O sadece sizin kuruntunuz.It's just your imagination.
Tom kuruntulu.Tom's delusional.
Tom kuruntulu muydu?Was Tom delusional?
Tom kuruntuluydu.Tom was delusional.
Tom kuruntulu değil.Tom isn't delusional.
Kuruntulu değilim.I'm not delusional.
Tom kuruntulu ve tehlikelidir.Tom is delusional and dangerous.
Tom kuruntusal.Tom is delusional.
Tom paranoyak ve kuruntuludur.Tom is paranoid and delusional.
Tom kuruntusal olduğumu söylüyor.Tom says I'm delusional.
"Rockerfellows bana karşı" (Büyüklük kuruntusu)."The Rockerfellows are against me."
Dolayısıyla kurt adam efsaneleri tümüyle cehalet ve kuruntu üzerine kurulmuş olabilir.Because of this, the comic can be read entirely out of order.
Bileğiyle büyük işler yaptı; Gururluları yüreklerindeki kuruntularla darmadağın etti.He has shown strength with his arm. He has scattered the proud in the imagination of their hearts.
Ki o, insanların göğüslerine vesvese verir (içlerine kuşku, kuruntu fısıldar);Who suggests evil thoughts to the hearts of men --
Kendi kuruntularına uygun olarak şöyle dediler: "Şunlar, dokunulmaz hayvanlar ve ekinlerdir.They also say: "These cattle and these crops are consecrated.
Yemin olsun ki, kendi benliklerinde büyüklük kuruntusuna düştüler ve korkunç bir biçimde azdılar.They are full of self-conceit and behave with intense arrogance.
O; kuruntudan, keyfinden konuşmuyor.Neither does he speak of his own will.
İnsanların göğüslerine kuşkular, kuruntular sokar o;Who suggests evil thoughts to the hearts of men --
Çokluk kuruntusu sizi o derece oyaladı ki,THE AVARICE OF plenitude keeps you occupied
Çünkü Allah övünen ve kuruntu edenlerin hiçbirini sevmez.Verily God does not like the proud and boastful.
Sana cevap vermezlerse bil ki sadece kuruntularına uyuyorlar.Then, if they cannot give you an answer, know that they are only following their lusts.
ALLAH'tan gelen bir yol gösterici olmadan, kuruntularına uyandan daha sapık kim olabilir?And who can be farther astray than he who follows his lust without any guidance from God?
Bu, onların kuruntusudur.Such are their fancies.
(İş) Ne sizin kuruntularınızla, ne Kitap ehlinin kuruntularıyla olmaz.It is not your fancies, nor the fancies of the People of the Book.
Bu, onların kendi kuruntularıdır.Such are their fancies.
Ne sizin kuruntularınızla, ne de Kitap Ehlinin kuruntularıyla değil.It is not your fancies, nor the fancies of the People of the Book.
Bu, sizin kuruntularınıza ve Kitap ehlinin kuruntularına göre değildir.It is not your fancies, nor the fancies of the People of the Book.
Cennete Yahudi yahut Nasrani olmayan kesin olarak giremez dediler, kendi kuruntuları bu.And they say, 'None shall enter Paradise except that they be Jews or Christians.'
Ne sizin boşuna kuruntularınızın aslı var, ne kitap ehlinin kuruntularının aslı.It is not your fancies, nor the fancies of the People of the Book.
Bu, onların hurafeleri/anlamını bilmeden okuyuşları/kuruntularıdır.Such are their fancies.
Biz, hayal ve kuruntuların yorumunu bilenler değiliz."'We know nothing of the interpretation of nightmares.'
Bu onların kuruntusudur.Such are their fancies.
Bu onların kendi kuruntularıdır.Such are their fancies.
(İş), ne sizin kuruntunuza, ne de kitap ehlinin kuruntusuna göredir.It is not your fancies, nor the fancies of the People of the Book.
Bu onların kendi kuruntuları...Such are their fancies.
Yalanladılar; kendi heves ve kuruntularına uydular.They belied (the Verses of Allah, this Quran), and followed their own lusts.
Şeytan onlara vadediyor, onları kuruntulara düşürüyor, ancak aldatmak için vaadde bulunuyor.He promises them, and he raises their expectations, but Satan promises them nothing but delusions.
Bildikleri şey, ancak kuruntularıdır, onlar, ancak zanna kapılırlar.They but guess.
Kitap nedir bilmezler. Bütün bildikleri, kendilerine anlatılan birtakım kuruntu ve uydurmalardır.Among them are unlettered folk who know the Scripture not except from hearsay.
Bu, onların kuruntusudur. De ki: "Doğru iseniz, delilinizi getirin."That is [merely] their wishful thinking, Say, "Produce your proof, if you should be truthful."
(Şeytan) Onlara vaadler ediyor, onları en olmadık kuruntulara düşürüyor.Satan promises them and arouses desire in them.
Bu onların kuruntusudur. Sen de onlara: Eğer sahiden doğru söylüyorsanız delilinizi getirin, de.That is [merely] their wishful thinking, Say, "Produce your proof, if you should be truthful."
Şeytan onlara sadece vaadlerde bulunur, birtakım kuruntularla oyalar.Satan promises them and arouses desire in them.
Bu, onların kuruntusudur. De ki: "Doğru sözlüler iseniz delilinizi getirin."That is [merely] their wishful thinking, Say, "Produce your proof, if you should be truthful."
Yapamaz, yapamaz, yapamazsın, insanları kuruntusal bir "norm"a teslim olmaya ZORLAYAMAZSIN!You cannot, cannot, cannot FORCE people to surrender to some kind of delusional "norm."
Ancak, son dönemlerde, kişideki kuruntuların rahatsızlık verici olması kavramı tekrar önem kazanmıştır.Sin embargo, en el último tramo de su mandato se hizo notorio el hastío de la población.
Onlar sıkça mantıksız kuruntularla bilinen rahatsızlıklar yaratıyorlar.A veces crea planes ridículamente difíciles de realizar.
Daha belirli olarak, eziyet korkusuna yol açan bir kuruntuya işaret etmek için kullanılır.Ad esempio, occorre riconoscere i comportamenti che indicano dolore.
Dış ve iç tehlike kuruntusu yaratarak istenilen sonucu elde etmek.Сотворение великанов и людей (удмурты) Смирнов И. Н. Вотяки.
Onlar sıkça mantıksız kuruntularla bilinen rahatsızlıklar yaratıyorlar.Часто возникают галлюцинации, связанные с бредовыми идеями.
"Rockerfellows bana karşı" (Büyüklük kuruntusu).«Phylloscartes kronei» (em inglês).
Delile dayanmayan vehim ve kuruntulara hukukta i’tibâr edilmez, kıymet verilmez.Lecz ten, kto został do tego zmuszony, a nie będąc buntownikiem ani występnym, nie będzie miał grzechu.
Hikâyenin gerçekte var mı olduğunu yoksa sadece Salieri'nin kuruntularından ibaret mi olduğunu bilemeyiz.Nie wiadomo jednak czy ludzie ci faktycznie istnieli czy była to tylko legenda samych paulicjan.
"Rockerfellows bana karşı" (Büyüklük kuruntusu).Антіфеллос - означало «навпроти Феллоса».
Onlar sıkça mantıksız kuruntularla bilinen rahatsızlıklar yaratıyorlar.Mnohdy se objevuje nepravidelné laločnaté zprohýbání.
"Rockerfellows bana karşı" (Büyüklük kuruntusu)."Rodrigo Koxa about" (dalam bahasa Portugis).
"Rockerfellows bana karşı" (Büyüklük kuruntusu).「オレ、ルパンコロス」が口癖。
Hikâyenin gerçekte var mı olduğunu yoksa sadece Salieri'nin kuruntularından ibaret mi olduğunu bilemeyiz.実在するのか、それとも単なるレキシーの空想上の存在なのかは不明。
Dış ve iç tehlike kuruntusu yaratarak istenilen sonucu elde etmek.고지는 지형과 지질이 다른 다음과 같은 지괴(地塊)로 나뉜다.
Onlar sıkça mantıksız kuruntularla bilinen rahatsızlıklar yaratıyorlar.Pogosto govori nesmiselne šale o Zvednih stezah.