Ben Tom'u kurtarmak için buradayım.I'm here to rescue Tom.
Seni kurtarmaya geliyorum.I'm coming to save you.
Sizi kurtarmaya geliyorum.I'm coming to save you.
Tom'u kurtarmaya çalıştım.I tried to save Tom.
Kurtarıcılar gelmeden önce o öldü.He died before the rescuers arrived.
Peki, ya günü kurtarmaya gelen Tom değilse.Well, if it isn't Tom who comes to save the day.
Beni kurtarmaya geldiHe came to save me.
Beni kurtarmak için geldi.She came to save me.
Beni kurtarmaya mı geldin?Have you come to save me?
Onu kurtarmak için geldim.I've come to save her.
Prensesi kurtarmak için geldim.I've come to save the princess.
Tom'u kurtarmak için geldim.I've come to save Tom.
O günü kurtardı.He saved the day.
O günü kurtardı...tekrar.She saved the day... again.
Bu arabayı satarak kendini birçok sorundan kurtarabilirsin.You can save yourself a lot of trouble by selling this car.
Polis aracının zırh kaplaması apartman sakinlerinin hayatlarını kurtardı.The police vehicle's armor plating saved the lives of its occupants.
Polis aracının zırhı yolcularının hayatlarını kurtardı.The police vehicle's armor plating saved the lives of its occupants.
Tom seni kurtarmasaydı ölürdün.You'd be dead if Tom hadn't saved you.
Tom yaşamını kurtardı.Tom saved your life.
Tom beni kurtarmaya geldi.Tom came to save me.
Masum birini mahkum etmektense suçlu bir adamı kurtarmayı göze almak daha iyidir.It is better to risk saving a guilty man than to condemn an innocent one.
Hayatımı kurtardı.It saved my life.
Tom dünyayı kurtarabileceğini düşünüyor.Tom thinks he can save the world.
Cesur şövalye, güzel prensesi kötü ejderhadan kurtardı.The brave knight saved the beautiful princess from the evil dragon.
O, ejderhayı öldürdü ve prensesi kurtardı.He slayed the dragon and saved the princess.
Bu, hayatını kurtarabilir.It could save your life.
Baba, kurtar beni! Ölmek istemiyorum! Ölmek istemiyorum!Father, save me! I don't want to die! I don't want to die!
Onu kurtaracağım! Babamı kurtaracağım!I'll save him! I'll save my father!
O, hayatını kurtarabilir.He can save your life.
Birçok masum insan rehine alanlardan kurtarıldı.Many innocent people were saved from the hostage takers.
Sözlerin beni her şüpheden kurtardı.Your words have freed me from every doubt.
Hiçbir şey genel valiyi kurtaramaz.Nothing can save the Governor-General.
Tom kurtarılamaz.Tom can't be saved.
Onlar Tom'u kurtarmak için zamanda geriye seyahat etmeye karar verdiler.They decided to travel back in time to save Tom.
Uluslararası kurtarma ekipleri Japonya'ya uçmaya hazırdılar.International rescue teams are at the ready to fly to Japan.
Ben birini kurtardım.I saved one.
O, köpek yavrusunu kurtardıShe saved the puppy.
Tom bizi kurtarmaya gelecek.Tom will come to save us.
Tom'u kurtaramadık.We were unable to rescue Tom.
Bir kurtarma operasyonuna teşebbüs ediyoruz.We're attempting a rescue operation.
Tom ve ben can kurtaranız.Tom and I are lifeguards.
Tom Mary'nin bebeğini kurtarmasına yardım etmek istiyordu.Tom wanted to help Mary rescue her baby.
Doktor kazaya karışan dört kişiyi kurtardı.The doctor saved the four people involved in the accident.
Tom hayatımı kurtardı.Tom saved my life.
Belki bizi başka biri kurtarabilir.Maybe someone else can help us.
Tom az önce benim hayatımı kurtardı.Tom just saved my life.
Tom çok sayıda hayat kurtardı.Tom has saved many lives.
Tom bir sürü hayat kurtardı.Tom has saved many lives.
Tom bayağı hayat kurtardı.Tom has saved many lives.
Tom kendini kurtarabilirdi.Tom could've saved himself.
Tom Mary'yi kurtarmaya çalıştı.Tom attempted to rescue Mary.
Belki Tom bizi kurtarabilir.Maybe Tom can save us.
Dünyayı kurtarabilecek tek kişi sensin.You are the only one who can save the world.
Tom'u kurtarmak için yapabileceğimiz hiçbir şey yok.There's nothing we can do to save Tom.
Dünya güzellik tarafından kurtarılacak.The world will be saved by beauty.
Beni kurtarmaya geldiğin için teşekkür ederim.Thank you for coming to my rescue.
Evliliğini kurtarmak adına çaba sarfetmen gerek.You need to work on saving your marriage.
Evliliğini kurtarmak için uğraşmalısın.You need to work on saving your marriage.
Evliliğini kurtarmak için çalışmalısın.You need to work on saving your marriage.
Evliliğini kurtarmak için çalışmak zorundasın.You need to work on saving your marriage.