Ana içeriğe geç
Sözlük

kuzeyde ile cümle

kuzeyde kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Altın parıltısı geliyor kuzeyden, Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.Ráng vàng từ phương Bắc đến ; Nơi_Ðức_Chúa_Trời có oai_nghiêm đáng_sợ thay !
Altın parıltısı geliyor kuzeyden, Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.Ráng vàng từ phương Bắc đến; Nơi Ðức Chúa Trời có oai nghiêm đáng sợ thay!
Altın parıltısı geliyor kuzeyden, Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.Sinar keemasan muncul di utara, dan kemuliaan Allah mengagumkan hati kita
Altın parıltısı geliyor kuzeyden, Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.Von Mitternacht kommt Gold; um Gott her ist schrecklicher Glanz.
Altın parıltısı geliyor kuzeyden, Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.Všemohoucí, jehož vystihnouti nemůžeme, ač jest veliký v moci, však soudem a přísnou spravedlností netrápí.
Altın parıltısı geliyor kuzeyden, Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.και χρυσαυγης καιρος ελθη απο βορρα. Φοβερα δοξα υπαρχει εν τω Θεω.
Altın parıltısı geliyor kuzeyden, Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.Светлая погода приходит от севера, и окрест Бога страшное великолепие.
Altın parıltısı geliyor kuzeyden, Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.Та е дошло златозарно сияние от север; А как ще погледнат на Бога, у Когото е страшна слава!
Altın parıltısı geliyor kuzeyden, Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.מצפון זהב יאתה על אלוה נורא הוד׃
Altın parıltısı geliyor kuzeyden, Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.من الشمال يأتي ذهب. عند الله جلال مرهب.
Altın parıltısı geliyor kuzeyden, Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.金 光 出 於 北 方 . 在 神 那 裡 有 可 怕 的 威 嚴
Altın parıltısı geliyor kuzeyden, Tanrı korkunç görkeme bürünmüş.金光 出於 北方 . 在 神 那 裡 有 可怕 的 威嚴
Ama çok geçmeden, kendimi, Güney Afrika'dan uzakta, taa kuzeyde, Mısır'da buldum.Aber sehr bald fand ich meinen Weg vom südlichen Teil Afrikas - Südafrika - in den nördlichsten, nach Ägypten.
Ama çok geçmeden, kendimi, Güney Afrika'dan uzakta, taa kuzeyde, Mısır'da buldum.Bardzo szybko znalazłem się z południowej części Afryki - z RPA - na samej północy, w Egipcie.
Ama çok geçmeden, kendimi, Güney Afrika'dan uzakta, taa kuzeyde, Mısır'da buldum.그리고 바로, 아프리카 남쪽 지역인 남아프리카에서 부터 최북단 이집트까지 여행했죠
Ama çok geçmeden, kendimi, Güney Afrika'dan uzakta, taa kuzeyde, Mısır'da buldum.Pero muy pronto, me encontré desde la parte sudeste de África -- en Sudáfrica - hasta el norte, en Egipto.
Ama çok geçmeden, kendimi, Güney Afrika'dan uzakta, taa kuzeyde, Mısır'da buldum.Zo samého juhu Afriky, Juhoafrickej republiky, som sa rýchlo našiel na samom severe, v Egypte.
Ama çok geçmeden, kendimi, Güney Afrika'dan uzakta, taa kuzeyde, Mısır'da buldum.Πολύ γρήγορα, όμως, βρέθηκα από το νότιο τμήμα της Αφρικής, τη Νότια Αφρική, στο βόρειο, στην Αίγυπτο.
Ama çok geçmeden, kendimi, Güney Afrika'dan uzakta, taa kuzeyde, Mısır'da buldum.Начав в южной части Африки, я вскоре оказался на самом севере Африки, в Египте.
Ama çok geçmeden, kendimi, Güney Afrika'dan uzakta, taa kuzeyde, Mısır'da buldum.Но много скоро се оказах от южната част на Африка... Южна Африка... в най-северната, в Египет.
Ama çok geçmeden, kendimi, Güney Afrika'dan uzakta, taa kuzeyde, Mısır'da buldum.אך מהר מאד, מצאתי את עצמי עולה מחלקה הדרומי של אפריקה מדרום אפריקה, לצפון הרחוק, במצרים.
Ama çok geçmeden, kendimi, Güney Afrika'dan uzakta, taa kuzeyde, Mısır'da buldum.ولكن بسرعة جداً، وجدت نفسي من الجزء الجنوبي لأفريقيا -- في شمال أفريقيا، في أقصى الشمال، في مصر.
Ama çok geçmeden, kendimi, Güney Afrika'dan uzakta, taa kuzeyde, Mısır'da buldum.南アフリカです。その後、北のエジプト 南と北の2つの場所です
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.Ancaman terbesar sekarang adalah hilangnya es di Utara karena kehidupan yang kita jalani di Selatan.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.A nyní je pro ní největší hrozbou mizení ledů na severu, které způsobujeme svým stylem života na jihu.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.A teraz je jej najväčšou hrozbou úbytok ľadu na severe, kvôli životom, aké si vedieme na juhu.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.E agora a sua maior ameaça é o desaparecimento do gelo no Norte por causa do modo de vida que temos no Sul.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.És most a legnagyobb veszedelme a jég eltűnése északon, amiatt, amilyen életet élünk délen.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.그런데 이제와서 이 고래의 생존에 가장 위협적인 것은 북극에 얼음이 없어진다는 것입니다. 우리가 북쪽에서 하는 일 때문에 말이지요.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.Nyt sen suurin uhka on jään katoaminen pohjoisessa meidän etelässä viettämämme elämän takia.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.Og nu er den største trussel den forsvindende is oppe nordpå, på grund af de liv vi lever sydpå.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.И сега най-голямата заплаха пред него е изчезването на леда на север, заради живота, който водим на юг.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.וכעת האיום הגדול ביותר עבורו הוא העלמות הקרח בצפון. בגלל אורח החיים שאנו מנהלים בדרום.
Ama şimdi karşısındaki en büyük tehdit güneyde sürdürdüğümüz hayatlar yüzünden kuzeydeki buzun kaybolması.南にいる我々のライフスタイルが引き起こしていることです イッカクです
Anlıyorum. Kuzeyde işler çığırından çıkıyor.Tilanne alkaa olla hurja pohjoisessakin.
Anlıyorum. Kuzeyde işler çığırından çıkıyor.Veo que en el norte también hay cierto descontrol.
Anlıyorum. Kuzeyde işler çığırından çıkıyor.Więc na północy też zaczyna być groźnie.
Anlıyorum. Kuzeyde işler çığırından çıkıyor.Ώστε έχουμε εξελίξεις στα βόρεια.
Avlunun genişliğini aşağı girişten iç avlunun girişine dek ölçtü. Doğu ve kuzeydeki uzaklık yüz arşındı.A zmeral šírku zpred dolnej brány až pred vnútorný dvor zvonku, sto lakťov, na východe a na severe.
Avlunun genişliğini aşağı girişten iç avlunun girişine dek ölçtü. Doğu ve kuzeydeki uzaklık yüz arşındı.그가 아래 문간 앞에서부터 안 뜰 바깥 문간 앞까지 척량하니 그 광이 일백척이며 동편과 북편이 일반이더라
Avlunun genişliğini aşağı girişten iç avlunun girişine dek ölçtü. Doğu ve kuzeydeki uzaklık yüz arşındı.Změřil také šířku od předku brány dolejší až k předku síně vnitřní, zevnitř na sto loket k východu a půlnoci.
Avlunun genişliğini aşağı girişten iç avlunun girişine dek ölçtü. Doğu ve kuzeydeki uzaklık yüz arşındı.И намерил он в ширину от нижних ворот до внешнего края внутреннего двора сто локтей, к востоку и к северу.
Avlunun genişliğini aşağı girişten iç avlunun girişine dek ölçtü. Doğu ve kuzeydeki uzaklık yüz arşındı.וימד רחב מלפני השער התחתונה לפני החצר הפנימי מחוץ מאה אמה הקדים והצפון׃
Avlunun genişliğini aşağı girişten iç avlunun girişine dek ölçtü. Doğu ve kuzeydeki uzaklık yüz arşındı.وقاس العرض من قدام الباب الى الاسفل الى قدام الدار الداخلية من خارج مئة ذراع الى الشرق والى الشمال.
Avlunun genişliğini aşağı girişten iç avlunun girişine dek ölçtü. Doğu ve kuzeydeki uzaklık yüz arşındı.他 從 下 門 量 到 內 院 外 、 共 寬 一 百 肘 、 東 面 北 面 、 都 是 如 此
Avlunun genişliğini aşağı girişten iç avlunun girişine dek ölçtü. Doğu ve kuzeydeki uzaklık yüz arşındı.他 從下 門量 到 內 院外 、 共 寬 一百 肘 、 東面 北面 、 都 是 如此
‹‹Ayağı tez olan kaçamıyor, Yiğit kaçıp kurtulamıyor. Kuzeyde, Fırat kıyısında Tökezleyip düştüler.Aby neutekl čerstvý, a neušel silný, aby na půlnoci o břeh řeky Eufrates zavadili a padli.
‹‹Ayağı tez olan kaçamıyor, Yiğit kaçıp kurtulamıyor. Kuzeyde, Fırat kıyısında Tökezleyip düştüler.Aby nie uciekł prędki, a nie uszedł mocarz; aby się na północy o brzeg rzeki Eufrates otrącili i upadli.
‹‹Ayağı tez olan kaçamıyor, Yiğit kaçıp kurtulamıyor. Kuzeyde, Fırat kıyısında Tökezleyip düştüler.De rapfodede undflyr ikke, og Helten redder sig ikke. Mod Nord ved Eufrats Flod falder de og styrter.
‹‹Ayağı tez olan kaçamıyor, Yiğit kaçıp kurtulamıyor. Kuzeyde, Fırat kıyısında Tökezleyip düştüler.Ei pääse nopea pakoon, ei sankari pelastu; pohjan puolella, Eufrat-virran vierellä he kompastuvat ja kaatuvat.
‹‹Ayağı tez olan kaçamıyor, Yiğit kaçıp kurtulamıyor. Kuzeyde, Fırat kıyısında Tökezleyip düştüler.발이 빠른 자도 도망하지 못하며 용맹이 있는 자도 피하지 못하고 그들이 다 북방에서 유브라데 하숫가에 넘어지며 엎드러지는도다
‹‹Ayağı tez olan kaçamıyor, Yiğit kaçıp kurtulamıyor. Kuzeyde, Fırat kıyısında Tökezleyip düştüler.Nech neutečie rýchly ani nech neunikne hrdina! Na sever pri rieke Eufrate zavadiac klesli a padli.
‹‹Ayağı tez olan kaçamıyor, Yiğit kaçıp kurtulamıyor. Kuzeyde, Fırat kıyısında Tökezleyip düştüler.Ne ubeži, kdor je lehak, in ne otme se, kdor je mogočen; proti severu ob reki Evfratu se spotikajo in padajo.
‹‹Ayağı tez olan kaçamıyor, Yiğit kaçıp kurtulamıyor. Kuzeyde, Fırat kıyısında Tökezleyip düştüler.No huya el veloz, ni escape el valiente. En el norte tropezaron y cayeron, junto a la ribera del Éufrates
‹‹Ayağı tez olan kaçamıyor, Yiğit kaçıp kurtulamıyor. Kuzeyde, Fırat kıyısında Tökezleyip düştüler.Бързият да не избяга, И силният да се не отърве; Ще се спънат и ще паднат към север При реката Евфрат.
‹‹Ayağı tez olan kaçamıyor, Yiğit kaçıp kurtulamıyor. Kuzeyde, Fırat kıyısında Tökezleyip düştüler.Не убежит быстроногий, и не спасется сильный; на севере, у реки Евфрата, они споткнутся и падут.
‹‹Ayağı tez olan kaçamıyor, Yiğit kaçıp kurtulamıyor. Kuzeyde, Fırat kıyısında Tökezleyip düştüler.אל ינוס הקל ואל ימלט הגבור צפונה על יד נהר פרת כשלו ונפלו׃
‹‹Ayağı tez olan kaçamıyor, Yiğit kaçıp kurtulamıyor. Kuzeyde, Fırat kıyısında Tökezleyip düştüler.الخفيف لا ينوص والبطل لا ينجو. في الشمال بجانب نهر الفرات عثروا وسقطوا.
‹‹Ayağı tez olan kaçamıyor, Yiğit kaçıp kurtulamıyor. Kuzeyde, Fırat kıyısında Tökezleyip düştüler.不 要 容 快 跑 的 逃 避 、 不 要 容 勇 士 逃 脫 . 〔 或 作 快 跑 的 不 能 逃 避 勇 士 不 能 逃 脫 〕 他 們 在 北 方 伯 拉 河 邊 絆 跌 仆 倒
‹‹Ayağı tez olan kaçamıyor, Yiğit kaçıp kurtulamıyor. Kuzeyde, Fırat kıyısında Tökezleyip düştüler.不要容 快跑 的 逃避 、 不 要 容 勇士 逃脫 . 〔 或 作 快跑 的 不能 逃避 勇士 不 能 逃脫 〕 他 們在 北方 伯拉河 邊絆 跌仆倒
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod