.Seulement, Gino a un secret.
Lakin mecburen onu serbest bırakırlar.Ils en déduisent ensuite la façon de les piéger,.
Lakin Jean yaşar ve bir yetimhanede büyür.Prénommé Charlie, l'enfant grandit dans un orphelinat.
Sheen 1952 ve 1960 Yaz Olimpiyatlarına da katılmış, lakin madalya alma başarısını gösterememiştir.Elle participe également aux Jeux de 1952 et 1960 mais ne décroche aucune médaille.
Lakin bu iki bölgenin yönetimi üzerine çıkan anlaşmazlıklar Prusya-Avusturya Savaşı'nı başlattı.Cette volonté de diriger seul les duchés mène à la guerre austro-prussienne,.
Lakin istihbarat hatası nedeniyle yanlış bilgi verilmiştir.Le raid était basé sur des renseignements erronés.
Lakin bu süreç çok yavaş işliyordu.Ce moyen parait trop lent.
Lakin Liberal Demokratlarla birlikte Avam Kamarası'nda mutlak çoğunluk sağlanabilmiştir.Au contraire, les libéraux exigeaient une majorité dans les trois régions du pays.
Lakin durumda bir gariplik vardır.Mais voici quelque chose d'étrange.
Lakin Walter buna ve kuklayı bırakmaya yanaşmaz.Et Blair ne souhaite pas en rester là.
Simon ve Jace iblisi öldürür, lakin Alec çok kötü yaralanır.Jesse et Amanda s'embrassent, Betty est déçue.
Lakin, bu tablo ikinciden farklı.Or ces vitraux se différencient pourtant du tableau.
Lakin mahallenin esas adı "Hewrê"dir.Sa capitale porte le même nom : Heredia.
Lakin bu savaş onun son savaşı oldu, o bu savaşta hayatını kaybetti.C'est sa seule véritable défaite pendant la guerre,.
Lakin evin hanımı garip bir şekilde ölü bulunur.Mais c'est finalement son épouse qui trouve la mort dans un étrange accident.
Lakin bizim yaşadığımız dünya bir zamanlar gerçekten sahip oldukları bu beceriyi kaybetti.Pero el mundo en el que vivimos ha perdido esta capacidad, una capacidad que ciertamente tuvieron alguna vez.
Lakin evin hanımı garip bir şekilde ölü bulunur.El hombre de la casa se sintió extraño.
O bize yakındır lakin biz ona oldukça uzağız."El no nos pertenece, es más bien nosotros quienes le pertenecemos».
Lakin, Aşağı Dünyalıların hepsi Konsey'in otoritesine saygı göstermemekte ve barış istememektedir.Sin embargo, hay momentos en que no todos quieren la paz ni respetan la autoridad de la Clave.
Lakin bu savaş onun son savaşı oldu, o bu savaşta hayatını kaybetti.Era la tercera pelea que perdía en su vida.
Lakin 1.Dünya Savaşı nedeni ile bu istek erişilebilir olmadı.Por causa de la Primera Guerra Mundial no pudo darse curso a este objetivo.
Lakin kendinden beklenmeyecek bir şekilde izlemez.No parece estar absolutamente seguro de sí mismo.
Ama ve lakin öyle değildi.Aunque parecía, no fue.
Lakin çiftin giysileri kışlık giysilerdir.Todos están usando la ropa de invierno.
Lakin Liberal Demokratlarla birlikte Avam Kamarası'nda mutlak çoğunluk sağlanabilmiştir.En él, los liberales moderados disponían de mayoría absoluta.
Lakin köye dönerken kendisi gibi hayat arkadaşını kaybetmiş bir kadını da (Nəcibə Məlikova) yanında getirir.Aleu: Ella es quien se escapará de su hogar al ser rechazada por los humanos por su aspecto lupino.
Lakin yine işler ters gitmiş ve Drusilla çıkagelmiştir.Desilusionada, Drusilla se marcha.
Bütün sınıfa yardım için bağırır; lakin kimsenin umurunda değildir.Adam grita desesperadamente por ayuda, sin embargo no es escuchado por nadie.
Nihayetinde oteli oda için arar, lakin odanın dolu olduğu yanıtını alır.El escritor llama al hotel para pedir la habitación, pero no está disponible para reservas.
Lakin mali durumun iyileşmedi ve hatta kötüleşme emareleri ortaya çıktı.Sin embargo la situación del inmueble no mejoró, y siguió degradándose.