Sizi kurtarmak için buradayız.We're here to rescue you.
Mary ormanda mahsur olduktan sonra orman perileri tarafından kurtarıldı.Mary was rescued by forest elves after she had become stranded in the forest.
Fransa'nın kalecisi yere daldı ve Ronaldo'nun atışını kurtardı.The goalkeeper for France dived to the ground and saved Ronaldo’s shot.
Bu üç yabancı Ukrayna'nın kurtarılabilip kurtarılamayacağını görmek için dünyaya geldi.These three extraterrestrials have come to earth to see if Ukraine can be saved.
İsa Mesih benim kurtarıcımdır.Jesus Christ is my Savior.
Çatırdayan evliliğimizi kurtarmak için yardıma ihtiyacımız var.We need help in fixing our broken marriage.
Beni bu durumdan kurtarır mısın?Help me out, would you?
Onu kurtarmaya çalışıyordum.I was trying to rescue him.
Sizin hayatlarınızı kurtardım.I helped you save your lives.
Bir kişinin hayatını kurtardığı için methedildi.She was praised for saving a person's life.
Kurtarılmak istemiyorum.I don't wish to be rescued.
Hepimizin kurtarılmasını istiyorum.We all want to be rescued.
Sadece bazı insanlar kurtarılamaz.Some people just can't be saved.
Benim postumu kurtardığın için teşekkürler.Thanks for saving my hide.
Kendini baş ağrısından kurtar.Save yourself the headache.
Beni kurtarmaya gelişin hakkında hayal kurardım.I used to dream about you coming to save me.
Tom'un bizi kurtarmak için geliyor olacağını sanmıyorum.I don't think Tom is coming to our rescue.
Kurtarabileceklerimizi kurtaralım.Let's save the ones we can save.
Her hayat kurtarmaya değer.Every life is worth saving.
Ben kurtarmaya değmem.I'm not worth saving.
Bence paçayı kurtaracaksın.I think you'll pull through.
Sen paçayı kurtardın.You're off the hook.
Evliliğimi kurtardın, Tom.You saved my marriage, Tom.
Tom'u kurtarmama yardım etmelisin.You must help me save Tom.
Tom'u kurtarabilecek tek kişi sensin.You're the only one who can save Tom.
Hadi ne kurtarabilirsek kurtaralım.Let's salvage what we can.
Hayatları kurtarmak için buradayız.We're here to save lives.
O hayatlarımızı kurtardı.It saved our lives.
Onlar bizi kurtarmak için buradalar.They're here to save us.
Hayat kurtarmak harika hissettiriyor.Saving lives feels great.
Seni bu nedenle kurtardım.That's why I rescued you.
Onlar beni seni kurtarmam için gönderdiler.They sent me to save you.
Artık seni hiç kimse kurtarmayacak.No one's going to save you now.
Maalesef artık arkadaşların bile seni kurtaramaz.I'm afraid even your friends can't save you now.
Tom, çocukları yanan evden kurtardı.Tom rescued the children from the burning house.
O, durumu kurtardı.He saved the situation.
Seni kurtarmak için geleceğim.I'll come to save you.
Biri seni kurtaracak.Someone will save you.
Tom'u kurtarabileceğimize dair hâlâ bir fırsat var.There's still a chance that we can save Tom.
Organ bağışları hayatlar kurtarır.Organ donations save lives.
Senin görevin ülkeni bir yabancı işgalinden kurtarmak.Your duty is to save your country from a foreign invasion.
Temiz eller hayat kurtarır.Clean hands save lives.
O, Tom'un hayatını kurtarmak için tetiği çektiğini söyledi.He said that he pulled the trigger to save Tom's life.
Kurtarma ekibi seni almak için geliyor..The rescue team are on the way to get you.
Kurtarma ekibi kurbanların yerini saptadı.The rescue team located the victims.
Tom yanan evden Mary'nin köpeğini kurtardı.Tom rescued Mary's dog from the burning house.
Sahil Güvenlik bir kurtarma helikopteri çağırdı.The coast guard called in a rescue helicopter.
Kurtarma ekibi Tom'u aradı.The rescue team searched for Tom.
Seni kurtaran kişi benim.I'm the one who saved you.
Onları kurtaran kişi benim.I'm the one who saved them.
Onu kurtaran kişi benim.I'm the one who saved him.
Bizi kurtar.Save us.
Onları kurtar.Save them.
Beni kurtar.Save me.
Onu kurtar.Save him.
Onları kurtarabilir misin?Can you save them?
Onu kurtarabilir misin?Can you save him?
Onları kurtarabilir miyiz?Can we save them?
Onu kurtarabilir miyiz?Can we save him?
Onları nasıl kurtarabiliriz?How can we save them?