lütuf ile cümle
lütuf kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Sayın Bickersteth onun lütuf sahibi olduğu izlenimi verebilir.Pan Bickersteth mogłoby Jego łaski wrażenie, że jego właściciel.
Sayın Bickersteth onun lütuf sahibi olduğu izlenimi verebilir.Pan Bickersteth mohl dát svou milost dojem, že byl vlastníkem to.
Sayın Bickersteth onun lütuf sahibi olduğu izlenimi verebilir.Pán Bickersteth mohol dať svoju milosť dojem, že bol vlastníkom to.
Sayın Bickersteth onun lütuf sahibi olduğu izlenimi verebilir.Ο κ. Bickersteth θα μπορούσε να δώσει τη χάρη του την εντύπωση ότι ήταν ο ιδιοκτήτης του.
Sayın Bickersteth onun lütuf sahibi olduğu izlenimi verebilir.Г-н Bickersteth може да даде Своята благодат впечатлението, че той е собственик на него.
Sayın Bickersteth onun lütuf sahibi olduğu izlenimi verebilir.Г-н Бикерстет мог дать его милости впечатление, что он был владельцем этого.
Sayın Bickersteth onun lütuf sahibi olduğu izlenimi verebilir.Г-н Бікерстет міг дати його милості враження, що він був власником цього.
Sayın Bickersteth onun lütuf sahibi olduğu izlenimi verebilir.هل يمكن للسيد بيكرستيث تعطي الانطباع نعمته أنه كان صاحب ذلك.
Sayın Bickersteth onun lütuf sahibi olduğu izlenimi verebilir.あなたの許可で、私は私が氏のビッカーステスのにあったという考えを伝えることができる
Sen insanların en güzelisin, Lütuf saçılmış dudaklarına. Çünkü Tanrı seni sonsuza dek kutsamış.(44:3) Ты прекраснее сынов человеческих; благодать излилась из уст Твоих; посему благословил Тебя Бог на веки.
Sen insanların en güzelisin, Lütuf saçılmış dudaklarına. Çünkü Tanrı seni sonsuza dek kutsamış.Den skønneste er du af Menneskens Børn, Ynde er udgydt på dine Læber, derfor velsignede Gud dig for evigt.
Sen insanların en güzelisin, Lütuf saçılmış dudaklarına. Çünkü Tanrı seni sonsuza dek kutsamış.Du bist der Schönste unter den Menschenkindern, holdselig sind deine Lippen; darum segnet dich Gott ewiglich.
Sen insanların en güzelisin, Lütuf saçılmış dudaklarına. Çünkü Tanrı seni sonsuza dek kutsamış.Effonde il mio cuore liete parole, io canto al re il mio poema. La mia lingua è stilo di scriba veloce
Sen insanların en güzelisin, Lütuf saçılmış dudaklarına. Çünkü Tanrı seni sonsuza dek kutsamış.Fölbuzog szívem szép beszédre. Mondom: mûvem a királynak szól. Nyelvem gyors írónak tolla.
Sen insanların en güzelisin, Lütuf saçılmış dudaklarına. Çünkü Tanrı seni sonsuza dek kutsamış.왕은 인생보다 아름다와 은혜를 입술에 머금으니 그러므로 하나님이 왕에게 영영히 복을 주시도다
Sen insanların en güzelisin, Lütuf saçılmış dudaklarına. Çünkü Tanrı seni sonsuza dek kutsamış.Mnogo lepši si od sinov človeških, miloba je razlita po ustnah tvojih, zatorej te je Bog blagoslovil vekomaj.
Sen insanların en güzelisin, Lütuf saçılmış dudaklarına. Çünkü Tanrı seni sonsuza dek kutsamış.Vyneslo srdce mé slovo dobré, vypravovati budu písně své o králi, jazyk můj jako péro hbitého písaře.
Sen insanların en güzelisin, Lütuf saçılmış dudaklarına. Çünkü Tanrı seni sonsuza dek kutsamış.Ти си по-красив от човешките чада; На устата ти се изля благодат; Затова те благослови Бог до века.
Sen insanların en güzelisin, Lütuf saçılmış dudaklarına. Çünkü Tanrı seni sonsuza dek kutsamış.יפיפית מבני אדם הוצק חן בשפתותיך על כן ברכך אלהים לעולם׃
Sen insanların en güzelisin, Lütuf saçılmış dudaklarına. Çünkü Tanrı seni sonsuza dek kutsamış.انت ابرع جمالا من بني البشر. انسكبت النعمة على شفتيك لذلك باركك الله الى الابد.
Sen insanların en güzelisin, Lütuf saçılmış dudaklarına. Çünkü Tanrı seni sonsuza dek kutsamış.你 比 世 人 更 美 、 在 你 嘴 裡 滿 有 恩 惠 . 所 以 神 賜 福 給 你 、 直 到 永 遠
Sen insanların en güzelisin, Lütuf saçılmış dudaklarına. Çünkü Tanrı seni sonsuza dek kutsamış.你 比 世人 更 美 、 在 你 嘴裡滿 有 恩惠 . 所以 神賜福給 你 、 直到 永遠
Şimdi, sonsuz neşe ve lütuf için aç ruhlarının kurtuluşu için bu yolda yürüyelim.Marchons sur ce chemin du Salut pour les âmes assoiffées de l'humanité pour goûter la grâce et joie immortel.
Sizin ona gitmeniz lazım; bu lütufta bulunmanız lazım.Bạn phải tìm đến Watson, bạn phải thực hiện chuyến hành hương.
Sizin ona gitmeniz lazım; bu lütufta bulunmanız lazım.C'est à vous de venir, de faire le pélerinage.
Sizin ona gitmeniz lazım; bu lütufta bulunmanız lazım.Je moet naar hem komen, een bedevaart maken.
Sizin ona gitmeniz lazım; bu lütufta bulunmanız lazım.다른 사람이 들어갈 수 밖에 없어요. 여러분이 참배를 가야만 합니다.
Sizin ona gitmeniz lazım; bu lütufta bulunmanız lazım.Man muss zu ihm kommen, sich auf diesen Pilgerweg begeben.
Sizin ona gitmeniz lazım; bu lütufta bulunmanız lazım.Man skal komme til den; man skal tage pilgrimsrejsen.
Sizin ona gitmeniz lazım; bu lütufta bulunmanız lazım.Sei tu che devi andare da lui. Devi fare un pellegrinaggio.
Sizin ona gitmeniz lazım; bu lütufta bulunmanız lazım.Temos que ir ter até ele; temos que fazer a peregrinação.
Sizin ona gitmeniz lazım; bu lütufta bulunmanız lazım.Tienes que venir a él; debes hacer la peregrinación.
Sizin ona gitmeniz lazım; bu lütufta bulunmanız lazım.Trebuie să mergi tu la el; să faci pelerinajul.
Sizin ona gitmeniz lazım; bu lütufta bulunmanız lazım.Trzeba do niego pielgrzymować.
Sizin ona gitmeniz lazım; bu lütufta bulunmanız lazım.Vy musíte za ním, na vás je vykonat tu pouť.
Sizin ona gitmeniz lazım; bu lütufta bulunmanız lazım.Εσύ πρέπει να πας σ' αυτόν. Πρέπει να κάνεις το προσκύνημα.
Sizin ona gitmeniz lazım; bu lütufta bulunmanız lazım.Трябва да дойдете на шоуто; трябва да присъствате.
Sizin ona gitmeniz lazım; bu lütufta bulunmanız lazım.Ты должен прийти к нему; ты должен совершить паломничество.
Sizin ona gitmeniz lazım; bu lütufta bulunmanız lazım.אתה חייב לבוא אליו: אתה חייב לעלות אליו לרגל.
Sizin ona gitmeniz lazım; bu lütufta bulunmanız lazım.يجب أن تأتي إليه؛ يجب أن تقوم الحج.
Sizin ona gitmeniz lazım; bu lütufta bulunmanız lazım.他の人間の挑戦者と一緒に
Sonra ‹‹Lütuf›› adındaki değneğimi aldım ve bütün uluslarla yapmış olduğum antlaşmayı bozmak için kırdım.Entonces tomé mi cayado Gracia y lo quebré para anular mi pacto que hice con todos los pueblos
Sonra ‹‹Lütuf›› adındaki değneğimi aldım ve bütün uluslarla yapmış olduğum antlaşmayı bozmak için kırdım.E tomei a minha vara Graça, e a quebrei, para desfazer o meu pacto, que tinha estabelecido com todos os povos.
Sonra ‹‹Lütuf›› adındaki değneğimi aldım ve bütün uluslarla yapmış olduğum antlaşmayı bozmak için kırdım.이에 은총이라 하는 막대기를 취하여 잘랐으니 이는 모든 백성과 세운 언약을 폐하려 하였음이라
Sonra ‹‹Lütuf›› adındaki değneğimi aldım ve bütün uluslarla yapmış olduğum antlaşmayı bozmak için kırdım.Presi il bastone chiamato Benevolenza e lo spezzai: ruppi così l'alleanza da me stabilita con tutti i popoli
Sonra ‹‹Lütuf›› adındaki değneğimi aldım ve bütün uluslarla yapmış olduğum antlaşmayı bozmak için kırdım.Protož vzav hůl svou utěšení, posekal jsem ji, zrušiv smlouvu svou, kterouž jsem učinil se vším tím lidem.
Sonra ‹‹Lütuf›› adındaki değneğimi aldım ve bütün uluslarla yapmış olduğum antlaşmayı bozmak için kırdım.И като взех тоягата си Благост пресякох я, за да унищожа завета, който бях направил с всичките племена.
Sonra ‹‹Lütuf›› adındaki değneğimi aldım ve bütün uluslarla yapmış olduğum antlaşmayı bozmak için kırdım.ואקח את מקלי את נעם ואגדע אתו להפיר את בריתי אשר כרתי את כל העמים׃
Sonra ‹‹Lütuf›› adındaki değneğimi aldım ve bütün uluslarla yapmış olduğum antlaşmayı bozmak için kırdım.فاخذت عصاي نعمة وقصفتها لانقض عهدي الذي قطعته مع كل الاسباط.
Sonra ‹‹Lütuf›› adındaki değneğimi aldım ve bütün uluslarla yapmış olduğum antlaşmayı bozmak için kırdım.我 折 斷 那 稱 為 榮 美 的 杖 、 表 明 我 廢 棄 與 萬 民 所 立 的 約
Sonra ‹‹Lütuf›› adındaki değneğimi aldım ve bütün uluslarla yapmış olduğum antlaşmayı bozmak için kırdım.我 折斷 那 稱為榮 美 的 杖 、 表明 我 廢棄與 萬民 所立 的 約
Tanrının etkin gücüyle bana verilen lütuf armağanı uyarınca bu Müjdeyi yaymakla görevlendirildim.al cărei slujitor am fost făcut eu, după darul harului lui Dumnezeu, dat mie prin lucrarea puterii Lui.
Tanrının etkin gücüyle bana verilen lütuf armağanı uyarınca bu Müjdeyi yaymakla görevlendirildim.do qual fui feito ministro, segundo o dom da graça de Deus, que me foi dada conforme a operação do seu poder.
Tanrının etkin gücüyle bana verilen lütuf armağanı uyarınca bu Müjdeyi yaymakla görevlendirildim.hvis Tjener jeg er bleven ifølge den Guds Nådes Gave, som blev given mig ved hans Magts Virkekraft.
Tanrının etkin gücüyle bana verilen lütuf armağanı uyarınca bu Müjdeyi yaymakla görevlendirildim.hvis tjener jeg er blitt efter den Guds nådes gave som er mig gitt ved virksomheten av hans makt.
Tanrının etkin gücüyle bana verilen lütuf armağanı uyarınca bu Müjdeyi yaymakla görevlendirildim.katerega služabnik sem postal po daru milosti Božje, podeljene mi po delovanju moči njegove.
Tanrının etkin gücüyle bana verilen lütuf armağanı uyarınca bu Müjdeyi yaymakla görevlendirildim.이 복음을 위하여 그의 능력이 역사하시는대로 내게 주신 하나님의 은혜의 선물을 따라 내가 일군이 되었노라
Tanrının etkin gücüyle bana verilen lütuf armağanı uyarınca bu Müjdeyi yaymakla görevlendirildim.Kteréhož já učiněn jsem slouha z daru milosti Boží mně dané, podle působení moci jeho.
Tanrının etkin gücüyle bana verilen lütuf armağanı uyarınca bu Müjdeyi yaymakla görevlendirildim.ktorého som sa stal služobníkom podľa daru milosti Božej, ktorá mi je daná podľa pôsobenia jeho moci.
Tanrının etkin gücüyle bana verilen lütuf armağanı uyarınca bu Müjdeyi yaymakla görevlendirildim.Której stałem się sługą według daru łaski Bożej, która mi jest dana według skutku mocy jego.
İlgili Sayfalar