Ana içeriğe geç
Sözlük

kuruyorlar ile cümle

kuruyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
10
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Tom ve Marry hayat sigortası için Tom'un babasını öldürmek amacıyla kumpas kuruyorlardı.Tom and Mary were plotting to kill Tom's father for the life insurance.
Tom Jackson ve John Smith, Avrupa'da büyük bir iş imparatorluğu kuruyorlardı.Tom Jackson and John Smith were building a huge business empire in Europe.
Sami ve Leyla birlikte Kahire'de bir hayat kuruyorlardı.Sami and Layla were building a life together in Cairo.
Sami ve Leyla mektuplarla iletişim kuruyorlardı.Sami and Layla were communicating through letters.
Tobias ve İsabella bir arkadaşlık kuruyorlardı.Tobias and Isabella were establishing a friendship.
İnsanlar gerçekten bilgisayarlarıyla çok sıkı bağlar kuruyorlar!"People really build up heavy relationships with their computers!"
Kendi pazarlarını ve sağlık ocaklarını kuruyorlar.They set up their own bazaars and medical clinics.
Polisler, yöneticiler ve polo takımları çadırlar kuruyorlar.So the police bring tents, the authorities bring tents and the polo teams bring tents.
İşte bu şekilde iltişim kuruyorlar, parmaklarını gezdirerek.That's how they communicate -- so run their finger along.
Ve Çin'de, şimdi, 5 GW'lıık nükleer santraller kuruyorlar.And in China, right now, they're putting up five gigawatts of nuclear.
Sonuçta ayrı bir şirket kuruyorlar.So they create a company.
Bu aletleri çeyrek saniye aralıklarla fırlatacak bir sistem kuruyorlarThey're building a system that ejects these at quarter-second intervals.
Etrafta hareket ediyorlar, yeni bağlantılar kuruyorlar ve öğrendiğimiz zaman olan şey de bu.They're moving around making new connections, and that's what happens when we learn.
Hayatlarını bunun etrafında kuruyorlar.They organize their life around this.
22:44 Lo hizo desde entonces West kuruyorlardý?22:44 Lo hizo desde entonces West kuruyorlardý?
Bir düğmeye basıyor, ve çabucak A'dan B'ye doğru bağlantı kuruyorlardı.They would click on a button, and they would be connected as A to B immediately.
Onlar (onu iptal etmek için) bir tuzak kuruyorlar.They are hatching up a plot,
Doğrusu onlar, hileli bir düzen planlayıp kuruyorlar;They are hatching up a plot,
Gerçekten onlar düzen kuruyorlar.They are hatching up a plot,
Onlar ha bire tuzak kuruyorlar/oyun çeviriyorlar.They are hatching up a plot,
Çünkü onlar yeryüzünde büyüklük taslıyor ve kötü tuzaklar kuruyorlardı.As did their arrogance in the land, and their plotting of evil.
Haberin olsun ki, kâfirler hep hile kuruyorlar.They are hatching up a plot,
Onlar plan kuruyorlarsa ALLAH da plan kuruyor. ALLAH plan kuranların en ustasıdırThey planned, and God planned, but God is the Best of planners.
Onlar plan kuruyorlarsa ALLAH da plan kuruyor.They schemed and Allah did also scheme.
İnkar edenler seni tutup bağlamaları, öldürmeleri, ya da sürmeleri için sana tuzak kuruyorlardı.And when the unbelievers plotted against you (Prophet Muhammad).
Bazı Türkler deprem korkusuyla evlerinin yanına çadır kuruyorlar. [Reuters]Some Turks keep tents near their apartment buildings out of fear of earthquakes. [Reuters]
Proje kapsamında, CEZ ve SC enerji kuruluşu Elektroprivreda ortak bir şirket kuruyorlar.As part of the project, CEZ and the RS power utility Elektroprivreda are setting up a joint company.
Parlamentonun dışında kalmaktan korkan küçük partiler koalisyonlar kuruyorlar.Fearful of being shut out of parliament, the small parties are forming coalitions.
Sonunda, üç domuz da tuğla eve barikat kuruyorlar ve domuz 9-1-1'i çağırıyor.In the end, with all three pigs barricaded in the brick house, the third pig calls 9-1-1.
Hastaneler yoğun bakım üniteleri ve izolasyon yatakları kuruyorlar.Hospitals have been setting up ICU units and isolation beds.
Karakterimizin uçağı düşünce adaya kamp kuruyorlar.Por suerte, llega nuestro personaje a la isla.
İnsanlar gerçekten bilgisayarlarıyla çok sıkı bağlar kuruyorlar!"Η ταινία είχε μεγάλη απήχηση στους φίλους των υπολογιστών.
İnsanlar gerçekten bilgisayarlarıyla çok sıkı bağlar kuruyorlar!"Arvutisüsteemid on läinud lolliks!"
22:44 Lo hizo desde entonces West kuruyorlardý?No! No! Doctor!
Bir düğmeye basıyor, ve çabucak A'dan B'ye doğru bağlantı kuruyorlardı.사람들이 버튼을 누르면, 그들은 즉각 A에서 B로 연결되는 것이었죠.
Bir düğmeye basıyor, ve çabucak A'dan B'ye doğru bağlantı kuruyorlardı.Apăsau pe un buton, şi erau conectaţi ca A la B imediat.
Bir düğmeye basıyor, ve çabucak A'dan B'ye doğru bağlantı kuruyorlardı.Če so kliknili na gumb, so se nemudoma povezali od A do B.
Bir düğmeye basıyor, ve çabucak A'dan B'ye doğru bağlantı kuruyorlardı.Clicavam num botão e ligavam-se imediatamente de A a B. E pensei:
Bir düğmeye basıyor, ve çabucak A'dan B'ye doğru bağlantı kuruyorlardı.Cliccavano su un bottone, e si connettevano da A a B istantaneamente.
Bir düğmeye basıyor, ve çabucak A'dan B'ye doğru bağlantı kuruyorlardı.Ellos con un clic en un botón se conectaban de inmediato como A con B.
Bir düğmeye basıyor, ve çabucak A'dan B'ye doğru bağlantı kuruyorlardı.Họ sẽ ấn vào cái nút và họ sẽ được kết nối từ điểm A đến điểm B ngay lập tức.
Bir düğmeye basıyor, ve çabucak A'dan B'ye doğru bağlantı kuruyorlardı.Ils cliquaient sur un bouton, et ils étaient aussitôt reliés comme A et B.
Bir düğmeye basıyor, ve çabucak A'dan B'ye doğru bağlantı kuruyorlardı.Megnyomnak egy gombot, és egyből összekapcsolódtak, mint A és B.
Bir düğmeye basıyor, ve çabucak A'dan B'ye doğru bağlantı kuruyorlardı.Sie klickten auf einen Knopf und sie waren sofort verbunden, so wie A und B.
Bir düğmeye basıyor, ve çabucak A'dan B'ye doğru bağlantı kuruyorlardı.Stlačíme tlačítko, a ihneď vytvoríme spojenie medzi A a B.
Bir düğmeye basıyor, ve çabucak A'dan B'ye doğru bağlantı kuruyorlardı.Wystarczy nacisnąć guzik, by natychmiast połączyć A z B.
Bir düğmeye basıyor, ve çabucak A'dan B'ye doğru bağlantı kuruyorlardı.Ze zouden kunnen drukken op een knop, ze zouden onmiddellijk A met B verbinden.
Bir düğmeye basıyor, ve çabucak A'dan B'ye doğru bağlantı kuruyorlardı.Zmáčkli tlačítko a ihned vytvořili spojení mezi A a B.
Bir düğmeye basıyor, ve çabucak A'dan B'ye doğru bağlantı kuruyorlardı.Πατούσαν ένα κουμπί, και συνδέονταν αμέσως όπως το Α με το Β.
Bir düğmeye basıyor, ve çabucak A'dan B'ye doğru bağlantı kuruyorlardı.Вони просто натискають кнопку, і миттєво з'єднуються, як точки А і Б.
Bir düğmeye basıyor, ve çabucak A'dan B'ye doğru bağlantı kuruyorlardı.Они нажимают кнопку, и тут же соединяются, как А и Б.
Bir düğmeye basıyor, ve çabucak A'dan B'ye doğru bağlantı kuruyorlardı.Те кликнат върху бутон, и се свързват от А до Б веднага.
Bir düğmeye basıyor, ve çabucak A'dan B'ye doğru bağlantı kuruyorlardı.הם לחצו על כפתור, והם היו מתחברים כמו "א" ל"ב" מידית.
Bir düğmeye basıyor, ve çabucak A'dan B'ye doğru bağlantı kuruyorlardı.فهم بضغطة زر واحدة يمكنهم ان يصلوا من " الف " إلى " باء "
Bir düğmeye basıyor, ve çabucak A'dan B'ye doğru bağlantı kuruyorlardı.たちどころに A から B へ繋がります 「これは凄い事を発見した」と思いました
Bir düğmeye basıyor, ve çabucak A'dan B'ye doğru bağlantı kuruyorlardı.人類點擊一下按鈕, 跟住以A身份同B取得聯繫。
Bir sürü kapanları var, yabani domuz, yılan, maymun, kemirgen, ne olursa, yakalamak için tuzak kuruyorlar.Họ có một chuỗi các bẫy, lưới những thứ họ dùng để bắt lợn, rắn, khỉ những loài gặm nhấm, bất cứ thứ gì có thể
Bir sürü kapanları var, yabani domuz, yılan, maymun, kemirgen, ne olursa, yakalamak için tuzak kuruyorlar.그들은 야생 돼지, 뱀, 원숭이들이나 설치류, 또는 잡을 수 있는 것은 모두 다 잡기위한 덫이나 올가미를 가지고 있었습니다.
Bir sürü kapanları var, yabani domuz, yılan, maymun, kemirgen, ne olursa, yakalamak için tuzak kuruyorlar.Ze hebben een aantal vallen opgezet om wilde zwijnen, slangen, apen knaagdieren, wat dan ook te vangen.
Bir sürü kapanları var, yabani domuz, yılan, maymun, kemirgen, ne olursa, yakalamak için tuzak kuruyorlar.יש להם אוסף מלכודות ופתיונות שהם מציבים כדי לתפוס חזירי בר, נחשים, קופים מכרסמים, בעצם כל דבר שהם יכולים.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod