Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.Og Kongen, hans Øverster og hele Forsamlingen i Jerusalem rådslog om at fejre Påsken i den anden Måned;
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.Og kongen og hans høvdinger og hele menigheten i Jerusalem holdt råd om å holde påske i den annen måned;
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.Vua và các quan trưởng cùng cả hội chúng ở Giê-ru-sa-lem hội nghị nhau, định dự lễ Vượt qua trong tháng hai;
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.Vua và các quan trưởng cùng cả hội chúng ở Giê-ru-sa-lem hội_nghị nhau , định dự lễ Vượt qua trong tháng hai ;
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.И положили на совете царь и князья его и все собрание в Иерусалиме – совершить пасху во второй месяц,
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.ויועץ המלך ושריו וכל הקהל בירושלם לעשות הפסח בחדש השני׃
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.فتشاور الملك ورؤساؤه وكل الجماعة في اورشليم ان يعملوا الفصح في الشهر الثاني
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.因 為 王 和 眾 首 領 、 並 耶 路 撒 冷 全 會 眾 已 經 商 議 、 要 在 二 月 內 守 逾 越 節
Kralla önderleri ve Yeruşalimdeki topluluk Fısıh Bayramını ikinci ay kutlamaya karar verdiler.因 為王 和 眾首領 、 並 耶路撒冷 全 會眾 已 經商議 、 要 在 二月 內守 逾越節
Kutlamaya değecek, etkileri uzun süren bir dönemdi Trajan dönemi.A je to oslava nejen vítězství, ale celé Trajánovy vlády a toho, že vybudoval něco trvalého.
Kutlamaya değecek, etkileri uzun süren bir dönemdi Trajan dönemi.Тому що він був здатен збудувати щось, щось вічне.
Kutlamaya devam edin.C'est ça, fête la fête.
Ne var ki, kardeşleri bayramı kutlamaya gidince, kendisi de gitti. Ancak açıktan açığa değil, gizlice gitti.A gdy poszli bracia jego, tedy i on szedł na święto, nie jawnie, ale jakoby potajemnie.
Ne var ki, kardeşleri bayramı kutlamaya gidince, kendisi de gitti. Ancak açıktan açığa değil, gizlice gitti.A když odešli bratří jeho, tedy i on šel k svátku, ne zjevně, ale jako ukrytě.
Ne var ki, kardeşleri bayramı kutlamaya gidince, kendisi de gitti. Ancak açıktan açığa değil, gizlice gitti.Ale jako odišli jeho bratia hore na sviatok, vtedy odišiel aj on hore, nie zjavne, ale jako tajne.
Ne var ki, kardeşleri bayramı kutlamaya gidince, kendisi de gitti. Ancak açıktan açığa değil, gizlice gitti.A mint pedig felmenének az õ atyjafiai, akkor õ is felméne az ünnepre, nem nyilvánosan, hanem mintegy titkon.
Ne var ki, kardeşleri bayramı kutlamaya gidince, kendisi de gitti. Ancak açıktan açığa değil, gizlice gitti.După ce s'au suit fraţii Lui la praznic, S'a suit şi El, dar nu pe faţă, ci cam pe ascuns.
Ne var ki, kardeşleri bayramı kutlamaya gidince, kendisi de gitti. Ancak açıktan açığa değil, gizlice gitti.그 형제들이 명절에 올라간후 자기도 올라가시되 나타내지 않고 비밀히 하시니라
Ne var ki, kardeşleri bayramı kutlamaya gidince, kendisi de gitti. Ancak açıktan açığa değil, gizlice gitti.Ko so pa bratje njegovi odšli na praznik, tedaj odide tudi on, ne očitno, temuč kakor skrivaj.
Ne var ki, kardeşleri bayramı kutlamaya gidince, kendisi de gitti. Ancak açıktan açığa değil, gizlice gitti.Lorsque ses frères furent montés à la fête, il y monta aussi lui-même, non publiquement, mais comme en secret.
Ne var ki, kardeşleri bayramı kutlamaya gidince, kendisi de gitti. Ancak açıktan açığa değil, gizlice gitti.Lúc anh em Ngài đã lên dự lễ rồi, thì Ngài cũng lên, nhưng đi cách kín giấu, không thố lộ.
Ne var ki, kardeşleri bayramı kutlamaya gidince, kendisi de gitti. Ancak açıktan açığa değil, gizlice gitti.Lúc anh_em Ngài đã lên dự lễ rồi , thì Ngài cũng lên , nhưng đi cách kín giấu , không thố lộ .
Ne var ki, kardeşleri bayramı kutlamaya gidince, kendisi de gitti. Ancak açıktan açığa değil, gizlice gitti.Ma andati i suoi fratelli alla festa, allora vi andò anche lui; non apertamente però: di nascosto
Ne var ki, kardeşleri bayramı kutlamaya gidince, kendisi de gitti. Ancak açıktan açığa değil, gizlice gitti.Maar toen Zijn broers naar het feest waren vertrokken, ging Hij toch, zo onopvallend mogelijk.
Ne var ki, kardeşleri bayramı kutlamaya gidince, kendisi de gitti. Ancak açıktan açığa değil, gizlice gitti.Men da hans brødre hadde draget op til høiden, da drog også han der op, dog ikke åpenbart, men som i lønndom.
Ne var ki, kardeşleri bayramı kutlamaya gidince, kendisi de gitti. Ancak açıktan açığa değil, gizlice gitti.Men da hans Brødre vare dragne op til Højtiden, da drog han også selv op, ikke åbenlyst, men lønligt.
Ne var ki, kardeşleri bayramı kutlamaya gidince, kendisi de gitti. Ancak açıktan açığa değil, gizlice gitti.Mutta kun hänen veljensä olivat menneet juhlille, silloin hänkin meni sinne, ei julki, vaan ikäänkuin salaa.
Ne var ki, kardeşleri bayramı kutlamaya gidince, kendisi de gitti. Ancak açıktan açığa değil, gizlice gitti.Pero cuando sus hermanos habían subido a la fiesta, entonces él también subió, no abiertamente sino en secreto
Ne var ki, kardeşleri bayramı kutlamaya gidince, kendisi de gitti. Ancak açıktan açığa değil, gizlice gitti.Setelah saudara-saudara-Nya pergi ke perayaan itu, diam-diam Yesus pergi sendirian tanpa diketahui orang
Ne var ki, kardeşleri bayramı kutlamaya gidince, kendisi de gitti. Ancak açıktan açığa değil, gizlice gitti.Αφου δε ανεβησαν οι αδελφοι αυτου, τοτε και αυτος ανεβη εις την εορτην, ουχι φανερως αλλα κρυφιως πως.
Ne var ki, kardeşleri bayramı kutlamaya gidince, kendisi de gitti. Ancak açıktan açığa değil, gizlice gitti.(А това каза за да го изпита; защото Той си знаеше какво щеше да направи).
Ne var ki, kardeşleri bayramı kutlamaya gidince, kendisi de gitti. Ancak açıktan açığa değil, gizlice gitti.Но когда пришли братья Его, тогда и Он пришел на праздник не явно, а как бы тайно.
Ne var ki, kardeşleri bayramı kutlamaya gidince, kendisi de gitti. Ancak açıktan açığa değil, gizlice gitti.Як же пійшли брати Його, тодї й Він пійшов на сьвято, не явно, а якби потай.
Ne var ki, kardeşleri bayramı kutlamaya gidince, kendisi de gitti. Ancak açıktan açığa değil, gizlice gitti.ויהי כאשר עלו אחיו לרגל ויעל גם הוא לא בגלוי כי אם כמסתתר׃
Ne var ki, kardeşleri bayramı kutlamaya gidince, kendisi de gitti. Ancak açıktan açığa değil, gizlice gitti.ولما كان اخوته قد صعدوا حينئذ صعد هو ايضا الى العيد لا ظاهرا بل كانه في الخفاء.
Ne var ki, kardeşleri bayramı kutlamaya gidince, kendisi de gitti. Ancak açıktan açığa değil, gizlice gitti.但 他 弟 兄 上 去 以 後 、 他 也 上 去 過 節 、 不 是 明 去 、 似 乎 是 暗 去 的
Ne var ki, kardeşleri bayramı kutlamaya gidince, kendisi de gitti. Ancak açıktan açığa değil, gizlice gitti.但 他 弟兄 上去 以 後 、 他 也 上去 過節 、 不 是 明去 、 似乎 是 暗去的
Sekizinci gün kutsal bir toplantı yaptılar. Sunağı adamaya yedi gün, bayramı kutlamaya da yedi gün ayırdılar.I světili dne osmého svátek; nebo posvěcení oltáře slavili za sedm dní, tolikéž slavnost tu za sedm dní.
Sekizinci gün kutsal bir toplantı yaptılar. Sunağı adamaya yedi gün, bayramı kutlamaya da yedi gün ayırdılar.제 팔일에 무리가 한 성회를 여니라 단의 낙성식을 칠일 동안 행한 후 이 절기를 칠일 동안 지키니라
Sekizinci gün kutsal bir toplantı yaptılar. Sunağı adamaya yedi gün, bayramı kutlamaya da yedi gün ayırdılar.Ottendedagen holdt man festlig Samling, thi de fejrede Alterets Indvielse i syv Dage og Højtiden i syv.
Sekizinci gün kutsal bir toplantı yaptılar. Sunağı adamaya yedi gün, bayramı kutlamaya da yedi gün ayırdılar.а в день восьмой сделали попразднство, ибо освящение жертвенника совершали семь дней и праздник семь дней.
Sekizinci gün kutsal bir toplantı yaptılar. Sunağı adamaya yedi gün, bayramı kutlamaya da yedi gün ayırdılar.ויעשו ביום השמיני עצרת כי חנכת המזבח עשו שבעת ימים והחג שבעת ימים׃
Sekizinci gün kutsal bir toplantı yaptılar. Sunağı adamaya yedi gün, bayramı kutlamaya da yedi gün ayırdılar.وعملوا في اليوم الثامن اعتكافا لانهم عملوا تدشين المذبح سبعة ايام والعيد سبعة ايام.
Sekizinci gün kutsal bir toplantı yaptılar. Sunağı adamaya yedi gün, bayramı kutlamaya da yedi gün ayırdılar.第 八 日 設 立 嚴 肅 會 . 行 奉 獻 壇 的 禮 七 日 、 守 節 七 日
Sekizinci gün kutsal bir toplantı yaptılar. Sunağı adamaya yedi gün, bayramı kutlamaya da yedi gün ayırdılar.第八 日 設立嚴肅會 . 行 奉獻壇 的 禮七 日 、 守節 七日
Siz bu bayramı kutlamaya gidin. Ben şimdilik gitmeyeceğim. Çünkü benim zamanım daha dolmadı.››Andate voi a questa festa; io non ci vado, perché il mio tempo non è ancora compiuto»
Siz bu bayramı kutlamaya gidin. Ben şimdilik gitmeyeceğim. Çünkü benim zamanım daha dolmadı.››Các ngươi hãy lên dự lễ nầy , còn ta chưa lên dự lễ đó , vì thì_giờ ta chưa trọn .
Siz bu bayramı kutlamaya gidin. Ben şimdilik gitmeyeceğim. Çünkü benim zamanım daha dolmadı.››Các ngươi hãy lên dự lễ nầy, còn ta chưa lên dự lễ đó, vì thì giờ ta chưa trọn.
Siz bu bayramı kutlamaya gidin. Ben şimdilik gitmeyeceğim. Çünkü benim zamanım daha dolmadı.››Drager I op til Højtiden; jeg drager endnu ikke op til denne Højtid, thi min Tid er endnu ikke fuldkommet."
Siz bu bayramı kutlamaya gidin. Ben şimdilik gitmeyeceğim. Çünkü benim zamanım daha dolmadı.››Dra I op til høitiden! jeg drar ikke op til denne høitid; for min tid er ennu ikke fullkommet.
Siz bu bayramı kutlamaya gidin. Ben şimdilik gitmeyeceğim. Çünkü benim zamanım daha dolmadı.››Gaan jullie maar naar het feest. Ik ga nog niet omdat mijn tijd nog niet is aangebroken."
Siz bu bayramı kutlamaya gidin. Ben şimdilik gitmeyeceğim. Çünkü benim zamanım daha dolmadı.››Gån I upp till högtiden; jag är icke stadd på väg upp till denna högtid, ty min tid är ännu icke fullbordad.»
Siz bu bayramı kutlamaya gidin. Ben şimdilik gitmeyeceğim. Çünkü benim zamanım daha dolmadı.››Idźcież wy na to święto, jać jeszcze nie pójdę na to święto; bo mój czas jeszcze się nie wypełnił.
Siz bu bayramı kutlamaya gidin. Ben şimdilik gitmeyeceğim. Çünkü benim zamanım daha dolmadı.››너희는 명절에 올라가라 나는 내 때가 아직 차지 못하였으니 이 명절에 아직 올라가지 아니하노라
Siz bu bayramı kutlamaya gidin. Ben şimdilik gitmeyeceğim. Çünkü benim zamanım daha dolmadı.››Menkää te ylös juhlille; minä en vielä mene näille juhlille, sillä minun aikani ei ole vielä täyttynyt.
Siz bu bayramı kutlamaya gidin. Ben şimdilik gitmeyeceğim. Çünkü benim zamanım daha dolmadı.››Montez, vous, à cette fête; pour moi, je n`y monte point, parce que mon temps n`est pas encore accompli.
Siz bu bayramı kutlamaya gidin. Ben şimdilik gitmeyeceğim. Çünkü benim zamanım daha dolmadı.››Pergilah kalian sendiri ke perayaan itu. Aku tidak pergi sebab belum waktunya buat Aku.
Siz bu bayramı kutlamaya gidin. Ben şimdilik gitmeyeceğim. Çünkü benim zamanım daha dolmadı.››Subid vosotros a la fiesta. Yo no subo todavía a esta fiesta, porque mi tiempo aún no se ha cumplido
Siz bu bayramı kutlamaya gidin. Ben şimdilik gitmeyeceğim. Çünkü benim zamanım daha dolmadı.››Subi vós � festa; eu não subo ainda a esta festa, porque ainda não é chegado o meu tempo.
Siz bu bayramı kutlamaya gidin. Ben şimdilik gitmeyeceğim. Çünkü benim zamanım daha dolmadı.››Ti menjetek fel erre az ünnepre: én még nem megyek fel erre az ünnepre; mert az én idõm még nem tölt be.