lakin ile cümle

lakin kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
İyi bilin ki, onların uğursuzluğu Allah katındandır. Lâkin çoğu bunu bilmezler.But surely the omen was with God, yet most of them did not understand.
Sonra onları siz öldürmediniz, lâkin Allah öldürdü.It was not you who killed them, but God did so.
Lâkin çoğu bunu bilmezler.But most of them do not know.
Lâkin onların çoğu bunu bilmezler.But most of them do not know.
Allah, insanlara çok ihsanda bulunmuştur, lâkin insanların çoğu şükretmezler.(Will they escape the judgement?) In fact God is gracious to men; but most of them are not grateful.
Lakin onlar bütün âyetlerimizi yalanladılar.They rejected each one of Our signs.
Gözünüzü açın, bunlar bozguncuların ta kendileridir, lâkin şuurları yok, farkında değiller.Yet they are surely mischief-mongers, even though they do not know.
Lâkin ihtilâfa düştüler de onlardan bir kısmı iman, bir kısmı ise inkâr etti.But dissensions arose, some believed, some denied.
İbrâhim şöyle cevap verdi: “Elbette inandım, lâkin sırf kalbim tatmin olsun diye bunu istedim.”Do you not believe?"
Allah insanlara asla zulmetmez. Lâkin insanlar kendi kendilerine zulmederler.Surely God does not wrong anyone; they wrong themselves.
Allah onlara asla zulmetmedi, lâkin onlar kendi öz canlarına zulmettiler.It was surely not for God to wrong them, they wronged themselves.
Lâkin Bana tapın: işte sırat-ı müstakim!”But to serve Me; (that) this is the straight path?
Lâkin İblis secde etmedi.Except Iblis.
Halbuki göklerin ve yerin bütün hazineleri Allah'ındır, lâkin münafıklar bunu bilmezler, anlamazlar.To God belong the treasures of the heavens and the earth; but the hypocrites do not understand.
Lâkin ne mümkün!But never.
Lâkin kim ki imana sırtını döner ve inkâr eder,Other than him who turns his back and denies,
Lakin azap sözü inkarcıların aleyhine gerçekleşir.But the Word of punishment proved true upon the disbelievers.
Lâkin İblis secde etmedi. O kibirlendi ve kâfirlerden oldu.Except Iblis; he was proud and was, from the beginning, a disbeliever.
Açın gözünüzü, Allah'ın vaadi muhakkak ki, haktır, gerçektir. Lâkin onların çoğu bunu bilmezler.Why, surely God's promise is true; but the most of them have no knowledge
Lâkin o insanlara: “Öğretmekte ve okuyup okutmakta olduğunuz kitap sayesinde rabbanî olun.” der.Rather, 'Be you masters in that you know the Book, and in that you study.'
Lâkin ne mümkün! O cehennem alev alev yanan bir ateştir.Nay, verily it is a furnace
Bilakis onlar diridirler, lakin siz anlayamazsınız.Nay, they are living, but ye perceive not.
Onlar zulmü bize yapmadılar, lakin kendi kendilerine zulmediyorlardı.And they wronged not Us, but themselves they were wont to wrong.
Demek ki Allah, onlara zulmetmiş değildi, lâkin onlar kendi kendilerine zulmediyorlardı.Wherefore Allah was not one to wrong them, but themselves they were wont to wrong.
Allah dileseydi birbirlerini öldürmezlerdi, lakin Allah istediğini yapar.If Allah had willed, they would not have fought against one another, but Allah does what He likes.
Lakin, meşru sözler söylemeniz müstesna, sakın onlara gizlice buluşma sözü vermeyin.And do not consummate the marriage until the term prescribed is fulfilled.
Lâkin sizin de canınızı alacak olan Allah'a taparım. Bana müminlerden olmam emredilmiştir".But I worship Allah Who causes you to die, I am commanded to be one of the believers.
Onları hak yola getirmek senin görevin değil, lâkin Allah dilediğini doğru yola getirir.Not upon you (Muhammad SAW) is their guidance, but Allah guides whom He wills.
Halbuki Süleyman büyü yapıp kafir olmadı. Lakin şeytanlar kafir oldular.It was not Solomon who disbelieved, but it was the devils who disbelieved.
Attığın zaman da sen atmadın, lâkin Allah attı.And it was not you who launched when you launched, but it was God who launched.
Lâkin sizin de canınızı alacak olan Allah'a taparım.But I serve God, the one who will terminate your lives.
Lâkin Ona ulaşan tek şey, kalplerinizde beslediğiniz takvâdır, Allah saygısıdır.What reaches Him is the righteousness from you.
Lâkin Allah, kalplerini kaynaştırdı.Indeed He is All-Mighty.
Lakin kasıtlı yaptığınız yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutar.But He will take you to task for that which your hearts have garnered.
Lâkin insanların çoğu iman etmezler.That which is revealed unto thee from thy Lord is the Truth, but most of mankind believe not.
Allah yolunda öldürülenlere "ölüler"" demeyin. Bilakis onlar diridirler, lakin siz anlayamazsınız.Do not say that those killed in the Way of Allah are dead, they are alive, although you are unaware.
Lakin iyi davranış, korunan (ve ölçülü giden) kimsenin davranışıdır.But righteousness is he who wardsoff (sin).
Lakin Allah dilediğini doğru yola iletir.Allah guides whom He will.
Onları doğru yola iletmek sana ait değildir. Lakin Allah dilediğini doğru yola iletir.Not upon you, [O Muhammad], is [responsibility for] their guidance, but Allah guides whom He wills.
Çünkü onun hizmetine ehil olanlar ancak müttakilerdir. Lâkin çoğu bunu bilmezler.Only the righteous ones are its patrons, but most of the pagans do not know.
De ki: “Siz iman etmediniz, lâkin “İslâm olduk, size inkıyad ettik!” deyiniz.Tell them, "You are not believers, but you should say that you are Muslims.
Lâkin Allah, kalplerini kaynaştırdı. Muhakkak ki, O azizdir, hakimdir.Surely, He is Mighty and Wise.
Lakin Shinkanın asıl Mori Sammer olduğuna inanmıyor ve onu sahte olarak adlandırıyor.She is often at odds with Shinka, who she does not believe to be the real Mori Summer.
Ailesi çok zengindir, lakin dostlarının arasında bunu hissettirmiyor.She comes from a very rich family and tends to behave normally around her classmates.
Lakin etimolojisi konusunda kesin bir karar yoktur.The etymology of silva is unclear.[13]
Kenanlı dini çok tanrılıydı lakin bazı durumlarda tek tanrılıydı. .Canaanite religion was polytheistic, and in some cases monolatristic.
Lakin Almanlar buldukları pilotun bir kadın olduğunu görünce şaşırdılar.Upon hearing machine-gun fire the Germans surrounding her dispersed and ran towards the noise.
Lakin şehirdeki yemek sıkıntısı artıkça Kral çaresiz kaldı ve saldırıya mecbur bırakıldı.As the supply situation continued to worsen, the impetuous King grew desperate.
Laik bir politika benimsemedi lakin pek çok Boşnak'tan destek alamadı. [1]It adopted a secular policy but did not win support from many Bosniaks.[1]
O bize yakındır lakin biz ona oldukça uzağız."Was er sagt, werden wir erben, und er wird ganz allein zu uns kommen."
Lakin İbrahim'in bu nisvandan pek hoşnut olduğu için onları yegane lafları ile tenkid edebiliyordu.Abraham erhält die Verheissung der Nachkommenschaft (mittig und oben) und Sarah lacht hierzu (oben).
Annesi hakkında çok bir şey bilinmez, lakin öldüğü söylenmiştir.Seine Mutter kennt er nicht, lange war ihm gesagt worden, sie sei tot.
Vaşaklar hızlı koşucu olmasalar da lakin bunun için dayanıklıdırlar.Luchse sind zwar keine besonders schnellen Läufer, dafür aber umso ausdauernder.
Lâkin Harp sesi onu sürekli yatıştırır ve uykuya daldırır.Die stete Furcht vor der Schande aber kostet ihn den Schlaf.
Lakin daha sonra albüm yeniden basılmıştır.Danach wurde das Album erneut verschoben.
Nihayetinde oteli oda için arar, lakin odanın dolu olduğu yanıtını alır.Zurück in der Telefonzelle findet er einen Hotelschlüssel, doch ist das Zimmer leer.
Lakin mecburen onu serbest bırakırlar.Sie dienten auf ihnen zur Belebung der freien Flächen.
Lakin bunun çok pahalı olacağı varsayıldı.Dieses stellte sich aber als zu teuer heraus.
Lakin Burcu'nun bir sırrı vardır.Sina Wolf hat ein Geheimnis.
Şirketin uçuşlara tekrar başlayabilmek için denemeleri olmuş lakin şirket tekrar uçuşlarına başlayamamıştır.Die Gesellschaft plante den Flugbetrieb wieder aufzunehmen, dies erfolgte jedoch bis heute nicht.

İlgili Sayfalar