Bir bardak köpüklü su, lütfen.A glass of sparkling water, please.
Leon'a bir dönüş bileti, lütfen.A return ticket to Leon, please.
Banyolu iki kişilik bir oda lütfen.A room for two with bath, please.
Lütfen küçük bir porsiyon jambon ve bir fıçı birası.A small portion of ham, please, and a draught beer.
Bir zarf ve bir pul, lütfen.An envelope and a stamp, please.
Lütfen bana menüyü getirin!Bring me the menu, please.
Hesabı getirin, lütfen.Bring the bill, please.
Bir kilo biftek alabilir miyim, lütfen?Can I get a kilo of beef steaks please?
Bir kilo tavuk göğsü alabilir miyim lütfen?Can I get a kilo of chicken breast please?
Lütfen bir kilo ton balığı filetosu alabilir miyim?Can I get a kilo of tuna fish fillets please?
Yarım kilo tavuk ayağı alabilir miyim, lütfen?Can I get half a kilo of chicken legs, please?
Lütfen buzlu bir bardak alabilir miyim?Can I have a cup with ice please?
Ben bir cin ve kola alabilir miyim lütfen?Can I have a gin and coke please?
Bir bira daha alabilir miyim lütfen?Can I have another beer, please?
Paramı geri alabilir miyim, lütfen?Can I have my money back, please?
Lütfen bana yardım edebilir misin?Can you help me, please?
Lütfen bana restoranın nerede olduğunu söyler misiniz?Can you please tell me where the restaurant is?
Lütfen odanı temizle.Clean your room, please.
Bir dakika sonra geri gelir misin, lütfen?Could you come back in a minute, please?
Lütfen bana faturamı getirin.Please bring me my bill.
Lütfen hesabımı getirin.Please bring me my bill.
Lütfen içeri gel.Please come in.
Herkes, lütfen sakin olsun.Everyone, please be quiet.
Lütfen bir teneke bira daha alabilir miyim?Could I please have one more can of beer?
Lütfen teleksle cevaplayın.Please reply by telex.
Bu kazak ne kadar, lütfen?How much is this pullover, please?
Lütfen o kırmızı çatılı eve bak.Please look at that red-roofed house.
Lütfen önceden planınızı bana bildirin.Please inform me of the plan ahead of time.
Lütfen bunu yapın.Please do that.
Lütfen sayacı okuyunuz.Please read the meter.
Lütfen metre üzerindeki rakamları okuyun.Please read the numbers on the meter.
Lütfen daha yüksek bir sesle konuşun.Please speak in a louder voice.
Lütfen onu daha yüksek sesle söyle.Please say it more loudly.
Lütfen bir kişi seçin.Please choose one person.
Lütfen onun hakkında düşün.Please think about it.
Lütfen onun üzerinde düşün.Please think it over.
Lütfen şişeyi aç.Please open the bottle.
Lütfen onu paketleyin.Please wrap it up.
Birisi kapıyı açabilir mi, lütfen?Could somebody please open the door?
Lütfen arabaya bin.Please get into the car.
Hey herkes, lütfen dinleyin.Hey everyone, please listen.
Lütfen daha yüksek sesle konuşun.Please speak more loudly.
Biraz daha sessiz, lütfen.A little quieter, please.
Lütfen biraz bekleyin. Onun geri dönüp dönmediğine bakacağım.Please hold a moment. I will see if he is back.
Lütfen içeri gelme.Don't come in.
Lütfen yarın beni görmeye gelin.Please come see me tomorrow.
Lütfen ceketinizi giriş salonunda asın.Please hang your coat in the anteroom.
Lütfen ceketinizi bekleme odasına asın.Please hang your coat in the anteroom.
Hilton Otel'ine lütfen.To the Hilton Hotel, please.
Bu durumda, 100 € lütfen.In this case, 100 euro please.
Bayanlar ve baylar, lütfen oturun.Ladies and gentlemen, please sit down.
Oda anahtarım, lütfen.My room key, please.
Lütfen bana fatura et.Please bill me.
Bir doktor çağırın lütfen!Please call a doctor!
Lütfen benim için bir taksi çağır.Please call a taxi for me.
Beni lütfen öğleden önce saat dokuzda ara.Please call me at nine AM.
Lütfen giderken kapıyı kapa.Please close the door when you leave.
Lütfen dokunmayın.Please do not touch.
Lütfen dokunma.Please don't touch.
Lütfen ne zaman inmem gerektiğini bana bildir.Please let me know when I should get off.