Ana içeriğe geç
Sözlük

laboratuvar ile cümle

laboratuvar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
8
ORT. KELİME
"Dergiler Edebiyatın Laboratuvarı".«Projetos editoriais em laboratórios».
1947 - Bell Laboratuvarları, ilk kez transistör'ü dünyaya tanıttı.1947 — Primeira demonstração do transistor nos laboratórios Bell.
Bu işi kendi kriminalistik laboratuvarını kurduğu yıl olan 1910’a kadar sürdürdü.Em 1910 ele começou fundar seu próprio laboratório criminal.
Cavendish Laboratuvarı, Cambridge Üniversitesi fizik enstitüsünde bulunmaktadır.Os Laboratórios Cavendish pertencem ao departamento de física da Universidade de Cambridge.
Kesin teşhis için laboratuvar muayeneleri gereklidir.Portanto, é necessário a realização de exames laboratoriais para a diferenciação.
Normal bir laboratuvar spektroskobu 2 nm ile 2500 nm arasındaki dalgaboylarını kolayca algılayabilir.Um espectroscópio comum pode detectar comprimentos de onda de 2 nm a 2500 nm.
Oliphant 1937 yılında Cavendish Laboratuvarı'ndan ayrılarak Birmingham Üniversitesi'nde profesör olmuştur.Oliphant deixou o Laboratório Cavendish em 1937 para ser professor de Física na Universidade de Birmingham.
Ayrıca tavuklar laboratuvarlarda deney hayvanı olarak da kullanılmaktadır.Os mexilhões são também usados como animais de laboratório.
1825'te laboratuvar müdürlüğüne getirildi.Recebeu a nomeação para diretor do laboratório em fevereiro de 1825.
Genelde laboratuvar ölçekli araştırmalarda kullanılan bir prosestir.O questionário é o instrumento usualmente utilizado nas pesquisas Survey.
Bu yetenek evindeki laboratuvarında yaptığı deneyler sayesinde korunmuştur.Por causa desse poder foi mantido em laboratório para experiências.
Filmin laboratuvar ve çekim sonrası işlemleri Almanya'nın Münih kentindeki Arri Stüdyoları'nda yapıldı.A mixagem e a pós-produção das músicas foram feitas nos estúdios Advision, em Londres.
Daha sonra Cavendish Laboratuvarında Wilson ve Lord Rutherford ile birlikte çalıştı.Em seguida foi trabalhar no Cavendish Laboratory sob a supervisão de Rutherford.
O yıllarda Bell laboratuvarında yaygın kullanıldı.Nessa época, o termo era amplamente usado nos Bell Labs.
Sistem mühendisliği alanı 1940'lara Bell Telefon Laboratuvarlarına kadar uzanır.O termo engenharia de sistemas foi introduzido na década de 1940 nos Laboratórios Bell.
Dang hastalığı, mikrobiyoloji ve mikrobiyolojik laboratuvar testleriyle teşhis edilebilir.O diagnóstico da dengue pode ser confirmado por testes microbiológicos de laboratório.
Çalışmalarını Bell Laboratuvarları'nda yürütmüştür.Aposentado, trabalhou no Bell Labs.
EN 45003 Standardı: Laboratuvarları akredite eden kuruluşlar için genel kriterlerdir.403.15 - Acesso de licenças por parte do cliente* excedido.
Bundan sonraki birkaç on yıl için piezoelektrik özellik bir laboratuvar merakı oldu.Nas décadas seguintes, a piezoeletricidade permaneceu como sendo uma curiosidade de laboratório.
Fakülte binalarında 20 bilgisayar laboratuvarı vardır.Possui 20 estabelecimentos de ensino primário.
Odasında gizli Laboratuvar'ı vardır.Sua casa tem um laboratório funcional.
Bu deneyler laboratuvar ortamında kontrollerle yapılmaktadır.Funciona sob supervisão direta de laboratório.
1954 yılında Kaliforniya radyasyon laboratuvarlarına yardımcı direktör olarak geri dönmüştür.Em 1954 foi nomeado diretor associado do Laboratório de Radiação.
Bu yetisi elektron mikroskobunu yüksek çözünürlüklü görüntü için yararlı bir laboratuvar aleti yapar.Esta capacidade torna a microscopia eletrônica útil para a imagiologia de alta resolução.
Polipropilen karbonları ayrıca laboratuvarlarda arıtılmış suyu aktarmak için kullanılır.Amostras de tecidos também serão enviadas para laboratórios no exterior.
Bu mikroskoplar biyoloji laboratuvarları için elverişlidir.Estes fungos são importantes agentes de contaminação nos laboratórios de microbiologia.
Okulun laboratuvar tezgâhını çok seviyordu.Prefere a segurança do laboratório.
1904 yılında ise Düşük sıcaklıklar fiziği üzerine çalışmalarını yapabileceği bir laboratuvar kurdu.Ainda em 1910, desenvolveu uma hidrocele testicular e precisava ser operado.
Odasında gizli Laboratuvar'ı vardır.Hij heeft ook een laboratorium op zijn kamer.
Dolby Laboratuvarı, ŞTİ.Website van Dolby Laboratories
Bu arada, Edda bir hastane laboratuvarında çalıştı ve bir sağlık teknisyeni olmayı umuyordu.Ze werkte in een laboratorium van een ziekenhuis en wilde technisch-medische assistente worden.
Wilhelm Wundt psikoloji alanında tarihteki ilk laboratuvarı kurmuş.Wilhelm Wundt sticht het eerste psychologisch laboratorium op.
1962'de yeni yapılan Cambridge'deki MRC Moleküler Biyoloji Laboratuvarı'na geçti.In 1962 stapte hij over naar het pasopgerichte MRC Laboratorium van Moleculaire Biologie in Cambridge.
Bu arada evlerinin kilerinde bir kimya laboratuvarı kurdu.Daarom heeft hij in zijn woning een laboratorium ingericht.
Mars Bilim Laboratuvarı adlı keşif sondası (curiosity) "merak" Kasım 2011'de fırlatıldı.Op 6 augustus 2012 landde het Mars Science Laboratory (meestal 'Curiosity' genoemd) op Mars.
Bell Laboratuvarları, Alcatel-Lucent'in devralınmasının ardından Nokia Corporation'ın yan kuruluşu oldu.Sinds de overname van Alcatel-Lucent door Nokia is het onderdeel van de onderzoeksafdelingen van Nokia.
Çin, 29 Eylül 2011'de ilk uzay laboratuvarı Tiangong-1'i fırlattı.En op 19 september 2011 werd hier de ruimtelaboratoriummodule Tiangong 1 gelanceerd.
Böylece tüm laboratuvar serbest düşüşte olur.Meteen wordt de hele bar doodstil.
Öğrenciliğinden sonra Emil Fischer'in laboratuvarında ve Berlin Humboldt Üniversitesi çalıştı.Hij studeerde in het laboratorium van Emil Fischer en werkte aan de Universiteit van Berlijn.
Daha doğrusu ilgili bilgiler genelde laboratuvarda tavşanlar üzerine yapılan çalışmalardan elde edilmiştir.De relevante kennis is in plaats daarvan grotendeels afkomstig van laboratoriumonderzoek met konijnen.
İçerik sadece laboratuvar analizi ile tespit edilebilir.De aandoening kan enkel bevestigd worden via laboratoriumonderzoek.
Hepatotoksinler laboratuvar ortamında da elde edilebilir.Het kan ook bereid worden in het laboratorium.
Soxhlet ekstraktörü, 1879 yılında Franz von Soxhlet tarafından icat edilmiş bir laboratuvar cihazıdır.Von Soxhlet vond in 1879 het soxhlet-apparaat uit.
1986 ile 1996 yılları arasında, Cambridge'de Moleküler Biyoloji Laboratuvarı'nın direktörlüğünü yaptı.Van 1986 tot 1996 was hij directeur van het Laboratorium van Moleculaire Biologie.
Kullanım sırasında laboratuvar gözlüğü, önlüğü, eldivenleri tavsiye edilir.Gebruik van handschoenen, stofbril, laboratoriumjas en stofmasker wordt aangeraden.
Örgüt 1964 yılındda Oak Ridge Ulusal Laboratuvarı'na taşındı.In 2011 werd een samenwerkingsovereenkomst afgesloten met Oak Ridge National Laboratory.
Ayrıca tavuklar laboratuvarlarda deney hayvanı olarak da kullanılmaktadır.Het dier wordt ook in laboratoria gehouden.
Laboratuvarda DNA polimerazlar çoğu zaman polimeraz zincir reaksiyonu için kullanılırlar.In het laboratorium wordt DNA-polymerase gebruikt om in een polymerase-kettingreactie het DNA te vermeerderen.
Bir kimya laboratuvarında laborant olarak çalıştı.Droog ging daar als laborant werken bij een chemisch laboratorium.
Projeye Berkeley'deki Kaliforniya Üniversitesi'nin Uzay Bilimleri Laboratuvarı ev sahipliği yapmaktadır.De onderzoeksgroep is gevestigd in het Space Science Labaratory te Berkeley.
1963 yılında ABD'nin New Mexico eyaletindeki Los Alamos Ulusal Laboratuvarlarında dizayn edilmiştir.In 1943 werd in het noorden van de staat het Los Alamos National Laboratory geopend.
Chicago'da Manhattan projesinin Metalurji laboratuvarında çalışmaya başladı.Oorspronkelijk werd het Manhattanproject in Chicago uitgevoerd.
Patenti DuPont tarafından alınan bu maddenin daha sonra patenti Abbott Laboratuvarları firmasına satılmıştır.De rechten op deze uitvinding zijn in handen van het bedrijf DuPont.
Kaliforniya'daki Lawrence Livermore Ulusal Laboratuvarının adına ithafen livermoryum denmiştir.Het bevindt zich in het Lawrence Livermore National Laboratory in Livermore (Californië).
DNA ligaz enzimi moleküler biyoloji laboratuvarlarında rekombinant DNA uygulamalarında kullanılır.DNA-ligasen worden veel gebruikt in de moleculaire biologie voor recombinatie-experimenten.
Dang hastalığı, mikrobiyoloji ve mikrobiyolojik laboratuvar testleriyle teşhis edilebilir.Dengue kan worden vastgesteld aan de hand van microbiologisch laboratoriumonderzoek.
Charcot bu hastanenin o dönemin en büyük nöropatoloji laboratuvarı olmasını sağladı.Dit maakte Braun de grootste aandeelhouder van Electronic Arts in die tijd.
O, laboratuvarda çalışır.Hij werkt in het laboratorium.
Yeteneklisin, özgünsün ve laboratuvarın nefes kesici.Je bent getalenteerd, origineel en je laboratorium is adembenemend.
Dolby Laboratuvarı, ŞTİ.Dolby Laboratories (ang.). .
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod