Seladan çöl yoluyla Siyon Kentinin kurulduğu dağa, Ülkenin hükümdarına kuzular gönderin.Pošljite jagnje gospodovalcu dežele od Sele tja po puščavi do gore hčere sionske.
Seladan çöl yoluyla Siyon Kentinin kurulduğu dağa, Ülkenin hükümdarına kuzular gönderin.»Sänden åstad de lamm som landets herre bör hava från Sela genom öknen till dottern Sions berg.»
Seladan çöl yoluyla Siyon Kentinin kurulduğu dağa, Ülkenin hükümdarına kuzular gönderin.Schickt dem Landesherrn Lämmer von Sela aus der Wüste zum Berge der Tochter Zion!
Seladan çöl yoluyla Siyon Kentinin kurulduğu dağa, Ülkenin hükümdarına kuzular gönderin.Send landsherren de lam han skal ha, fra Sela gjennem ørkenen til Sions datters berg!
Seladan çöl yoluyla Siyon Kentinin kurulduğu dağa, Ülkenin hükümdarına kuzular gönderin.Trimeteţi miei cîrmuitorului ţării, trimeteţi -i din Sela, prin pustie, la muntele fiicei Sionului!
Seladan çöl yoluyla Siyon Kentinin kurulduğu dağa, Ülkenin hükümdarına kuzular gönderin.Αποστειλατε το αρνιον προς τον αρχοντα της γης, απο Σελα εν τη ερημω προς το ορος της θυγατρος της Σιων.
Seladan çöl yoluyla Siyon Kentinin kurulduğu dağa, Ülkenin hükümdarına kuzular gönderin.Посылайте агнцев владетелю земли из Селы в пустыне на гору дочери Сиона;
Seladan çöl yoluyla Siyon Kentinin kurulduğu dağa, Ülkenin hükümdarına kuzular gönderin.Пращайте агнета за княза на земята От Села* в пустинята До хълма на сионовата дъщеря.
Seladan çöl yoluyla Siyon Kentinin kurulduğu dağa, Ülkenin hükümdarına kuzular gönderin.שלחו כר משל ארץ מסלע מדברה אל הר בת ציון׃
Seladan çöl yoluyla Siyon Kentinin kurulduğu dağa, Ülkenin hükümdarına kuzular gönderin.ارسلوا خرفان حاكم الارض من سالع نحو البرية الى جبل ابنة صهيون.
Seladan çöl yoluyla Siyon Kentinin kurulduğu dağa, Ülkenin hükümdarına kuzular gönderin.你 們 當 將 羊 羔 奉 給 那 地 掌 權 的 、 從 西 拉 往 曠 野 、 送 到 錫 安 城 的 山 。 〔 城 原 文 作 女 子
Seladan çöl yoluyla Siyon Kentinin kurulduğu dağa, Ülkenin hükümdarına kuzular gönderin.你 們當將 羊羔 奉給 那 地 掌權 的 、 從西拉往 曠野 、 送到 錫安 城 的 山 。 〔 城 原文 作 女子
Sera gazı açısından, İngiltere'de üretilen kuzu eti,Z hlediska skleníkových plynů, je jehně z Velké Británie
Sevinelim, coşalım! Onu yüceltelim! Çünkü Kuzunun düğünü başlıyor, Gelini hazırlandı.Chúng ta hãy hớn hở vui mừng, tôn vinh Ngài; vì lễ cưới Chiên Con đã tới, và vợ Ngài đã sửa soạn,
Sevinelim, coşalım! Onu yüceltelim! Çünkü Kuzunun düğünü başlıyor, Gelini hazırlandı.Chúng_ta hãy hớn_hở vui_mừng , tôn_vinh Ngài ; vì lễ cưới Chiên_Con đã tới , và vợ Ngài đã sửa_soạn ,
Sevinelim, coşalım! Onu yüceltelim! Çünkü Kuzunun düğünü başlıyor, Gelini hazırlandı.Gocémonos, alegrémonos y démosle gloria, porque han llegado las bodas del Cordero, y su novia se ha preparado
Sevinelim, coşalım! Onu yüceltelim! Çünkü Kuzunun düğünü başlıyor, Gelini hazırlandı.우리가 즐거워하고 크게 기뻐하여 그에게 영광을 돌리세 어린양의 혼인 기약이 이르렀고 그 아내가 예비하였으니
Sevinelim, coşalım! Onu yüceltelim! Çünkü Kuzunun düğünü başlıyor, Gelini hazırlandı.Lader os glæde og fryde os og give ham Æren; thi Lammets Bryllup er kommet, og hans Brud har gjort sig rede.
Sevinelim, coşalım! Onu yüceltelim! Çünkü Kuzunun düğünü başlıyor, Gelini hazırlandı.La oss glede og fryde oss og gi ham æren! for Lammets bryllup er kommet, og hans brud har gjort sig rede,
Sevinelim, coşalım! Onu yüceltelim! Çünkü Kuzunun düğünü başlıyor, Gelini hazırlandı.Radujme sa a plesajme a vzdajme jemu chválu, lebo prišla svadba Baránkova, a jeho manželka sa prihotovila.
Sevinelim, coşalım! Onu yüceltelim! Çünkü Kuzunun düğünü başlıyor, Gelini hazırlandı.Să ne bucurăm, să ne veselim, şi să -I dăm slavă! Căci a venit nunta Mielului; soţia Lui s'a pregătit,
Sevinelim, coşalım! Onu yüceltelim! Çünkü Kuzunun düğünü başlıyor, Gelini hazırlandı.Weselmy się i radujmy się, a dajmy mu chwałę; bo przyszło wesele Barankowe, a małżonka jego nagotowała się.
Sevinelim, coşalım! Onu yüceltelim! Çünkü Kuzunun düğünü başlıyor, Gelini hazırlandı.Возрадуемся и возвеселимся и воздадим Ему славу; ибо наступил брак Агнца, и жена Его приготовила себя.
Sevinelim, coşalım! Onu yüceltelim! Çünkü Kuzunun düğünü başlıyor, Gelini hazırlandı.Радуймо ся і веселїмо ся, і даймо славу Йому; прийшло бо весїллє Агнця, і жена Його приготовила себе.
Sevinelim, coşalım! Onu yüceltelim! Çünkü Kuzunun düğünü başlıyor, Gelini hazırlandı.נשמחה ונגילה ונתנה לו הכבוד כי באה חתנת השה ואשתו התקדשה׃
Sevinelim, coşalım! Onu yüceltelim! Çünkü Kuzunun düğünü başlıyor, Gelini hazırlandı.لنفرح ونتهلل ونعطيه المجد لان عرس الخروف قد جاء وامرأته هيأت نفسها.
Sevinelim, coşalım! Onu yüceltelim! Çünkü Kuzunun düğünü başlıyor, Gelini hazırlandı.我 們 要 歡 喜 快 樂 、 將 榮 耀 歸 給 他 . 因 為 羔 羊 婚 娶 的 時 候 到 了 、 新 婦 也 自 己 豫 備 好 了
Sevinelim, coşalım! Onu yüceltelim! Çünkü Kuzunun düğünü başlıyor, Gelini hazırlandı.我 們 要 歡喜 快樂 、 將榮耀歸給 他 . 因為 羔羊 婚娶 的 時候 到 了 、 新婦 也 自己 豫 備 好 了
Tabi ki, oğlaklardan bahsetmek, bana kuzuları hatırlatıyor, iyi anlamda değil!Bineînţeles, vorbind despre capre mă face să mă gândesc la oi, şi nu în sensuri bune.
Tabi ki, oğlaklardan bahsetmek, bana kuzuları hatırlatıyor, iyi anlamda değil!Claro que, hablar de cabras me hace pensar en ovejas, y no de buenas maneras.
Tabi ki, oğlaklardan bahsetmek, bana kuzuları hatırlatıyor, iyi anlamda değil!Dĩ nhiên khi nó về dê thì làm tôi nghĩ đến cừu, theo một cách không hay.
Tabi ki, oğlaklardan bahsetmek, bana kuzuları hatırlatıyor, iyi anlamda değil!É claro que falar de cabras faz-me pensar em ovelhas, e não é de maneira positiva.
Tabi ki, oğlaklardan bahsetmek, bana kuzuları hatırlatıyor, iyi anlamda değil!Et bien sûr parler de chèvre me fait penser automatiquement aux moutons et pas de manière positive.
Tabi ki, oğlaklardan bahsetmek, bana kuzuları hatırlatıyor, iyi anlamda değil!염소에 관해 말하니까 양이 생각나네요. 그리 좋은 건 아니에요.
Tabi ki, oğlaklardan bahsetmek, bana kuzuları hatırlatıyor, iyi anlamda değil!Mówienie o kozach sprawia, że myślę o owcach i nie są to myśli przystojne.
Tabi ki, oğlaklardan bahsetmek, bana kuzuları hatırlatıyor, iyi anlamda değil!Natürlich, von Ziegen zu reden lässt mich an Schafe denken und nicht auf eine gute Weise.
Tabi ki, oğlaklardan bahsetmek, bana kuzuları hatırlatıyor, iyi anlamda değil!Over geiten praten, doet me aan schapen denken en niet op een goede manier.
Tabi ki, oğlaklardan bahsetmek, bana kuzuları hatırlatıyor, iyi anlamda değil!Parlando di capre mi vengono in mente le pecore naturalmente, e non in termini positivi.
Tabi ki, oğlaklardan bahsetmek, bana kuzuları hatırlatıyor, iyi anlamda değil!Persze, a kecskékről való beszéd a bárányokat juttatja eszembe, Nem a jó értelemben.
Tabi ki, oğlaklardan bahsetmek, bana kuzuları hatırlatıyor, iyi anlamda değil!Звичайно, розмови про козлів спонукають мене думати про овець, і не дуже позитивно.
Tabi ki, oğlaklardan bahsetmek, bana kuzuları hatırlatıyor, iyi anlamda değil!Конечно, когда я говорю о козлах, мне приходят мысли об овцах, и не самые невинные.
Tabi ki, oğlaklardan bahsetmek, bana kuzuları hatırlatıyor, iyi anlamda değil!Разбира се, говоренето за кози ме кара да мисля за овце, и то не по добри начини.
Tabi ki, oğlaklardan bahsetmek, bana kuzuları hatırlatıyor, iyi anlamda değil!כמובן, דיבור על עיזים גורם לי לחשוב על כבשים, ולא בדרכים טובות.
Tabi ki, oğlaklardan bahsetmek, bana kuzuları hatırlatıyor, iyi anlamda değil!بالطبع، الحديث عن الماعز يجعلني أتذكر الخرفان، وليس بطريقة لطيفة.
Tabi ki, oğlaklardan bahsetmek, bana kuzuları hatırlatıyor, iyi anlamda değil!良い意味じゃないですが (笑)
‹‹ ‹Tiksindirici kuşların etini yemeyecek, şunları iğrenç sayacaksınız: Kartal, kuzu kartalı, kara akbaba,Dentre as aves, a estas abominareis; não se comerão, serão abominãveis: a águia, o quebrantosso, o xofrango,
‹‹ ‹Tiksindirici kuşların etini yemeyecek, şunları iğrenç sayacaksınız: Kartal, kuzu kartalı, kara akbaba,In te naj vam bodo mrzke med pticami, ne jejte jih, gnusoba so: orel in brkati ser in morski orel,
‹‹ ‹Tiksindirici kuşların etini yemeyecek, şunları iğrenç sayacaksınız: Kartal, kuzu kartalı, kara akbaba,새 중에 너희가 가증히 여길 것은 이것이라 이것들이 가증한즉 먹지 말지니 곧 독수리와 솔개와 어응과
‹‹ ‹Tiksindirici kuşların etini yemeyecek, şunları iğrenç sayacaksınız: Kartal, kuzu kartalı, kara akbaba,Und dies sollt ihr scheuen unter den Vögeln, daß ihr's nicht eßt: den Adler, den Habicht, den Fischaar,
‹‹ ‹Tiksindirici kuşların etini yemeyecek, şunları iğrenç sayacaksınız: Kartal, kuzu kartalı, kara akbaba,Из птиц же гнушайтесь сих: орла, грифа и морского орла,
‹‹ ‹Tiksindirici kuşların etini yemeyecek, şunları iğrenç sayacaksınız: Kartal, kuzu kartalı, kara akbaba,ואת אלה תשקצו מן העוף לא יאכלו שקץ הם את הנשר ואת הפרס ואת העזניה׃
‹‹ ‹Tiksindirici kuşların etini yemeyecek, şunları iğrenç sayacaksınız: Kartal, kuzu kartalı, kara akbaba,وهذه تكرهونها من الطيور. لا تؤكل. انها مكروهة. النسر والانوق والعقاب
‹‹ ‹Tiksindirici kuşların etini yemeyecek, şunları iğrenç sayacaksınız: Kartal, kuzu kartalı, kara akbaba,雀 鳥 中 你 們 當 以 為 可 憎 、 不 可 喫 的 、 乃 是 鵰 、 狗 頭 鵰 、 紅 頭 鵰
‹‹ ‹Tiksindirici kuşların etini yemeyecek, şunları iğrenç sayacaksınız: Kartal, kuzu kartalı, kara akbaba,雀鳥 中 你 們當 以 為 可憎 、 不 可 喫 的 、 乃是鵰 、 狗頭鵰 、 紅頭鵰
Tutulması zordu ve sadece büyükannesine bir kuzu kadar nazikti.Era difícil retenerla, y sólo con su abuela se comportaba gentilmente.
Tutulması zordu ve sadece büyükannesine bir kuzu kadar nazikti.И единственным человеком, с которым Фелиция была смирной, была её бабушка.
Ve sonra bu müthiş kuzu sırası?A pak je to úžasná řada beránka ?
Ve sonra bu müthiş kuzu sırası?Czy dalej widzimy wspaniały rząd baranków?
Vızıldayan kuzuyu havada sallıyordum. Ammen, şoktan ölecekmiş gibi görünüyordu.Ik wuifde dat onzalige schaap in het rond en mijn moeder kreeg bijna een hartaanval.
Vızıldayan kuzuyu havada sallıyordum. Ammen, şoktan ölecekmiş gibi görünüyordu.Je paradais avec ce mouton et ma mère avait l'air de mourir de honte.