kutup ile cümle

kutup kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
İlk Ugliç 1148'de Kutup olarak belgelenmiştir.The name was recorded as Micletone in 1148.
Bazı farklı tanımlamalara göre boz ayı, kutup ayısı için bir paratür olarak tanımlanabilir.Under some definitions, the brown bear can be construed as the paraspecies for the polar bear.
Ban Zhao yaşamının çoğunu kütüphanelerde araştırma yaparak geçirmiştir.Giambattista della Porta spent the majority of his life on scientific endeavors.
"Koha Kütüphane Otomasyon Sistemi"."Andrew Square Time capsule".
Yazma ve basma eserlerden oluşan kütüphanesinin ve arşivinin geniş çaplı oldukları bilinmektedir.In fact, how organisms perceive and filter information from their environment varies widely.
2011 yılında Kongre Kütüphanesi'nde korumaya alındı.It was originally submitted to the Library of Congress in 1987.
Elektromanyetik indüklemeyi, manyetik alanın ışığın kutuplanma düzlemini döndürdüğünü buldu.This motor successfully raised the satellite into the planned transfer orbit.
Az önce sütunlardan, kutuplardan bahsediyorduk Şeyh Efendi buraya sütunlar dikti.Sheykh Effendi has left pillars here.
Kütüphanede ne yaptığınızı sanıyorsunuz?What do you think you're doing in the library?
Kutup bölgelerinde biraz su olduğunu düşünüyoruz. Kuzey ve Güney kutuplarında donmuş bölgeler var.We believe there's some water in the polar caps, there are polar caps of North Pole and South Pole.
Şimdi Kutup Dairesine gidelim.Now let's go up to the Arctic Circle.
"Kütüphaneye gidiyor.""She is going to the library."
Burada gök küresinin kutupları var.Well this line is vertical so perpendicular to the horizon.
Gezegenimizden, Antartika ve Kutuplar gibi çok kritik bölgelerden bilgi topluyor.They're taking information from our planet at very critical places like Antarctica and the Poles.
Küçük okullar üzerinde çalıştık, burs verdik, kütüphanelere bir şeyler yaptık.We've worked on small schools, we've funded scholarships, we've done things in libraries.
Kuzey Kutup Bölgesi keşifleri, bilirsiniz,Arctic exploration, you know, people like Magellan,
Ayrıca kütüphanelerin, Amerika için büyük bir kaynak haline geldiğini görüyoruz.We also see the fact that libraries have become a huge resource for America.
Amerikalıların %68'inin kütüphane üyesi olduğunu biliyor muydunuz?Did you know that 68 percent of Americans now carry a library card?
"Bayan Medlock'd sana inci gidelim orada kitapları kütüphane, binlerce o var.""If Mrs. Medlock'd let thee go into th' library, there's thousands o' books there."
Aniden yeni bir ilham kaynağı oldu çünkü Mary, kütüphane olduğu sormadı fikir.Mary did not ask where the library was, because she was suddenly inspired by a new idea.
O, o duyunca ona gelmişti yeni bir fikir üzerinde düşünüyordum kütüphanesi.She was thinking over the new idea which had come to her when she heard of the library.
Şurada, insanları öğrenmeye iten bir kütüphane çadırı var.We have a little library area there, where we encourage them to learn. (LAUGHS)
Şu anda, herhangi bir standart referans kütüphanesinde bulabileceğiniz her şeyi içeriyor.It's got, by now, pretty good coverage of everything you might find in a standard reference library.
Kütüphaneye gel, Nam Hee."Come to the stack room. From Nam-hee."
Chicago Üniversitesi'nin kütüphaneside olduđumuz günü anýmsýyorum.I remember once, we were at the University of Chicago library.
Kütüphaneleri çok severim.I love libraries.
Yeni bir ţehre geldiđinde kütüphaneleri araţtýran o adam benim.I'm the kind of person who goes to a new city and immediately seeks out the library.
Deneme kütüphanelerinden elde ettiđi bilgilerle,Using information retrieved from the trial libraries,
Ayný zamanda kütüphane ve öđrenme tutkusunu da bir kenara býrakmamýţtý.But his passion for knowledge and libraries didn't take a back seat.
Kütüphane çalışanları ve yönetimiyle, iki temel pozisyon üzerinde karara vardık.With the library staff and the library board, we settled on two core positions.
Ve bu, ister inanın ister inanmayın, kütüphaneciler tarafından savunuldu.And it was defended, believe it or not, by the librarians.
Yani bu bir halk kütüphanesi olarak alışılmadık bir bina. açıkçası.So, it's an unusual building for a public library, obviously.
Bu aslında kütüphane için icat ettiğimiz bir program.This is actually a program that we invented with the library.
Halk kütüphanelerinin arta kalan son bedava kamusal alan olması dikkat çekiciydi.It was recognizing that public libraries are the last vestige of public free space.
Bir diğer cam projesi ise halk kütüphanesi içindi Californiya eyaleti San Jose'de.Another glass project is in a public library in San Jose, California.
Kütüphanenin dışına zihni besleyebilecek bir mekan tasarlamak istedim.And outside the library, I wanted to make a place to cultivate your mind.
Kromozomların zıt kutuplarına ilerliyorlar. -Let me erase all of that.
Örneğin, bu bir çift kutuplu sızıntı.For example, this is a bipolar outflow.
Ve sanırım bunun simgeleşmiş hali kutup denizindeki buzun erimesi.I guess the iconic figure of it is the melting of the ice in the Arctic Sea.
Kutup devletlerinin askeriyeleri çok ciddiye alıyorlar.The military of the Arctic nations is taking it really seriously.
Bunu düşmanca bir hale getirir, kutuplaştırır.It makes it adversarial; it's polarizing.
Geçen sene açılan Özgür Üniversite'nin kütüphanesi bunun bir örneği.The library of the Free University, which opened last year, is an example of that.
Donmuş kutup toprağında araştırma yaparak buldukları şey bu bakteri.And what they found, by doing research into the permafrost, was this bacteria.
Su kutuplar civarında doğru ve dünyanın sınırlarını belirledi.Water froze around the poles and shaped the edges of the Earth.
Meclis Kütüphanesi :Library of Congress:
O da "Ted Bundy'nin hapishane kütüphanesindeki biyografisinden." dedi.He said, "Oh, from a biography of Ted Bundy that they had at the prison library."
"Beni korkutuyorsun" dedi biri ve Rebel ile Val kütüphaneye geri döndü.'You're frightening me,' one of them said, and Rebel and Val headed back into the library.
Bu alan, Kuzey Kutup Dairesi ile Kuzey Kutbu arasındaki bölge olarak tanımlanabilir.The area can be defined as the region between the Arctic Circle and the North Pole.
Her iki kutup bölgesi de çok önemli iklim kontrol edicilerdir.Both of our polar regions are very important climate controllers.
Şimdi kütüphanemde yeni referanslara sahibim ve bunları word dökümanına ekleyebilirim.I now have new references in my library and can put them in a Word document.
Yaklaşık 550 kiloluk bu erkek kutup ayısı vahşi ve hayli aç.And this polar bear that you see, this 1200-pound male, he's wild and fairly hungry.
Tam o sırada, sol taraftan bu vahşi erkek kutup ayısı, avlanma bakışıyla sahneye giriyor.And from out of stage left comes this wild, male polar bear, with a predatory gaze.
Bu sana ne amaçta hizmet etti? çünkü bu kitap onun kütüphanesine kaldırılacak.What purpose did it serve to you? - because the book will remain in his library.
Normalde kutup kaşifi olarak tanıtılıyorum.I'm usually introduced as a polar explorer.
Bildiğiniz gibi, kütüphane Ulusal Kütüphane, yani bu çok büyük bir projeydi.You know, the library is the National Library So it was like a major project.
Bu fikirlerden birisi, kütüphanenin merkezine bir balina iskeleti yerleştirmekti.And one of these ideas was to have this skeleton of a whale in the center.
Kütüphanedeki kitaplıkların ortasında, yüzen bir balina.Of this floating whale in the center of the bookshelves in the library.
Kütüphaneleri ve çamaşırhaneleri düşünün.Just think of libraries and laundrettes.
Kongre alışılmamış bir şekilde, olabileceği en yüksek değerlerde kutuplaşmıştı.Congress was extraordinarily polarized, as you would expect, about as high as can be.
Ama 1.Dünya Savaşı'ndan sonra işler değişti, kutuplaşmalar tarihi bir şekilde düştü.But then, after World War I, things dropped, and we get this historically low level of polarization.
İlgili Sayfalar