Kusursuz bir hafızası var.그는 흠잡을 데 없는 기억력을 가지고 있습니다.
Kusursuz bir hafızası var.Má dokonalú pamäť.
Kusursuz bir hafızası var.Posee la memoria más impecable.
Kusursuz bir hafızası var.Posiada bezbłędną pamięć.
Kusursuz bir hafızası var.Tem uma memória absolutamente impecável.
Kusursuz bir hafızası var.Έχει την τελειότερη μνήμη.
Kusursuz bir hafızası var.Има удивително безгрешна памет
Kusursuz bir hafızası var.У него просто безупречная память.
Kusursuz bir hafızası var.У нього бездоганна пам"ять.
Kusursuz bir hafızası var.יש לו זכרון מושלם.
Kusursuz bir hafızası var.له ذاكرة مبهرة لا تشوبها شائبة.
Kusursuz bir hafızası var.えり好みをしますけどね
Kusursuz bir insan olabilirim, mükemmel bir hayatım olabilir.완벽한 사람이 될 수 있다. 이 완벽한 세상에 동참할 수 있다 같은 의미죠.
Kusursuz bir insan olabilirim, mükemmel bir hayatım olabilir.Podría ser perfecta, podria unirme a este mundo perfecto.
Kusursuz bir insan olabilirim, mükemmel bir hayatım olabilir.הייתי יכול להיות אדם מושלם, הייתי יכול להצטרף לעולם המושלם הזה.
Kusursuz bir insan olabilirim, mükemmel bir hayatım olabilir.يمكنني أن أكون شخص مثالي، ويمكنني الإنضمام إلى هذا العالم المثالي
Kusursuz bir insan olabilirim, mükemmel bir hayatım olabilir.ごちゃごちゃした 細部は隠します
Kusursuz." Çekül seviyesini, merkezi, alanı önceden ölçmek falan.Podle pravítka, na středu a v pravém úhlu.
"Kusursuz, efendim." "Peki, bir şey düşünmeye çalışın.""Doskonale, sir." "Cóż, staram się myśleć o czymś".
"Kusursuz, efendim." "Peki, bir şey düşünmeye çalışın.""Hoàn hảo, thưa ông." "Vâng, hãy thử nghĩ về một cái gì đó."
"Kusursuz, efendim." "Peki, bir şey düşünmeye çalışın.""물론입니다, 선생님." "음, 뭔가 생각해보십시오."
"Kusursuz, efendim." "Peki, bir şey düşünmeye çalışın.""Naprosto, pane." "No, zkuste něco vymyslet."
"Kusursuz, efendim." "Peki, bir şey düşünmeye çalışın.""Parfaitement, monsieur." "Eh bien, essayez de penser à quelque chose."
"Kusursuz, efendim." "Peki, bir şey düşünmeye çalışın.""Perfect, domnule." "Ei bine, încercaţi să se gândească la ceva."
"Kusursuz, efendim." "Peki, bir şey düşünmeye çalışın.""Perfect, meneer." "Nou, probeer te denken aan iets."
"Kusursuz, efendim." "Peki, bir şey düşünmeye çalışın.""Perfekt, mein Herr." "Nun, versuchen Sie, sich etwas einfallen lassen."
"Kusursuz, efendim." "Peki, bir şey düşünmeye çalışın.""Perfekt, sir." "Ja, försöka tänka på något."
"Kusursuz, efendim." "Peki, bir şey düşünmeye çalışın.""Perfekt, sir." "Ja, prøv at tænke på noget."
"Kusursuz, efendim." "Peki, bir şey düşünmeye çalışın.""Perfettamente, signore." "Beh, provate a pensare a qualcosa".
"Kusursuz, efendim." "Peki, bir şey düşünmeye çalışın.""Popolnoma, gospod." "No, poskusite nekaj izmislila."
"Kusursuz, efendim." "Peki, bir şey düşünmeye çalışın.""Sempurna, Sir." "Nah, cobalah untuk memikirkan sesuatu."
"Kusursuz, efendim." "Peki, bir şey düşünmeye çalışın.""Täydellisesti, herra." "No, yrittää keksiä jotain."
"Kusursuz, efendim." "Peki, bir şey düşünmeye çalışın.""Tökéletesen, uram." "Nos, próbálja meg kitalálunk valamit."
"Kusursuz, efendim." "Peki, bir şey düşünmeye çalışın.""Úplne, pane." "No, skúste niečo vymyslieť."
"Kusursuz, efendim." "Peki, bir şey düşünmeye çalışın.""Τέλεια, κύριε." "Λοιπόν, προσπαθήστε να σκεφτείτε κάτι."
"Kusursuz, efendim." "Peki, bir şey düşünmeye çalışın.""Перфектно, сър." "Е, опитайте се да мисля за нещо."
"Kusursuz, efendim." "Peki, bir şey düşünmeye çalışın.""Прекрасно, сер." "Ну, спробуйте що-небудь придумаємо".
"Kusursuz, efendim." "Peki, bir şey düşünmeye çalışın.""Прекрасно, сэр." "Ну, попробуйте что-нибудь придумаем".
"Kusursuz, efendim." "Peki, bir şey düşünmeye çalışın.""تماما ، يا سيدي." "حسنا ، في محاولة للتفكير في شيء".
"Kusursuz, efendim." "Peki, bir şey düşünmeye çalışın.""私はすでに何かアイデアがある、先生。"あなたはある!"
Kusursuz konuşamadığı bir dildeki işle uğraşmasının en büyük sebebi buydu.E é por essa razão que ela escolheu traduzir um livro de uma língua que não dominava perfeitamente.
Kusursuz konuşamadığı bir dildeki işle uğraşmasının en büyük sebebi buydu.Et c'est pourquoi elle a choisi de traduire un livre d'une langue qu'elle ne maîtrisait pas parfaitement.
Kusursuz konuşamadığı bir dildeki işle uğraşmasının en büyük sebebi buydu.Sie ist ganz anders als in vielen anderen Ländern", erklärt sie.
Kusursuz konuşamadığı bir dildeki işle uğraşmasının en büyük sebebi buydu."Мне кажется, эта книга как нельзя лучше показывает, насколько прекрасна современная корейская литература.
Kusursuz mercekler yapabildiğinizi düşünün.Bayangkan kita bisa membuat lensa yang sempurna.
Kusursuz mercekler yapabildiğinizi düşünün.Beeld je in perfecte lenzen te kunnen maken.
Kusursuz mercekler yapabildiğinizi düşünün.Imaginaţi-vă să fiţi în stare să faceţi lentile perfecte.
Kusursuz mercekler yapabildiğinizi düşünün.Imaginem serem capazes de fazer lentes perfeitas.
Kusursuz mercekler yapabildiğinizi düşünün.Imaginen poder fabricar lentes perfectas.
Kusursuz mercekler yapabildiğinizi düşünün.Imaginez pouvoir faire des lentilles parfaites.
Kusursuz mercekler yapabildiğinizi düşünün.Immaginate di poter fare delle lenti perfette.
Kusursuz mercekler yapabildiğinizi düşünün.Képzeljétek el tökéletes lencsék előállítását.
Kusursuz mercekler yapabildiğinizi düşünün.완벽한 렌즈를 만들 수 있다고 상상해 보십시오.
Kusursuz mercekler yapabildiğinizi düşünün.Predstavte si, že by ste mohli vyrobiť perfektné šošovky.
Kusursuz mercekler yapabildiğinizi düşünün.Stellen Sie sich vor, perfekte Linsen erzeugen zu können.
Kusursuz mercekler yapabildiğinizi düşünün.Wyobraźcie sobie, że potrafimy produkować doskonałe soczewki.
Kusursuz mercekler yapabildiğinizi düşünün.Φανταστείτε να μπορούμε να κάνουμε τέλειους φακούς.
Kusursuz mercekler yapabildiğinizi düşünün.Можно создавать безупречные линзы.
Kusursuz mercekler yapabildiğinizi düşünün.Представете си да могат да се изработват перфектни лещи.
Kusursuz mercekler yapabildiğinizi düşünün.דמיינו יכולת ליצור עדשות מושלמות.