Ana içeriğe geç
Sözlük

kusur ile cümle

kusur kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.A štvrtého dňa desať juncov, dvoch baranov, ročných baránkov štrnásť, bez vady,
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Četrti dan pa: deset voličev, dva ovna, štirinajst enoletnih jagnjet brez hibe
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Dne pak čtvrtého volků deset, skopce dva, beránků ročních bez poškvrny čtrnácte,
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız."El cuarto día ofreceréis diez novillos, dos carneros y catorce corderos de un año, sin defecto
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Il quarto giorno offrirete dieci giovenchi, due arieti, quattordici agnelli dell'anno senza difetti
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Ja neljäntenä päivänä: kymmenen mullikkaa, kaksi oinasta ja neljätoista vuodenvanhaa, virheetöntä karitsaa
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.네째 날에는 수송아지 열과 수양 둘과 일 년 되고 흠 없는 수양 열 넷을 드릴 것이며
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Le quatrième jour, vous offrirez dix taureaux, deux béliers, et quatorze agneaux d`un an sans défaut,
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Negyednapon pedig tíz fiatal tulkot, két kost, tizennégy ép bárányt, esztendõsöket.
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.No quarto dia, dez novilhos, dois carneiros, catorze cordeiros de um ano, sem defeito;
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Och på den fjärde dagen; tio tjurar, två vädurar, fjorton årsgamla felfria lamm,
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Og den fjerde dag ti okser og to værer og fjorten årsgamle lam uten lyte,
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Op de vierde dag van het feest moet u tien jonge stieren, twee rammen, veertien eenjarige lammeren,
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.På den fjerde Dag skal I ofre ti Tyre, to Vædre og fjorten årgamle Lam, lydefri Dyr,
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.Και τη τεταρτη ημερα δεκα μοσχους, δυο κριους, δεκατεσσαρα αρνια ενιαυσια, αμωμα
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.И в четвертый день десять тельцов, двух овнов, четырнадцатьоднолетних агнцев, без порока,
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.На четвъртия ден, десет юнеца, два овена, четиринадесет едногодишни агнета, без недостатък;
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.וביום הרביעי פרים עשרה אילם שנים כבשים בני שנה ארבעה עשר תמימם׃
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.وفي اليوم الرابع عشرة ثيران وكبشين واربعة عشر خروفا حوليّا صحيحا.
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.第 四 日 要 獻 公 牛 十 隻 、 公 羊 兩 隻 、 沒 有 殘 疾 、 一 歲 的 公 羊 羔 十 四 隻
‹‹ ‹Dördüncü gün kusursuz on boğa, iki koç ve bir yaşında on dört erkek kuzu sunacaksınız.第四 日 要 獻 公牛 十 隻 、 公羊 兩隻 、 沒有殘疾 、 一 歲 的 公羊羔 十四 隻
Dr. P her zaman rengarenk papyonlar takardı ve çocuklarla çalışmaya kusursuzca uyan bir yaradılışa sahipti.A Dr. P stále nosil farebné motýliky a bol ako stvorený pre prácu s deťmi.
Dr. P her zaman rengarenk papyonlar takardı ve çocuklarla çalışmaya kusursuzca uyan bir yaradılışa sahipti.A tenhle Dokotr P vždycky nosil barevné vázanky a měl skutečně ideální schopnosti pro práci s dětmi.
Dr. P her zaman rengarenk papyonlar takardı ve çocuklarla çalışmaya kusursuzca uyan bir yaradılışa sahipti.Doktor P, zawsze przystrojony w kolorową muszkę, miał idealne usposobienie do pracy z dziećmi.
Dr. P her zaman rengarenk papyonlar takardı ve çocuklarla çalışmaya kusursuzca uyan bir yaradılışa sahipti.Dr.P. purta întotdeauna papioane colorate și avea înclinația necesară pentru a lucra cu copiii.
Dr. P her zaman rengarenk papyonlar takardı ve çocuklarla çalışmaya kusursuzca uyan bir yaradılışa sahipti.Und Dr. P. trug immer sehr bunte Fliegen und war für die Arbeit mit Kindern einfach wie geschaffen.
Dr. P her zaman rengarenk papyonlar takardı ve çocuklarla çalışmaya kusursuzca uyan bir yaradılışa sahipti.Và bác sĩ P luôn đeo những chiếc nơ màu sắc sặc sỡ và có cách đối xử hoàn hảo với những đứa trẻ
Dr. P her zaman rengarenk papyonlar takardı ve çocuklarla çalışmaya kusursuzca uyan bir yaradılışa sahipti.Y el Dr. P siempre usaba corbatas de moño muy coloridas y tenía la aptitud perfecta para trabajar con niños.
Dr. P her zaman rengarenk papyonlar takardı ve çocuklarla çalışmaya kusursuzca uyan bir yaradılışa sahipti.Και Δρ Π, φορούσε πάντα πολύχρωμα παπιγιόν και είχε εξαιρετική διάθεση να δουλεύει με παιδιά.
Dr. P her zaman rengarenk papyonlar takardı ve çocuklarla çalışmaya kusursuzca uyan bir yaradılışa sahipti.Доктор Пи всегда носил очень красочные бабочки и всегда был исключительно расположен работать с детьми.
Dr. P her zaman rengarenk papyonlar takardı ve çocuklarla çalışmaya kusursuzca uyan bir yaradılışa sahipti.Д-р П. винаги носеше наистина разноцветни папийонки и имаше идеалната нагласа за работа с деца.
Dr. P her zaman rengarenk papyonlar takardı ve çocuklarla çalışmaya kusursuzca uyan bir yaradılışa sahipti.І доктор Пі завжди носив барвисті банти-краватки та мав бездоганно добре ставлення до роботи з дітьми.
Efendim, kusursuz olmuş.Señor, quedó impecable.
Efendim, kusursuz olmuş.Tuan, ini sempurna
Efendim, kusursuz olmuş.Señor, quedó impecable.
Efendim, kusursuz olmuş.Docteur, c'est parfait .
Efendim, kusursuz olmuş.Doktorze, to jest nieskazitelne
Efendim, kusursuz olmuş.Dottore, non ha difetti.
Efendim, kusursuz olmuş.Đúng là rất hoàn hảo
Efendim, kusursuz olmuş.Uram, ez hibátlan.
Efendim, kusursuz olmuş.سيدى الشكل سليم
Eflatun kusursuz form kavramlarıyla hala aramızda olacak.플라토는 그의 "완전한 형태"의 생각으로 우리를 통제 합니다.
Eflatun kusursuz form kavramlarıyla hala aramızda olacak.Platão ainda nos leva a melhor com a sua ideia de formas perfeitas.
Eflatun kusursuz form kavramlarıyla hala aramızda olacak.Platone sta ancora trattando con noi nella sua nozione di forme perfette.
Eflatun kusursuz form kavramlarıyla hala aramızda olacak.Platon fait toujours la loi avec sa notion des formes idéales.
Eflatun kusursuz form kavramlarıyla hala aramızda olacak.Platon încă îşi mai face de cap cu noi şi teoria lui despre formele perfecte.
Eflatun kusursuz form kavramlarıyla hala aramızda olacak.Platon nadal do nas dociera ze swoją teorią idealnych form.
Eflatun kusursuz form kavramlarıyla hala aramızda olacak.Platónnak tökéletes formáról vallott elképzelései köszönnek vissza.
Eflatun kusursuz form kavramlarıyla hala aramızda olacak.Platón se siga saliendo con la suya respecto a su noción de las ideas.
Eflatun kusursuz form kavramlarıyla hala aramızda olacak.Plato ons nog steeds in de ban van zijn ideale vormen heeft.
Eflatun kusursuz form kavramlarıyla hala aramızda olacak.Plato vẫn nói với chúng ta những khuôn mẫu hoàn hảo của ông.
Eflatun kusursuz form kavramlarıyla hala aramızda olacak.Платон ще бъде още популярен с неговата идея за съвършените форми.
Eflatun kusursuz form kavramlarıyla hala aramızda olacak.אפלטון עדיין משיג את שלו ברעיון של צורות מושלמות.
Eflatun kusursuz form kavramlarıyla hala aramızda olacak.سيظل أفلاطون له نفس الطريقة معنا فى فكرته عن الأشكال المثاليه.
Eflatun kusursuz form kavramlarıyla hala aramızda olacak.曰く 私たちは頭の中で
‹‹ ‹Egemen RAB şöyle diyor: Birinci ayın birinci günü kusursuz bir boğa alacak, tapınağı arındıracaksın.나 여호와가 말하노라 정월 초 하룻날에 흠없는 수송아지 하나를 취하여 성소를 정결케 하되
‹‹ ‹Egemen RAB şöyle diyor: Birinci ayın birinci günü kusursuz bir boğa alacak, tapınağı arındıracaksın.Så säger Herren, HERREN: På första dagen i första månaden skall du taga en felfri ungtjur och rena helgedomen.
‹‹ ‹Egemen RAB şöyle diyor: Birinci ayın birinci günü kusursuz bir boğa alacak, tapınağı arındıracaksın.Tako pravi Gospod Jehova: Prvi dan prvega meseca vzemi mladega junca brez madeža in očisti svetišče greha.
‹‹ ‹Egemen RAB şöyle diyor: Birinci ayın birinci günü kusursuz bir boğa alacak, tapınağı arındıracaksın.כה אמר אדני יהוה בראשון באחד לחדש תקח פר בן בקר תמים וחטאת את המקדש׃
‹‹ ‹Egemen RAB şöyle diyor: Birinci ayın birinci günü kusursuz bir boğa alacak, tapınağı arındıracaksın.هكذا قال السيد الرب في الشهر الاول في اول الشهر تأخذ ثورا من البقر صحيحا وتطهّر المقدس.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod