Ana içeriğe geç
Sözlük

kutusu ile cümle

kutusu kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bir kurabiye kutusu aldık.Взехме една тава за пай.
Bir kurabiye kutusu aldık.У нас была жестяная банка.
Bir mektup yazacak, üzerine pul koyacak ve bir posta kutusu bulacak zamanı nereden bulacaksın?Cand ai tu timp sa o scrii, sa pui o stampila, si ca gasesti o cutie postala?
Bir mektup yazacak, üzerine pul koyacak ve bir posta kutusu bulacak zamanı nereden bulacaksın?Dove lo trovi il tempo per scriverla, metterci un francobollo sopra e trovare una buca delle lettere?
Bir mektup yazacak, üzerine pul koyacak ve bir posta kutusu bulacak zamanı nereden bulacaksın?Gdzie ty masz czas napisać to, nakleić znaczek i znaleźć skrzynkę?
Bir mektup yazacak, üzerine pul koyacak ve bir posta kutusu bulacak zamanı nereden bulacaksın?언제 쓰구, 우표 붙이구, 우체통 찾아넣구
Bir mektup yazacak, üzerine pul koyacak ve bir posta kutusu bulacak zamanı nereden bulacaksın?Làm sao em có thời gian để viết, rồi dán tem, rồi còn tìm thùng thư?
Bir mektup yazacak, üzerine pul koyacak ve bir posta kutusu bulacak zamanı nereden bulacaksın?Mana ada waktumu untuk menulis surat, meletakkan perangko di atasnya, dan mencari kotak surat?
Bir mektup yazacak, üzerine pul koyacak ve bir posta kutusu bulacak zamanı nereden bulacaksın?När har du tid å skriva, sätta på ett frimärke, hitta en brevlåda?
Bir mektup yazacak, üzerine pul koyacak ve bir posta kutusu bulacak zamanı nereden bulacaksın?Quand auras-tu le temps d'écrire, de mettre un timbre et de trouver une boîte aux lettres ?
Bir mektup yazacak, üzerine pul koyacak ve bir posta kutusu bulacak zamanı nereden bulacaksın?Waar vind je de tijd om het te schrijven, zegel te plakken, en een brievenbus te zoeken?
Bir mektup yazacak, üzerine pul koyacak ve bir posta kutusu bulacak zamanı nereden bulacaksın?Wo hast du Zeit zu schreiben,eine Briefmarke drauf zu tun und einen Postkasten zu finden?
Bir mektup yazacak, üzerine pul koyacak ve bir posta kutusu bulacak zamanı nereden bulacaksın?Που να βρείς χρόνο για να το γράψεις, να του βάλεις γραμματόσημο, και να βρεις ταχυδρομείο;
Bir mektup yazacak, üzerine pul koyacak ve bir posta kutusu bulacak zamanı nereden bulacaksın?Где ты найдешь время, чтобы написать его, налепить марку, найти почтовый ящик?
Bir mektup yazacak, üzerine pul koyacak ve bir posta kutusu bulacak zamanı nereden bulacaksın?فأنى لكي بالوقت اللازم لكتابة خطاب, ووضع طابع عليه وإيجاد صندوق بريد؟
Bir mektup yazacak, üzerine pul koyacak ve bir posta kutusu bulacak zamanı nereden bulacaksın?俺だってイヤだよ
Bir öğle yemeği kutusuna benziyor.Arata ca un pranz la pachet.
Bir öğle yemeği kutusuna benziyor.Ça ressemble à une boîte à déjeuner.
Bir öğle yemeği kutusuna benziyor.Det ser ut som en lunch box.
Bir öğle yemeği kutusuna benziyor.Het lijkt op een lunchdoos.
Bir öğle yemeği kutusuna benziyor.Pare che sia un pacchetto del pranzo.
Bir öğle yemeği kutusuna benziyor.Seperti bekal makan siang.
Bir öğle yemeği kutusuna benziyor.Sieht aus wie eine Lunchbox.
Bir öğle yemeği kutusuna benziyor.Trông giống như một hộp cơm trưa.
Bir öğle yemeği kutusuna benziyor.Videti je kot škatla za kosilo.
Bir öğle yemeği kutusuna benziyor.Wygląda jak pudełko z lunchem.
Bir öğle yemeği kutusuna benziyor.Μοιάζει με κουτί με μεσημεριανό.
Bir öğle yemeği kutusuna benziyor.Выглядит как коробка с завтраком.
Bir öğle yemeği kutusuna benziyor..זה נראה כמו אריזת ארוחת צהריים
Bir öğle yemeği kutusuna benziyor.يبدو انه علبه غداء
Bir öğle yemeği kutusuna benziyor.お弁当を持ってきたから 食欲がないって?
Bir öğle yemeyi kutusu.Cơm hộp đó
Bir öğle yemeyi kutusu.Det är en lunch box.
Bir öğle yemeyi kutusu.E o cutie de pranz.
Bir öğle yemeyi kutusu.Es ist eine Lunch-Box.
Bir öğle yemeyi kutusu.Het is een broodtrommel.
Bir öğle yemeyi kutusu.Ini bekal makan siang.
Bir öğle yemeyi kutusu.Pudełko z drugim śniadaniem.
Bir öğle yemeyi kutusu.Un cestino del pranzo.
Bir öğle yemeyi kutusu.Είναι κολατσιό.
Bir öğle yemeyi kutusu.Коробочка с обедом.
Bir öğle yemeyi kutusu.Кутия с обяд.
Bir öğle yemeyi kutusu..זה ארוחה
Bir öğle yemeyi kutusu.صندوق غداء
Bir öğle yemeyi kutusu.ジュング...
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.Así, un domingo por la tarde viene un hombre a la caja con esta hermoso joyero.
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.A tak jednoho nedělního odpoledne, přišel za mnou k pokladně muž s takovou nádhernou šperkovnicí.
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.Egyik vasárnap délután egy férfi sétál a pénztárhoz, kezében ez a gyönyörű ékszerdoboz.
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.Eines Sonntags kam ein Mann in den Kassenraum mit einer schönen Schmuckschachtel.
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.En søndag eftermiddag kommer en mand hen til disken med et smukt smykkeskrin.
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.Então, num domingo solarengo, um homem entra na minha cabine de pagamento com uma bela caixa de jóias.
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.Eräänä sunnuntai-iltapäivänä, mies kävelee kassalleni kauniin korurasian kanssa.
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.Într-o după-amiază, un bărbat vine la mine, la casă cu o cutie de bijuterii frumoasă.
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.Jadi suatu Minggu sore, seorang pria mendatangi meja kasir saya dengan kotak perhiasan yang indah.
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.Jedno nedeľné popoludnie muž vojde do mojej pokladníckej kabínky s krásnou krabicou na šperky.
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.그래서 어느 일요일 오후에, 한 남자가 제 현금 부스에 이 굉장히 아름다운 보석상자를 가지고 걸어옵니다
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.Op een zondagnamiddag komt een man mijn kassiershokje binnen met een mooie juwelendoos.
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.Pewnego razu do kasy podchodzi mężczyzna z piękną szkatułką w ręku.
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.Una domenica pomeriggio, un uomo entra nella cabina della cassa con questo bel portagioie.
Bir pazar günü öğleden sonrasında, bir adam elinde güzel bir mücevher kutusuyla kasiyer külübeme doğru yürüdü.Un dimanche après-midi, un homme entre dans ma cabine de caissier avec cette boîte à bijoux magnifique.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod