Nehir kuruyor.The river is running dry.
O her zaman hayal kuruyor.He is always day-dreaming.
Ebeveynlerimle posta yoluyla bağlantı kuruyorum.I keep in touch with my parents by mail.
Kontakt kullandığımda gözlerim kuruyor ve kızarıyor.When I use contacts, my eyes feel dry and become red.
Gökyüzü bile bize karşı komplo kuruyor.Even the sky conspires against us.
Tom Mary ile gizlice ilişki kuruyor.Tom has secretly been contacting Mary.
Tom ve Marry hayat sigortası için Tom'un babasını öldürmek amacıyla kumpas kuruyorlardı.Tom and Mary were plotting to kill Tom's father for the life insurance.
Sen de Amazon'da yılanlarla birlikte kamp kuruyorsun!You also camp in the Amazon with snakes!
Tom hayal kuruyor.Tom is dreaming.
Tom'un gömleği kuruyor.Tom's shirt is drying.
Mary'nin giysisi güneşte kuruyor.Mary's dress is drying in the sun.
Ben hâlâ Almanya hakkında hayal kuruyorum.I still dream about Germany.
Hayal kuruyorsun.You're dreaming.
Hayal kuruyor olmalıyım.I must be dreaming.
Her gece senin hayalini kuruyorum.I dream about you every night.
Ben sadece hayal kuruyordum.I was just daydreaming.
Tom hakkında hayal kuruyordum.I was dreaming about Tom.
Köpeğim bir kedinin hayalini kuruyor.My dog is dreaming of a cat.
Sen yine hayal kuruyorsun.You're dreaming again.
Tom hayal kuruyor mu?Is Tom dreaming?
Yıllardır bunun hayalini kuruyorum.I've dreamed about this for years.
Her gece onun hayalini kuruyorum.I dream about him every night.
Üzgünüm, hayal kuruyordum.Sorry, I was woolgathering.
Tom dışarıda kar kürüyor.Tom is out shoveling snow.
Onlar nasıl iletişim kuruyor?How do they communicate?
Kotlar çok zor kuruyor.Jeans take forever to dry.
Tom sınıfta hayal kuruyordu.Tom was daydreaming in class.
Kafanda kuruyorsun Tom.You're imagining things, Tom.
4 milyondan fazla Avustralyalı, İngilizceden başka bir dilde iletişim kuruyor.Over 4 million Australians communicate in a language other than English.
Tom her zaman hayal kuruyor.Tom is always daydreaming.
Biz iyi bir takım kuruyoruz.We make a good team.
Sen hayal kuruyor olmalısın.You must've been dreaming.
Sen masayı kuruyorsun.You are setting the table.
Tom hayal kuruyor gibi görünüyor.Tom seems to be daydreaming.
Hayal kuruyordum.I was daydreaming.
Tom neye elini atsa kuruyor.Tom is a big time loser.
Tom kar kürüyor.Tom is shoveling snow.
Tom Jackson ve John Smith, Avrupa'da büyük bir iş imparatorluğu kuruyorlardı.Tom Jackson and John Smith were building a huge business empire in Europe.
Senin hakkında hayal kuruyordum.I was dreaming about you.
Onlar hakkında hayal kuruyordum.I was dreaming about them.
Onun hakkında hayal kuruyordum.I was dreaming about him.
Yoksul bir adamın oğlu olan Dan, bir üniversite eğitiminin hayalini kuruyordu.Dan, the son of a poor man, dreamed of a university education.
Onun hakkında hayal kuruyorum.I daydream about it.
Tom ve büyükbabası Fransızca iletişim kuruyor.Tom and his grandfather communicate in French.
Bazen Tom hakkında hayal kuruyorum.I sometimes dream about Tom.
Onlar hayal kuruyor.They were dreaming.
Hâlâ onun hayalini kuruyorum.I still dream about it.
Ben hayal kuruyorum.I'm daydreaming.
Tom hakkında hayal kuruyorum.I've been dreaming about Tom.
Siz ikiniz ne hakkında komplo kuruyorsunuz?What are you two conspiring about?
Siz ikiniz ne hakkında komplo kuruyordunuz?What were you two conspiring about?
Başka kimse bağlantı kuruyor mu?Does anybody else see a connection?
Tom boşa hayal kuruyor.Tom is a lost cause.
Tom'la nasıl ilişki kuruyorsun?How are you related to Tom?
Fadıl, Leyla ile ilişki kuruyordu.Fadil was having an affair with Layla.
Birçok Amerikalı eski hükümlü Meksika'da yeni bir hayat kuruyor.Many American ex-convicts make a new life in Mexico.
Kıyafetler kuruyor.The clothes are drying.
Boya kuruyor.The paint's drying.
Babam köprüler kuruyor.My father builds bridges.
Sami ve Leyla birlikte Kahire'de bir hayat kuruyorlardı.Sami and Layla were building a life together in Cairo.