Ana içeriğe geç
Sözlük

lüks ile cümle

lüks kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Evet. acık sarı zemin üzerine limoni renkli.. bakanların gözünü alacak. altın işlemeli lüks bir elbiseJa, tukaj imamo rumeno obleko, barva limone z črnim šalom... Posebnost obleke so zlati našitki in dodatki...
Evet. acık sarı zemin üzerine limoni renkli.. bakanların gözünü alacak. altın işlemeli lüks bir elbiseכן גוון הצהוב הבהיר ולימון מראה של יוקרה וקסם שמלה מאוד מרשימה עם וולנים מזהב מפוזרת באנים לכל אורך השמלה
Evet. acık sarı zemin üzerine limoni renkli.. bakanların gözünü alacak. altın işlemeli lüks bir elbise金のスパンコールとビーズで ドレスの贅沢さを強調します このベラ・ソンのドレスは 1000万からのスタートです
Fakat bağlanmış okuyucular bir lükstür.Aber die meisten von uns haben keine begeisterte Leserschaft hinter sich.
Fakat bağlanmış okuyucular bir lükstür.Dar majoritatea nu dispunem de luxul unei audiențe captivate.
Fakat bağlanmış okuyucular bir lükstür.De meesten van ons missen de luxe van een geboeid publiek.
Fakat bağlanmış okuyucular bir lükstür.Jednak większość z nas nie urzeka czytelników.
Fakat bağlanmış okuyucular bir lükstür.그런데 우리들 대부분은 우리에게 매료된 청중이 있는 것도 아니에요.
Fakat bağlanmış okuyucular bir lükstür.Mais la plupart d'entre nous n'ont pas le luxe d'avoir un public captif.
Fakat bağlanmış okuyucular bir lükstür.Ma la maggior parte di noi non si può permettere un pubblico involontario.
Fakat bağlanmış okuyucular bir lükstür.Mas a maior parte de nós não tem a sorte duma audiência atenta.
Fakat bağlanmış okuyucular bir lükstür.Sin embargo, la mayoría de nosotros no se da el lujo de una audiencia sin más remedio que escuchar.
Fakat bağlanmış okuyucular bir lükstür.Tuy nhiên, hầu hết chúng ta không có sự xa xỉ của một độc giả bất đắc dĩ.
Fakat bağlanmış okuyucular bir lükstür.Väčšina z nás však nemá takto zaujaté publikum.
Fakat bağlanmış okuyucular bir lükstür.Όμως, οι περισσότεροι από εμάς δεν έχουν την πολυτέλεια ενός δέσμιου κοινού.
Fakat bağlanmış okuyucular bir lükstür.Но повечето от нас не разполагат с лукса на отдадени читатели.
Fakat bağlanmış okuyucular bir lükstür.Однако у большинства из нас нет роскоши аудитории, которая волей-неволей выслушает нас до конца.
Fakat bağlanmış okuyucular bir lükstür.אבל לרובנו אין את הלוקסוס של קהל שבוי.
Fakat bağlanmış okuyucular bir lükstür.その他無数にある娯楽だけでなく
Financial Times dan alınan bir istatistiktir-- biz hepimiz lüks ekonomisine odaklanmış durumdayız.이달 초에 발표된 자료입니다-- 우리는 모두 호화 경제에 집중하고 있어요.
Financial Times dan alınan bir istatistiktir-- biz hepimiz lüks ekonomisine odaklanmış durumdayız.Tờ Financial Times của đầu tháng này Tất cả chúng ta đang tập trung vào nền kinh tế xa hoa.
Financial Times dan alınan bir istatistiktir-- biz hepimiz lüks ekonomisine odaklanmış durumdayız.Όλοι μας εστιάζουμε στην πολυτελή οικονομία.
Financial Times dan alınan bir istatistiktir-- biz hepimiz lüks ekonomisine odaklanmış durumdayız.ממוקדם יותר החודש בפיננשיאל טיימס -- כולנו מרוכזים בכלכלת המותרות.
Financial Times dan alınan bir istatistiktir-- biz hepimiz lüks ekonomisine odaklanmış durumdayız.وقت سابق من هذا الشهر في صحيفة فاينانشال تايمز - نحن جميعا نركز على الاقتصاد الفاخر
Financial Times dan alınan bir istatistiktir-- biz hepimiz lüks ekonomisine odaklanmış durumdayız.誰もがぜい沢品の経済に注目します その価値は 毎年1.5兆ドルに上ります
Geçenlerde İstanbul'da Herald Tribune'un düzenlediği lüks konulu bir konferanstaydım.Am fost de curând la o conferinţă pe tema luxului, organizată de Herald Tribune, în Istanbul.
Geçenlerde İstanbul'da Herald Tribune'un düzenlediği lüks konulu bir konferanstaydım.Byłam ostatnio na konferencji o luksusie, organizowanej przez Herald Tribune w Istambule.
Geçenlerde İstanbul'da Herald Tribune'un düzenlediği lüks konulu bir konferanstaydım.Es war wirklich interessant, weil ich die letzte Rednerin war. Meine Vorredner sprachen wirklich über Luxus.
Geçenlerde İstanbul'da Herald Tribune'un düzenlediği lüks konulu bir konferanstaydım.Ik was onlangs op een conferentie over luxe in Istanboel, georganiseerd door de Herald Tribune.
Geçenlerde İstanbul'da Herald Tribune'un düzenlediği lüks konulu bir konferanstaydım.J'étais récemment à une conférence sur le luxe, organisée par le Herald Tribune, à Istanbul.
Geçenlerde İstanbul'da Herald Tribune'un düzenlediği lüks konulu bir konferanstaydım.얼마전 이스탄불에서 헤럴드 트리뷴이 주최한 럭셔리에 관한 컨퍼런스에 참석했죠
Geçenlerde İstanbul'da Herald Tribune'un düzenlediği lüks konulu bir konferanstaydım.Recientemente estuve en una conferencia sobre el lujo, organizada por el Herald Tribune, en Estambul.
Geçenlerde İstanbul'da Herald Tribune'un düzenlediği lüks konulu bir konferanstaydım.Tôi mới dự một hội nghị về mặt hàng cao cấp tổ chức bởi Herald Tribune ở Istanbul.
Geçenlerde İstanbul'da Herald Tribune'un düzenlediği lüks konulu bir konferanstaydım.Ultimamente sono stata ad un conferenza sul lusso, organizzata da Herald Tribune, ad Istanbul.
Geçenlerde İstanbul'da Herald Tribune'un düzenlediği lüks konulu bir konferanstaydım.Ήμουν πρόσφατα σε ένα συνέδριο για την πολυτέλεια, που οργανώθηκε από την Χέραλντ Τρίμπιουν, στην Ιστανμπούλ.
Geçenlerde İstanbul'da Herald Tribune'un düzenlediği lüks konulu bir konferanstaydım.Наскоро бях на конференция за лукса, организирана от "Хералд Трибюн", в Истанбул.
Geçenlerde İstanbul'da Herald Tribune'un düzenlediği lüks konulu bir konferanstaydım.Я была недавно на конференции о роскоши, организованной "Геральд Трибюн" в Стамбуле.
Geçenlerde İstanbul'da Herald Tribune'un düzenlediği lüks konulu bir konferanstaydım.הייתי לאחרונה בועידה בנושא מותרות שאורגנה על ידי ההראלד טריביון באיסטנבול.
Geçenlerde İstanbul'da Herald Tribune'un düzenlediği lüks konulu bir konferanstaydım.كنت مؤخراً في مؤتمر عن الرفاهية ، التي نظمتها صحيفة هيرالد تريبيون ، في اسطنبول.
Geçenlerde İstanbul'da Herald Tribune'un düzenlediği lüks konulu bir konferanstaydım.私は 最後のスピーカーだったのですが
Geçen yüzyılın en zengin soyguncu baronları, gezengendeki imparatorlar böylesi lüksleri hayal bile edemezdi.A múlt század legjómódúbb rabló bárói, a bolygónk császárai, még álmodni sem mertek ilyen luxuscikkekről!
Geçen yüzyılın en zengin soyguncu baronları, gezengendeki imparatorlar böylesi lüksleri hayal bile edemezdi.지난 세기에 황제같이 살았던 가장 부유했던 갑부들도 이와같은 사치품은 상상도 하지 못했지요.
Geçen yüzyılın en zengin soyguncu baronları, gezengendeki imparatorlar böylesi lüksleri hayal bile edemezdi.Najbogatsi baronowie złodziei ostatniego stulecia, rządzący planetą, mogli nawet nie śnić o takich luksusach.
Geçen yüzyılın en zengin soyguncu baronları, gezengendeki imparatorlar böylesi lüksleri hayal bile edemezdi.Najbohatším magnátom minulého storočia, pánom tejto planéty, sa mohlo o takom luxuse iba snívať.
Geçen yüzyılın en zengin soyguncu baronları, gezengendeki imparatorlar böylesi lüksleri hayal bile edemezdi.Nejbohatším zlodějským baronům posledního století, císařům této planety, se o takovém luxusu ani nesnilo.
Geçen yüzyılın en zengin soyguncu baronları, gezengendeki imparatorlar böylesi lüksleri hayal bile edemezdi.Богатейшие бароны-разбойники последнего столетия, монархи этой планеты даже не мечтали о такой роскоши.
Geçen yüzyılın en zengin soyguncu baronları, gezengendeki imparatorlar böylesi lüksleri hayal bile edemezdi.עשירי הברונים השודדים של המאה האחרונה, קיסרי כוכב הלכת הזה, לא יכלו אפילו לחלום על מותרות כאלה.
Geçen yüzyılın en zengin soyguncu baronları, gezengendeki imparatorlar böylesi lüksleri hayal bile edemezdi.أغنى رجال أعمال القرن الماض، امبروطورات هذا الكوكب، لم يكونوا ليحلموا بمثل هذا الترف.
Geçen yüzyılın en zengin soyguncu baronları, gezengendeki imparatorlar böylesi lüksleri hayal bile edemezdi.こんな贅沢な状況は 夢にも思わなかったでしょう
Geçmişte güzellik sadece eserlere özgüydü, sadece lüks yaşamın ayrıcalığına özgüydü.Dans le passé, la beauté était uniquement liée au monumental, au privilège du luxe.
Geçmişte güzellik sadece eserlere özgüydü, sadece lüks yaşamın ayrıcalığına özgüydü.En el pasado, la belleza solo se relacionaba con lo monumental solo con el privilegio del lujo.
Geçmişte güzellik sadece eserlere özgüydü, sadece lüks yaşamın ayrıcalığına özgüydü.Nel passato la bellezza era tipica solo dei monumenti, legata solo al privilegio del lusso.
Geçmişte güzellik sadece eserlere özgüydü, sadece lüks yaşamın ayrıcalığına özgüydü.في الماضي كان الجمال متصل فقط بالاشياء الاثرية متصل فقط بامتياز الرفاهية
Gerçek şu ki lüksün çok farklı türleri var.Adevărul e că există diferite tipuri de lux.
Gerçek şu ki lüksün çok farklı türleri var.En de waarheid is dat er verschillende soorten van luxe zijn.
Gerçek şu ki lüksün çok farklı türleri var.진실은 세상에는 매우 다른 종류의 럭셔리가 있다는 것입니다
Gerçek şu ki lüksün çok farklı türleri var.La réalité est qu'il a plusieurs formes de luxe.
Gerçek şu ki lüksün çok farklı türleri var.La verità è che esistono diversi tipi di lusso.
Gerçek şu ki lüksün çok farklı türleri var.Y la verdad es que existen diversos tipos de lujo.
Gerçek şu ki lüksün çok farklı türleri var.Και η αλήθεια είναι ότι υπάρχουν πολλά διαφορετικά είδη πολυτέλειας.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod