Geçen yüzyılın en zengin soyguncu baronları, gezengendeki imparatorlar böylesi lüksleri hayal bile edemezdi.Najbogatsi baronowie złodziei ostatniego stulecia, rządzący planetą, mogli nawet nie śnić o takich luksusach.
Geçen yüzyılın en zengin soyguncu baronları, gezengendeki imparatorlar böylesi lüksleri hayal bile edemezdi.Najbohatším magnátom minulého storočia, pánom tejto planéty, sa mohlo o takom luxuse iba snívať.
Geçen yüzyılın en zengin soyguncu baronları, gezengendeki imparatorlar böylesi lüksleri hayal bile edemezdi.Nejbohatším zlodějským baronům posledního století, císařům této planety, se o takovém luxusu ani nesnilo.
Geçen yüzyılın en zengin soyguncu baronları, gezengendeki imparatorlar böylesi lüksleri hayal bile edemezdi.Богатейшие бароны-разбойники последнего столетия, монархи этой планеты даже не мечтали о такой роскоши.
Geçen yüzyılın en zengin soyguncu baronları, gezengendeki imparatorlar böylesi lüksleri hayal bile edemezdi.עשירי הברונים השודדים של המאה האחרונה, קיסרי כוכב הלכת הזה, לא יכלו אפילו לחלום על מותרות כאלה.
Geçen yüzyılın en zengin soyguncu baronları, gezengendeki imparatorlar böylesi lüksleri hayal bile edemezdi.أغنى رجال أعمال القرن الماض، امبروطورات هذا الكوكب، لم يكونوا ليحلموا بمثل هذا الترف.
Geçen yüzyılın en zengin soyguncu baronları, gezengendeki imparatorlar böylesi lüksleri hayal bile edemezdi.こんな贅沢な状況は 夢にも思わなかったでしょう
Geçmişte güzellik sadece eserlere özgüydü, sadece lüks yaşamın ayrıcalığına özgüydü.Dans le passé, la beauté était uniquement liée au monumental, au privilège du luxe.
Geçmişte güzellik sadece eserlere özgüydü, sadece lüks yaşamın ayrıcalığına özgüydü.En el pasado, la belleza solo se relacionaba con lo monumental solo con el privilegio del lujo.
Geçmişte güzellik sadece eserlere özgüydü, sadece lüks yaşamın ayrıcalığına özgüydü.Nel passato la bellezza era tipica solo dei monumenti, legata solo al privilegio del lusso.
Geçmişte güzellik sadece eserlere özgüydü, sadece lüks yaşamın ayrıcalığına özgüydü.في الماضي كان الجمال متصل فقط بالاشياء الاثرية متصل فقط بامتياز الرفاهية
Gerçek şu ki lüksün çok farklı türleri var.Adevărul e că există diferite tipuri de lux.
Gerçek şu ki lüksün çok farklı türleri var.En de waarheid is dat er verschillende soorten van luxe zijn.
Gerçek şu ki lüksün çok farklı türleri var.진실은 세상에는 매우 다른 종류의 럭셔리가 있다는 것입니다
Gerçek şu ki lüksün çok farklı türleri var.La réalité est qu'il a plusieurs formes de luxe.
Gerçek şu ki lüksün çok farklı türleri var.La verità è che esistono diversi tipi di lusso.
Gerçek şu ki lüksün çok farklı türleri var.Y la verdad es que existen diversos tipos de lujo.
Gerçek şu ki lüksün çok farklı türleri var.Και η αλήθεια είναι ότι υπάρχουν πολλά διαφορετικά είδη πολυτέλειας.
Gerçek şu ki lüksün çok farklı türleri var.А истината е, че има много различни видове лукс.
Gerçek şu ki lüksün çok farklı türleri var.והאמת היא שיש סוגים שונים של מותרות,
Gerçek şu ki lüksün çok farklı türleri var.والحقيقة هي أن هناك أنواع مختلفة جداً من الرفاهية.
Gerçek şu ki lüksün çok farklı türleri var.あまり物を持っていない人々の高級品も存在します
Gerçekten ilginçti, ben son konuşmacıydım ve benden önce insanlar gerçekten lüksten bahsetti.정말 흥미 진진했습니다 제가 마지막 발표자였는데, 제 앞의 몇 사람은 진지하게 럭셔리에 관해 얘기했었죠
Gerçekten ilginçti, ben son konuşmacıydım ve benden önce insanlar gerçekten lüksten bahsetti.Беше много интересно, защото бях последният оратор, а преди мен имаше хора, които всъщност говореха за лукс.
Gerçekten ilginçti, ben son konuşmacıydım ve benden önce insanlar gerçekten lüksten bahsetti.וזה היה מעניין מפני שהייתי הדוברת האחרונה ולפניי היו אנשים שבאמת דיברו על מותרות,
Gerçekten ilginçti, ben son konuşmacıydım ve benden önce insanlar gerçekten lüksten bahsetti.وكان ذلك حقاً مثيراً للاهتمام، لأنني كنت آخر المتحدثين، وقبلي، كان هناك أناس يتحدثون حقاً عن الرفاهية.
Gerçekten ilginçti, ben son konuşmacıydım ve benden önce insanlar gerçekten lüksten bahsetti.興味深いことに私の前は 高級品についてのスピーチばかりでした 座を白けさせるつもりはなかったのですが
Göreceli lüks de var, zengin olmayan insanlar için.2つの例をお見せしましょう
Göreceli lüks de var, zengin olmayan insanlar için.C'è anche il lusso relativo, per coloro che non possiedono molto.
Göreceli lüks de var, zengin olmayan insanlar için.En er is luxe die relatief is, voor mensen die niet veel hebben.
Göreceli lüks de var, zengin olmayan insanlar için.Există luxul relativ, pentru oameni care nu au foarte multe.
Göreceli lüks de var, zengin olmayan insanlar için.가진것이 많지 않은 사람들에게 럭셔리는 상대적이죠
Göreceli lüks de var, zengin olmayan insanlar için.Le luxe est tout relatif, pour les personnes qui n'ont pas grand chose.
Göreceli lüks de var, zengin olmayan insanlar için.Y hay lujos que son relativos, para la gente que no tiene tanto.
Göreceli lüks de var, zengin olmayan insanlar için.Και υπάρχει η πολυτέλεια που είναι σχετική, για τους ανθρώπους που δεν έχουν τόσο πολλά.
Göreceli lüks de var, zengin olmayan insanlar için.Има лукс, който е относителен, за хора, които нямат чак толкова много.
Göreceli lüks de var, zengin olmayan insanlar için.ויש מותרות יחסיות לאנשים שאין להם כל כך הרבה.
Göreceli lüks de var, zengin olmayan insanlar için.وهناك الرفاهية التي هي نسبية ، للناس الذين لا يملكون الكثير.
Her adam biraz lüksleşme fırsatını hakeder.Cada homem merece a oportunidade de aspirar a algum luxo.
Her adam biraz lüksleşme fırsatını hakeder.Fiecare om merită șansa să aibă parte de un pic de lux.
Her adam biraz lüksleşme fırsatını hakeder.Hver mand fortjener muligheden for at gro en smule luksus.
Her adam biraz lüksleşme fırsatını hakeder.Jeder Mann sollte die Chance haben etwas Luxus anzuhäufen.
Her adam biraz lüksleşme fırsatını hakeder.Każdy mężczyzna zasługuje na "wzrost" odrobiny luksusu.
Her adam biraz lüksleşme fırsatını hakeder.Každý muž by měl mít příležitost vypěstovat si trochu přepychu.
Her adam biraz lüksleşme fırsatını hakeder.Každý muž si zaslúži šancu, aby si nechal narásť trocha luxusu.
Her adam biraz lüksleşme fırsatını hakeder.멀린(Malin Akerman)은 정말 딱 맞는 말을 한 것 같습니다.
Her adam biraz lüksleşme fırsatını hakeder.Minden férfi megérdemli a lehetőséget arra, hogy növesszen egy kis luxust.
Her adam biraz lüksleşme fırsatını hakeder.Mỗi đàn ông đều xứng đáng có được cơ hội nuôi dưỡng một chút gì đó xa xỉ.
Her adam biraz lüksleşme fırsatını hakeder.Ogni uomo merita l'opportunità di concedersi un po' di piacere.
Her adam biraz lüksleşme fırsatını hakeder.Todo hombre merece la oportunidad de dejarse crecer un lujito.
Her adam biraz lüksleşme fırsatını hakeder.Tous les hommes méritent l'opportunité d'avoir un peu de luxe.
Her adam biraz lüksleşme fırsatını hakeder.Κάθε άνδρας αξίζει την ευκαιρία να αφήσει λίγη πολυτέλεια.
Her adam biraz lüksleşme fırsatını hakeder.Всеки човек заслужава възможността да има малко лукс.
Her adam biraz lüksleşme fırsatını hakeder.Кожен чоловік заслуговує на можливість виростити собі щось розкішне.
Her adam biraz lüksleşme fırsatını hakeder.אני חושב שמאלין (אקרמן) היפה הציגה את זה באופן מושלם.
Her adam biraz lüksleşme fırsatını hakeder.كل رجل يستحق الفرصة للحصول على القليل من الرفاهية
Her adam biraz lüksleşme fırsatını hakeder.生やす権利があるわ」と 紳士淑女の皆さん そして特に大切な
Herkesin benim gibi renkli kalem kullanma lüksü yok.그리고 모두가 저처럼 알록달록한 펜을 쓸 수 있는 영광을 누리지는 못하죠
Herkesin benim gibi renkli kalem kullanma lüksü yok. Öbür türlü yeşil, mavi, pembe renkler derlerdi. .Nie każdy ma takie kolorowe pisaki jak ja, i może zrobić zielony punkt, niebieski, albo różowy.
Herkesin benim gibi renkli kalem kullanma lüksü yok. Öbür türlü yeşil, mavi, pembe renkler derlerdi. .Non tutti hanno il lusso di avere una penna colorata come la mia, perché potrebbero dire "il punto verde",