Galapagos penguenlerinin ataları en kuzeydeki altantartic bölgesinden yüzerek buraya gelmişlerdirوحتى من جنوب أنتاركتيكا حيث سبح الأجداد من هذه الطيور -- بطاريق غالاباغوس
Galapagos'u bu kadar kurak yapan Humboldt akıntısı gücünü kaybeder ve kuzeyden gelen ılık suların önünü açarזרם 'המבולד' הקר ,הגורם ליובש בגאלאפאגוס ,מתיר את אחיזתו ומפנה את הדרך למים חמים .יותר מהצפון
Galapagos'u bu kadar kurak yapan Humboldt akıntısı gücünü kaybeder ve kuzeyden gelen ılık suların önünü açarتيار هامبولت البارد ذلك الذي يجعل غالاباغوس جافة جدا، يحلّ قبضته ويفسح المجال للماء الدافيء من الشمال
Gemi, güneyde Robben Adası ve kuzeyde Dassen adası arasında bir yerde battı.Afriških pingvinov. Ladja je potonila med otokom Robben na jugu in otokom Dassen na severu.
Gemi, güneyde Robben Adası ve kuzeyde Dassen adası arasında bir yerde battı.A hajó délre a Robben sziget és északra a Dassen sziget között süllyedt el.
Gemi, güneyde Robben Adası ve kuzeyde Dassen adası arasında bir yerde battı.Bây giờ, con tàu đã chìm giữa đảo Robben về phía nam và đảo Dassen về phía bắc.
Gemi, güneyde Robben Adası ve kuzeyde Dassen adası arasında bir yerde battı.Das Schiff sank zwischen Robben Island im Süden und Dassen Island im Norden.
Gemi, güneyde Robben Adası ve kuzeyde Dassen adası arasında bir yerde battı.El barco se hundió entre la isla de Robben en el sur y la isla de Dassen en el norte.
Gemi, güneyde Robben Adası ve kuzeyde Dassen adası arasında bir yerde battı.Este navio afundou-se entre a ilha Robben, para o sul, e a ilha Dassen, para o norte.
Gemi, güneyde Robben Adası ve kuzeyde Dassen adası arasında bir yerde battı.Het schip zonk tussen Robbeneiland in het zuiden en Dasseneiland in het noorden.
Gemi, güneyde Robben Adası ve kuzeyde Dassen adası arasında bir yerde battı.Kapal itu tenggelam di antara Pulau Robben di sebelah selatan dan Pulau Dassen di sebelah utara.
Gemi, güneyde Robben Adası ve kuzeyde Dassen adası arasında bir yerde battı.그 배는 남쪽으로는 로벤섬, 북쪽으로는 다센섬 사이에 침몰했었어요
Gemi, güneyde Robben Adası ve kuzeyde Dassen adası arasında bir yerde battı.Le bateau a coulé entre l'île de Robben au sud et l'île de Dassen au nord.
Gemi, güneyde Robben Adası ve kuzeyde Dassen adası arasında bir yerde battı.Nava s-a scufundat între insula Robben, aflată la sud şi insula Dassen, aflată la nord.
Gemi, güneyde Robben Adası ve kuzeyde Dassen adası arasında bir yerde battı.Ora la nave affondò tra le isole di Robben a sud e di Dassen a nord.
Gemi, güneyde Robben Adası ve kuzeyde Dassen adası arasında bir yerde battı.Statek zatonął między wyspą Robben Island na południu, a Dassen Island na północy.
Gemi, güneyde Robben Adası ve kuzeyde Dassen adası arasında bir yerde battı.Tak tedy, loď se potopila mezi ostrovem Robben na jihu a ostrovem Dassen na severu.
Gemi, güneyde Robben Adası ve kuzeyde Dassen adası arasında bir yerde battı.Táto loď sa potopila medzi ostrovom Robben Island na juhu a ostrovom Dassen Island na severe.
Gemi, güneyde Robben Adası ve kuzeyde Dassen adası arasında bir yerde battı.Το πλοίο βυθίστηκε μεταξύ του νησιού Ρόμπεν στα νότια και του νησιού Ντάσεν στα βόρεια.
Gemi, güneyde Robben Adası ve kuzeyde Dassen adası arasında bir yerde battı.Корабль затонул между островом Робен на юге, и островом Дассен на севере.
Gemi, güneyde Robben Adası ve kuzeyde Dassen adası arasında bir yerde battı.Корабът потъна между остров Робен на юг и остров Дасен на север.
Gemi, güneyde Robben Adası ve kuzeyde Dassen adası arasında bir yerde battı.Судно затонуло між островом Роббен на півдні і островом Дассен на півночі.
Gemi, güneyde Robben Adası ve kuzeyde Dassen adası arasında bir yerde battı.של פינגווינים אפריקאים. עכשיו האניה טבעה בין האי רובן בדרום והאי דאסן בצפון.
Gemi, güneyde Robben Adası ve kuzeyde Dassen adası arasında bir yerde battı.غرقت السفينة بين جزيرة روبن جنوبًا وجزيرة داسين شمالًا
Gemi, güneyde Robben Adası ve kuzeyde Dassen adası arasında bir yerde battı.ダッセン島の南でした これら2島はこのペンギンの2大繁殖地なのです
Gröndland'ı ziyaret etmek daha çok zamanda geriye gitmek sonra da kuzeyde çok uzaklara gitmek gibiydi.A grönlandi utazás sokkal inkább hasonlított egy időutazásra a múltba, mint egy útra a távoli északra.
Gröndland'ı ziyaret etmek daha çok zamanda geriye gitmek sonra da kuzeyde çok uzaklara gitmek gibiydi.At besøge Grønland var mere som at rejse bagud i tiden end bare at rejse meget langt nordpå.
Gröndland'ı ziyaret etmek daha çok zamanda geriye gitmek sonra da kuzeyde çok uzaklara gitmek gibiydi.A viagem à Gronelândia foi mais como viajar no tempo do que viajar para o longínquo Norte.
Gröndland'ı ziyaret etmek daha çok zamanda geriye gitmek sonra da kuzeyde çok uzaklara gitmek gibiydi.Der Besuch in Grönland war eher eine Reise in die Vergangenheit als einfach eine Reise nach Norden.
Gröndland'ı ziyaret etmek daha çok zamanda geriye gitmek sonra da kuzeyde çok uzaklara gitmek gibiydi.Groenland bezoeken lijkt meer op terugreizen in de tijd dan alleen naar het hoge Noorden reizen.
Gröndland'ı ziyaret etmek daha çok zamanda geriye gitmek sonra da kuzeyde çok uzaklara gitmek gibiydi.그린랜드에 갔을 때는 단순히 북쪽 먼 곳이 아니라 시간을 거슬러 여행하는 듯한 느낌이었습니다.
Gröndland'ı ziyaret etmek daha çok zamanda geriye gitmek sonra da kuzeyde çok uzaklara gitmek gibiydi.Mengunjungi Greenland lebih seperti berjalan menembus waktu daripada hanya berjalan jauh ke utara.
Gröndland'ı ziyaret etmek daha çok zamanda geriye gitmek sonra da kuzeyde çok uzaklara gitmek gibiydi.Navštíviť Grónsko bolo viac ako cestovať späť v čase, než cestovať ďaleko na sever.
Gröndland'ı ziyaret etmek daha çok zamanda geriye gitmek sonra da kuzeyde çok uzaklara gitmek gibiydi.Podróż na Grenlandię to bardziej wędrówka w przeszłość niż tylko wędrówka na daleką północ.
Gröndland'ı ziyaret etmek daha çok zamanda geriye gitmek sonra da kuzeyde çok uzaklara gitmek gibiydi.Tới Greenland, tôi cứ như du hành ngược thời gian hơn là chỉ đi xa về miền bắc.
Gröndland'ı ziyaret etmek daha çok zamanda geriye gitmek sonra da kuzeyde çok uzaklara gitmek gibiydi.Visitar Groenlandia fue más viajar en el tiempo que viajar muy lejos hacia el norte.
Gröndland'ı ziyaret etmek daha çok zamanda geriye gitmek sonra da kuzeyde çok uzaklara gitmek gibiydi.Visiter le Groenland était davantage comme voyager dans le passé que simplement voyager vers le nord.
Gröndland'ı ziyaret etmek daha çok zamanda geriye gitmek sonra da kuzeyde çok uzaklara gitmek gibiydi.Η επίσκεψή μου στη Γροιλανδία έμοιαζε πολύ με ένα ταξίδι πίσω στο χρόνο παρά με ένα ταξίδι στο μακρινό βορρά.
Gröndland'ı ziyaret etmek daha çok zamanda geriye gitmek sonra da kuzeyde çok uzaklara gitmek gibiydi.Посещение Гренландии было скорее путешествием в прошлое, нежели просто путешествием далеко на север.
Gröndland'ı ziyaret etmek daha çok zamanda geriye gitmek sonra da kuzeyde çok uzaklara gitmek gibiydi.הביקור בגרינלנד היה יותר כמו מסע אחורה בזמן מאשר סתם לנסוע הרחק צפונה.
Gröndland'ı ziyaret etmek daha çok zamanda geriye gitmek sonra da kuzeyde çok uzaklara gitmek gibiydi.إن زيارة جرين لاند تشبه العودة للماضي أكثر من كونه سفراً بعيداً نحو الشمال
Gröndland'ı ziyaret etmek daha çok zamanda geriye gitmek sonra da kuzeyde çok uzaklara gitmek gibiydi.極北を旅するだけでなく 過去への旅行をしているようなものです これまでに訪れた中で
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.A prijdú od východu aj od západu, od severa aj od juhu a budú stolovať v kráľovstve Božom.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.És jõnek napkeletrõl és napnyugatról, és északról és délrõl, és az Isten országában letelepednek.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.In pridejo od vzhoda in zahoda, od severa in juga, in bodo sedeli za mizo v kraljestvu Božjem.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.I přijdouť mnozí od východu, a od západu, a od půlnoci, i od poledne, a budou stoliti v království Božím.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.I przyjdą drudzy od wschodu i od zachodu, i od północy, i od południa, a usiądą za stołem w królestwie Bożem.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.Ja, människor skola komma från öster och väster, från norr och söder och bliva bordsgäster i Guds rike.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.Ja tulijoita saapuu idästä ja lännestä ja pohjoisesta ja etelästä, ja he aterioitsevat Jumalan valtakunnassa.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.사람들이 동서 남북으로부터 와서 하나님의 나라 잔치에 참석하리니
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.Lại từ Ðông Tây Nam Bắc, người ta sẽ đến mà ngồi bàn ở trong nước Ðức Chúa Trời.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.Lại từ Ðông_Tây_Nam_Bắc , người_ta sẽ đến mà ngồi bàn ở trong nước Ðức_Chúa_Trời .
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.Muitos virão do oriente e do ocidente, do norte e do sul, e reclinar-se-ão � mesa no reino de Deus.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.Og de skulle komme fra Øster og Vester og fra Norden og Sønden og sidde til Bords i Guds Rige.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.Og det skal komme folk fra øst og vest og fra nord og syd, og de skal sitte til bords i Guds rike.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.Uit alle delen van de wereld zullen mensen plaatsnemen in het Koninkrijk van God.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.Vendrán del oriente y del occidente, del norte y del sur; y se sentarán a la mesa en el reino de Dios
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.Verranno da oriente e da occidente, da settentrione e da mezzogiorno e siederanno a mensa nel regno di Dio
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.И придут от востока и запада, и севера и юга, и возлягут в Царствии Божием.
İnsanlar doğudan batıdan, kuzeyden güneyden gelecek ve Tanrının Egemenliğinde sofraya oturacaklar.И ще дойдат от изток и запад, от север и юг, и ще седнат в Божието царство.