Arama kutusunu gösterShow the search box
Bu iletişim kutusunu tekrar göstermeDo not show me this dialog again
İşaretkeme Kutusunun değeriThe value of the ComboBox
Bir sonraki başlangıçta tarayıcı seçim kutusunu gösterShow the scanner selection box on next startup
İçişleri bakanlığı helikopterin üç kara kutusunu Pazar günü enkazda buldu.The interior ministry found the helicopter's three black boxes in the wreckage Sunday.
Tam bir liste için, bu sayfanın altındaki Dartmoor Settlements of navigation kutusunu genişletin.For a full list, expand the Settlements of Dartmoor navigational box at the bottom of this page.
Tam bir liste için bu sayfanın altındaki Rivers of Dartmoor navigasyon kutusunu genişletin.For a full list, expand the Rivers of Dartmoor navigational box at the bottom of this page.
Kitaplı Natürmort (F335), bir Japon çay kutusunun kapağına Van Gogh tarafından boyandı.Still Life with Books (F335) was painted by Van Gogh on a lid of a Japanese tea box.
Ayna kutusunun şematik açıklaması.A diagrammatic explanation of the mirror box.
2 Ağustos 2018'de, Note 9'un kutusunun fotoğrafı Rusya'dan paylaşılmıştır.[1][2][3]On 2 August 2018, a picture of the box with the Note 9 was posted from Russia.[9][10][11]
Tic Tac kutusunun kapağındaki canlı bir menteşe.A living hinge on the lid of a Tic Tac box.
Ses kutusunun üst kısmı deri veya ince bir ahşap plaka ile kaplanabilir.The top of the sound box may be covered with skin or a thin wooden plate.
Orta Asyalı erkekler, Sarira kutusunun detayı.Central Asian men, detail of Sarira box.
Film bunun yerine bulmaca kutusunun dünyasına ve işlevine odaklanacaktı.The film was to instead focus on the world and function of the puzzle box.
Spot ışığı ona odaklanmış bir elma kutusunun üzerinde oturuyor.She is sitting on an applebox with a spotlight focused on her.
Bu sırada çöp kutusunun hareket etmekte olduğunu görür.Inzwischen hat sich die Müllpresse in Bewegung gesetzt.
Bira kutusunu büker, biranın köpüğü çenesinden akar...Glück mit Glas – Von der Bierflasche bis zur Prunkvase.
Hurley yakalandıkları Diğerleri'ne, onları Jacob'ın gönderdiğini ispatlamak için gitar kutusunu gösterir.Alors qu'ils s'apprêtent à les tuer, Hurley leur crie que Jacob les envoie.
Peter eve gider ve Gibson'a film makarası kutusunu verir.Peter llega a la casa y le da a Gibson la caja de la cinta.
Genelde bir geri dönüşüm çöp kutusunun içinde gizlenir.Por esto suele esconderse en un bote de basura.
Galton kutusunun mucididir.El cofre misterioso.
Tom Mary'nin mücevher kutusunu aldı ve onu açtı.Tom prese il portagioie di Mary e lo aprì.
Tom hiç mektup alıp almadığını görmek için posta kutusunu kontrol etti.Tom controllò la cassetta della posta per vedere se aveva ricevuto qualche lettera.
Hurley yakalandıkları Diğerleri'ne, onları Jacob'ın gönderdiğini ispatlamak için gitar kutusunu gösterir.A salvarli è Hurley, che dice di essere stato mandato da Jacob e mostra loro la custodia.
Peter eve gider ve Gibson'a film makarası kutusunu verir.Питер прибывает в дом Гибсона и отдаёт ему коробку с фильмом.
Bu sırada çöp kutusunun hareket etmekte olduğunu görür.Вдруг в коробке кто-то начинает двигаться.
Başlangıçta basit bir meyve suyu kutusunu bile çözememiştir ve modern Japonca’yı okuduğu mangadan öğrenir.في البداية لم تستطع الشرب من علبة العصير بسهولة، وتعلمت اللغة اليابانية الحديثة عن طريق قرائتها للمانجا.
Sonra kendi kutusunu öğrenmek için geriye kalan kutuları açmaya başlar.وتستمر المفاوضات حتى فتح آخر علبة، للتوصل في النهاية إلى فتح صندوقه الخاص.
O sırada Rick, çadıra girer ve Lori'nin aldığı hapların kutusunu görür ve Lori'yi aramaya koyulur.Ao mesmo tempo, Rick entra na barraca e encontra as pílulas, em seguida, vai ao encontro de Lori.
Pandora, Pandora'nın Kutusunu açtığında tüm kötülükler uçup gitmiştir - bir şey dışında: Umut.Pandora abriu a caixa, inadvertidamente, e todos os males escaparam, exceto a esperança.
Bu sırada çöp kutusunun hareket etmekte olduğunu görür.O que você vai perceber é que a agulha da bússola se desloca.
Bira kutusunu büker, biranın köpüğü çenesinden akar...O homem fica com raiva e quebra uma garrafa de cerveja contra a cabeça de Minho.
12 Ekim 2014 tarihinde kaynağından ("Albums" kutusunu seçin) arşivlendi.Consultado em 12 de outubro de 2013 «Avicii» (selecione a aba "Albums").
1898 - Edward L. Thorndike bilmece kutusunu tanımladı.1898 - Edward Thorndike beschrijft de Law of effect.
İyi bir P-kutusu herhangi bir S-kutusunun çıktısını mümkün olduğunca fazla S-kutusuna dağıtabilmelidir.Deze 3D-printer moet in staat zijn om zo veel mogelijk onderdelen van zichzelf te kunnen nabouwen.
Bu sırada çöp kutusunun hareket etmekte olduğunu görür.Met deze stok wordt het doosje voortbewogen.
Bira kutusunu büker, biranın köpüğü çenesinden akar...Piwo z szafki Nawarzył piwa...
Dairesel şekilli kutusunun altı kısmı ucu kesik bir huniyi andırmaktadır.Kupolens sex sektioner liknar spända segel.
Babam posta kutusunu kırmızıya boyadı.Мій батько пофарбував поштову скриньку у червоний колір.
Tom posta kutusunu kontrol etmedi.Том не перевірив свою поштову скриньку.
Ancak bu yapılırken ses kutusunun hemen dibindeki darca deliğe müdahale edilmemelidir.Întorcând butelia invers, nu trebuie să se audă nici un zgomot în interior.
Yeni sistem Mercury Marauder'da bulunan daha büyük ve derin hava filtresi kutusunu kullanır.A Marlához legközelebbi, menetrendszerű nagy gépeket fogadó repülőtér Coober Pedyben van.
Danielle kırık bir müzik kutusunu Sayid'e gösterir ve Sayid de onu tamir edebileceğini söyler.Miután odaadja Danielle-nek az immáron működő zenélő dobozt, Sayid engedélyt kér a távozásra.
Edna, sahte elmas taşlı siyah sigara kutusunu açar ve içinden bir sigara çıkartır.Nikke pukeutuu aina ruudulliseen sarkapukuun ja lippahattuun ja polttelee piippua.
Bir ilave oda, Gateway 2000 bilgisayar kutusunun bulunduğu tavan oldu.Ένα από τα δωμάτια ήταν η σοφίτα, η οποία περιείχε ένα κουτί σε έναν υπολογιστή Gateway 2000.
Sayid ona inanmaz ve müzik kutusunu tamire devam eder.Sayid tror hende ikke, og fortsætter med at reparere boksen.
Danielle kırık bir müzik kutusunu Sayid'e gösterir ve Sayid de onu tamir edebileceğini söyler.Danielle viser Sayid en ødelagt musikboks, og han fortæller hende, at han vil reparere den.
Sayid ona inanmaz ve müzik kutusunu tamire devam eder.Sayid tror ikke på henne, og fortsetter å reparer spilledåsen.
Çöp kutusunun içinde bir ceset bulan Paul ne yapacağını bilmez.Paul tak tahu bagaimana ia bisa berada di dalam peti mati.
Otomatik düzeltme iOS benzerli bir pop-up kutusunu görüntüleyerek, çok iOS cihazlarda gibi davranır.Auto correction yang bekerja seperti perangkat iOS, yakni menampilkan kotak pop-up.
Bu sırada çöp kutusunun hareket etmekte olduğunu görür.Pada saat itu, lalu lintas peti kemas terus berkembang.
Bir ilave oda, Gateway 2000 bilgisayar kutusunun bulunduğu tavan oldu.たとえば、ゲートウェイ2000パソコンにつながる箱のある屋根裏部屋が追加された。
Pandora, Pandora'nın Kutusunu açtığında tüm kötülükler uçup gitmiştir - bir şey dışında: Umut.潘朵拉把盒子打開後,原本寧靜沒有任何災害動亂的世界開始動盪不安起來;慌亂中,潘朵拉趕緊蓋住盒子,結果盒內只剩希望沒飛出去。
İyi bir P-kutusu herhangi bir S-kutusunun çıktısını mümkün olduğunca fazla S-kutusuna dağıtabilmelidir.立體光刻機是能用一系列切片來構建任何體積形狀的3D列印機。
Bir ilave oda, Gateway 2000 bilgisayar kutusunun bulunduğu tavan oldu.추가된 방 하나는 다락방이었는데, 게이트웨이 2000 컴퓨터로 향하는 상자가 포함되었다.
Pandora, Pandora'nın Kutusunu açtığında tüm kötülükler uçup gitmiştir - bir şey dışında: Umut.כשפתחה פנדורה את תיבת פנדורה יצאו ממנה כל הרעות בעולם למעט התקווה.
Genelde bir geri dönüşüm çöp kutusunun içinde gizlenir.על פי רוב, העינויים בוצעו בסתר, בתוך צינוק תת-קרקעי.
Sayid ona inanmaz ve müzik kutusunu tamire devam eder.Sayid joj ne vjeruje, ali nastavlja popravljati glazbenu kutiju.
Pandora, Pandora'nın Kutusunu açtığında tüm kötülükler uçup gitmiştir - bir şey dışında: Umut.Pandora je donijela na Zemlju kutiju ili vrč zla u kojem je ostala samo Nada, najgora od svih.
Danielle kırık bir müzik kutusunu Sayid'e gösterir ve Sayid de onu tamir edebileceğini söyler.Rousseau mu potom pokazuje razbijenu glazbenu kutiju, a on joj odgovara da bi je mogao popraviti.