Onlar evlilik için kendilerini kurtarmak için anlaştılar.They agreed to save themselves for marriage.
Tom yoldan geçen biri tarafından kurtarıldı.Tom was rescued by a passerby.
Can kurtaranlar çok cesur.Lifeguards are very brave.
Tom erkek kardeşini kurtarmak için hayatını feda etti.Tom sacrificed his life to save his brother.
Kurtarma işçisi insanları kurtarmak için bir helikopterle felaket bölgesine gitti.The rescue worker went into the disaster zone with a helicopter to save people.
Mario prensesi kurtaramadı.Mario failed to save the princess.
Doktorlar Tom'u kurtarmak için ellerinden gelen her şeyi yaptı.The doctors did everything they could to save Tom.
Tom kurtarılabilir miydi.Could Tom have been saved?
Tom ve Mary kurtarılan tek kişiler değildi.Tom and Mary were the only ones who were saved.
Erkek kardeşim beni kurtarmasaydı boğulurdum.If my brother hadn't saved me, I would've drowned.
Kim bir hayatı kurtarırsa tüm dünyayı kurtarır.Whoever saves one life, saves the world entire.
Hayat kurtaran tüm dünyayı kurtarır.He who saves a life, saves the whole world.
Birçok felaketzede çöken binanın enkazından kurtarıldı.Many survivors were rescued from the rubble of the collapsed building.
Çöken binadan birçok felaketzede kurtarıldı.Many survivors were rescued from the collapsed building.
Birçok felaketzede enkazdan kurtarıldı.Many survivors were rescued from the wreckage.
Hiç kimse seni kurtarmayacak.Nobody's going to rescue you.
Tom muhtemelen hayatımı kurtardı.Tom probably saved my life.
Topuklarını kurtarmak için başını kullan.Use your head to save your heels.
Tom Mary tarafından kurtarıldı.Tom was rescued by Mary.
Seni kurtarmak istedim.I wanted to save you.
Dünyayı kurtaralım.Let's save the world!
Ben dünyayı kurtaracağım.I am going to save the world.
Tom Mary'yi kurtaramadı.Tom couldn't save Mary.
Bir kuaförde kendimi para harcamaktan kurtarmak için bir saç kesme makinesi aldım.I got a hair-clipper to save myself from spending money on a hairdresser.
Torunlarınız adına ormanları kurtarın.On behalf of your grandchildren, save the forests!
Bu kitap kahramanın aşılmaz olasılıkları fethettiğini görür ve günü kurtarır.This book sees the protagonist conquer insurmountable odds and save the day.
Senin tek görevin hayallerini kurtarmaktır.Your only duty is to save your dreams.
Çocuklarımızı kurtaralım.Let's save our children.
Beni kurtaracak hiç kimsem yok.I have no one to save me.
Ben Tom'u kurtaramadım.I was unable to save Tom.
O, çocuğu boğulmaktan kurtardı.He saved the boy from drowning.
Tom, Mary'yi boğulmaktan kurtardı.Tom saved Mary from drowning.
İlaç şirketi bir gecede hayat kurtaran ilacın fiyatını yükseltti.The pharmaceutical company raised the price of a lifesaving drug overnight.
Bu masa kurtarılmış ahşaptan yapılır.This table is made out of salvaged wood.
Bu sıra kurtarılmış ahşaptan yapılır.This desk is made out of reclaimed wood.
"Ah! Ben ölüyorum" dedi Pierrette dizlerinin düşerken. "Beni kim kurtaracak?""Ah! I'm dying," said Pierrette, falling to her knees. "Who will save me?"
Pierrette dizlerinin düşerken "Ah! Ben ölüyorum" dedi. "Beni kim kurtaracak?""Ah! I'm dying," said Pierrette, falling to her knees. "Who will save me?"
Şu anda evliliğimi yalnızca bir çocuk kurtarabilir.At the moment only a child can save my marriage.
Seni bu korkunç şartlardan kurtaracağım.I will rescue you from these horrible circumstances.
Kurtarılmayı bekliyorlardı.They were waiting to be rescued.
Kurtarılmayı beklerken öldüler.They died while waiting to be rescued.
Ben Tom'u kurtarmak istiyorum.I want to save Tom.
Sadece ben seni kurtarabilirim.Only I can save you.
Sadece sen beni kurtarabilirsin.Only you can save me.
Sadece biz onları kurtarabiliriz.Only we can save them.
Sadece onlar bizi kurtarabilir.Only they can save us.
Tom parlak zırhlı bir şövalye gibi beni kurtarmaya geldi.Tom came to my rescue, like a knight in shining armor.
Tom, Mary'yi kurtarmaya gelmek için hayatını riske atmaya çekinmedi.Tom did not hesitate to risk his life in order to come to Mary's rescue.
Tom Mary'yi kurtarmaya gelmek için tereddüt etmedi, hatta kendi hayatını tehlikeye atarak.Tom did not hesitate to come to Mary's rescue, even at the risk of his own life.
Mary, Tom'u kurtarmak için kendi hayatını feda etti.Mary sacrificed her own life in order to save Tom.
Kurtar beni, seni korkak!Save me, you coward!
Üç mürettebat üyesi kurtarıldı.Three crew members were rescued.
Biz kurtarıldık ama bir bedel ödenmesi gerekiyordu.We were saved, but a price had to be paid.
Kurtarma görevlileri Tom ve köpeğini kurtardı.Rescue workers saved Tom and his dog.
Kurtarma partileri düzenleniyor.Rescue parties are being organized.
Tom kimi kurtardı?Who did Tom save?
Tom hepimizi kurtardı.Tom saved all of us.
Biz hayat kurtarıyoruz.We're saving lives.
Tom Mary'yi kurtaramadığını biliyordu.Tom knew he couldn't save Mary.
Biz bir kurtarma görevindeyiz.We're on a rescue mission.