Boya henüz kurumadı.The paint hasn't dried yet.
Kurum korunmalıdır.The institution must be protected.
Kurum gönüllüler için televizyonda ilan verdi.The institution advertised on TV for volunteers.
Kurum 1960'ların sonlarında kuruldu.The institution was established in the late 1960s.
O kurum korunmalıdır.That institution must be protected.
Numuneler tüm dünyadaki iki yüz sağlık kurumundan toplanmıştır.The samples were collected from two hundred medical institutions all over the world.
Bu gölet yazın bile kurumaz.This pond doesn't run dry even in summer.
Cömert bir adam hayır kurumuna iki milyar yen katkıda bulunduA generous man contributed some two billion yen to charity.
Sizin sayfanızdan bizim kurumsal sitemize bir köprü yapar mısınız?Would you please make a hyperlink to our corporate site from your page?
Petrol kurumadan yeni enerji formları geliştirilmelidir.New forms of energy must be developed before oil dries up.
Kore, Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu tarafından bir inceleme yapılmasına izin verdi.Korea allowed an inspection by the IAEA.
Hava çok iyi, kuruması için çamaşırlarımı dışarıya asmayı düşünüyorum.The weather's so good I think I'll hang the laundry out to dry.
Hayır kurumuna çok para bağışladı.He contributed a lot of money to the charity.
O bütün parasını hayır kurumuna bağışladı.He gave away all his money to charity.
O, bir devlet kurumunda çalışıyor, değil mi?She's with a government bureau, isn't she?
Gözde hayır kurumun nedir?What's your favorite charity?
Hayır kurumuna yardım eder misin?Do you give to charity?
Tom yardım kurumuna çok para bağışladı.Tom contributed a lot of money to charity.
Tom isimsiz bir şekilde sevdiği hayır kurumuna bir milyon dolar yardımda bulundu.Tom anonymously donated a million dollars to his favorite charity.
Tom maaşının yarısını sevdiği hayır kurumuna bağışlıyor.Tom donates half his salary to his favorite charity.
O kurumdaki eğitim tek kelimeyle içler acısı.The education in that institute is simply pathetic.
Burası cezai ehliyeti olmayanlarla ilgili bir kurumdur.This is an institution for the criminally insane.
O bir hayır kurumu işletir.She runs a charity.
En son ne zaman hayır kurumlarına bağış yaptın?When was the last time you gave charity?
Onların işi kurumuş ağaçları kesip devirmek.Their job is to fell the dead trees.
Ben bunu bir hayır kurumu mağazasından aldım.I bought it at a thrift shop.
Kurumaya bırak.Let it dry.
Royal House eski bir kurumdur.The Royal House is an ancient institution.
Kot pantolonların kuruması çok uzun sürüyor.Jeans take forever to dry.
Kukla, elbiselerini çıkardı ve kurumaları için onları kumun üzerine serdi.The marionette took off his clothes and laid them on the sand to dry.
Aslında bir pınar vardı, ama kurumuştu.There was a spring indeed, but it was dry.
O, hayır kurumuna bir piyano verdi.She gave a piano to charity.
Bu kuyu asla kurumaz.This well never runs dry.
Tom ve ben birlikte lisans üstü eğitim kurumundaydık.Tom and I were in grad school together.
Barışı korumak için resmi bir kuruma ihtiyacımız yok.We don't need a formal institution for preserving peace.
O hep hayır kurumlarına bir şey verir.I always give something to charities.
Kurumsallaşmış ırkçılık polis gücü içinde önemli bir sorun.Institutionalised racism is a significant problem within the police force.
Eski mobilyanı atma yerine neden onu hayır kurumuna vermiyorsun?Instead of throwing away your old furniture, why don't you give it to charity?
Tom büyük bir finans kurumu için çalışıyor.Tom works for a large financial institution.
Hayır kurumuna ne kadar vereceğimi biliyor musun?Do you know how much I give to charity?
Elbiselerim henüz kurumu?Are my clothes dry yet?
Kurumuş giysilerim aniden yağmur yağdığı için ıslanır.My dried out clothes are getting wet because it is suddenly raining.
Hiçbir şey bir gözyaşından daha çabuk kurumaz.Nothing dries more quickly than a tear.
Almanlar, Avrupa Birliği ve onun kurumlarına büyük bir bağlılık gösteriyor.Germans show an enormous commitment to the European Union and its institutions.
Yangının bu kata da ulaştığını duvardaki kurumdan görebilirsiniz.You can see from the soot on the walls that the fire reached this floor as well.
Kurumsal ırkçılık ciddi bir sorundur.Institutional racism is a serious problem.
Ben bir iş bulmadan önce işçi bulma kurumuna bir sürü yolculuk yaptım.I made a lot of trips to the employment bureau before I found a job.
Onun yüzü kurumluydu.His face was sooty.
Onun yüzü kurumla doluydu.His face was full of soot.
Tom çeşitli hayır kurumlarına çok para bağışladı.Tom has donated a lot of money to various charities.
Tom hayır kurumuna çok para verdi.Tom has given a lot of money to charity.
Bir iş bulmak, bir iş bulma kurumu olmadan zor olabilir.Finding a job can be difficult without the help of an employment agency.
Tom süper gizli bir devlet kurumunda çalışıyor.Tom works at a super secret government facility.
TDK kurum isimlerinde kesme işareti kullanımını kaldırma kararı aldı.TDK has decided to abolish the use of apostrophe in names of institutions.
Kurumak, çimento için biraz zaman alacaktır.It'll take a while for the cement to dry.
Tom birçok hayır kurumuna hibe ediyor.Tom gives to many charities.
Sami tüm servetini hayır kurumuna bıraktı.Sami left his entire fortune to charity.
Elbiselerini kurumaları için dışarıya as.Hang your clothes outside so that they dry.
Bazı medya kurumları Filistinlileri canavar gibi gösteriyor.The Palestinians are dehumanized by some media.
İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tamamen kurumuştu.In the second month, the seven and twentieth day of the month, the earth was dried.