kurmuş ile cümle

kurmuş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
10
ORT. KELİME
İnternetteki bu çocuklar kendi aralarında "fıçı tono" gibi komik sözleri kullandıkları bir grup kurmuşlar.Há um grupo de putos na Internet que gostam de dizer palavras engraçadas tipo "barrel roll".
İnternetteki bu çocuklar kendi aralarında "fıçı tono" gibi komik sözleri kullandıkları bir grup kurmuşlar.Questi ragazzi su internet, c'è questo gruppo di ragazzi e gli piace dire parole bizzarre come "barrel roll"
İnternetteki bu çocuklar kendi aralarında "fıçı tono" gibi komik sözleri kullandıkları bir grup kurmuşlar.Te dzieci z Internetu mają swoje grupy i lubią mówić śmieszne rzeczy jak np. "barrel roll".
İnternetteki bu çocuklar kendi aralarında "fıçı tono" gibi komik sözleri kullandıkları bir grup kurmuşlar.Tie decká na nete vytvárajú skupiny a s radosťou hovoria vtipné slová ako "barrel roll".
İnternetteki bu çocuklar kendi aralarında "fıçı tono" gibi komik sözleri kullandıkları bir grup kurmuşlar.Tyhle děcka na internetu, mají tuhle svojí partu a používají taková vtipná slova jako "válet sudy"
İnternetteki bu çocuklar kendi aralarında "fıçı tono" gibi komik sözleri kullandıkları bir grup kurmuşlar.Тези деца в Интернет, те имат тази група от деца и те обичат да казват смешни думи като "barrel roll."
İnternetteki bu çocuklar kendi aralarında "fıçı tono" gibi komik sözleri kullandıkları bir grup kurmuşlar.Это дети в Интернете, компания детишек, и они любят эти свои шуточки, типо "сделай бочку".
İşte o zaman, tabiri caizse, üssünü, Elder Michaux'nun kitapevi'nin önüne kurmuştu.Also etablierte er seinen Platz vor dem Buchgeschäft von Elder Michaux.
İşte o zaman, tabiri caizse, üssünü, Elder Michaux'nun kitapevi'nin önüne kurmuştu.그래서 그는 그의 기반을 구축 말할 수도 장 미 쇼의 서 점 앞.
İşte o zaman, tabiri caizse, üssünü, Elder Michaux'nun kitapevi'nin önüne kurmuştu.Έτσι ίδρυσε την βάση του, μπορείτε να πείτε, μπροστά στο βιβλιοπωλείο του Έλντερ Μισό.
İşte o zaman, tabiri caizse, üssünü, Elder Michaux'nun kitapevi'nin önüne kurmuştu.لذا أسس قاعدته، قد تقول، أمام مكتبة "Elder Michaux".
Küçük 3x4 metrelik odadaki mobilya gibi eşyaları paylaşıp, U biçiminde bir düzen kurmuştuk.세 명이 서랍이며 가구들이 들어찬 3X4 크기 방에 U자 모양으로 자리를 배치했죠
Küçük 3x4 metrelik odadaki mobilya gibi eşyaları paylaşıp, U biçiminde bir düzen kurmuştuk.Seděli jsme "do účka" a sdíleli malou místnost 3x4 metry společně se skříněmi a nábytkem.
Laboratuvarımın diğer yarısını evime kurmuştum.Am pus jumătate din laborator la mine în casă.
Laboratuvarımın diğer yarısını evime kurmuştum.Ho trasferito metà del laboratorio a casa.
Laboratuvarımın diğer yarısını evime kurmuştum.Ich stellte das halbe Labor in meinem Haus unter.
Laboratuvarımın diğer yarısını evime kurmuştum.Ik sloeg de helft van het lab op bij mij thuis.
Laboratuvarımın diğer yarısını evime kurmuştum.J'ai hébergé la moitié du labo dans ma maison.
Laboratuvarımın diğer yarısını evime kurmuştum.저는 연구실의 반을 저희 집에 올려놨어요.
Laboratuvarımın diğer yarısını evime kurmuştum.Przeniosłem laboratorium do swojego domu.
Laboratuvarımın diğer yarısını evime kurmuştum.Puse la mitad del laboratorio en mi casa.
Laboratuvarımın diğer yarısını evime kurmuştum.Saya memindahkan setengah lab ke atas rumah saya.
Laboratuvarımın diğer yarısını evime kurmuştum.Siirsin puolet labrasta taloni yläkertaan.
Laboratuvarımın diğer yarısını evime kurmuştum.Tôi đặt 1 nửa phòng thí nghiệm trong nhà của tôi.
Laboratuvarımın diğer yarısını evime kurmuştum.Пренесох половината лаборатория горе в къщата си.
Laboratuvarımın diğer yarısını evime kurmuştum.Я держал пол-лаборатории у себя дома.
Laboratuvarımın diğer yarısını evime kurmuştum.הכנסתי חצי מהמעבדה לביתי.
Laboratuvarımın diğer yarısını evime kurmuştum.وضعت نصف المختبر بسرعه في منزلي
Laboratuvarımın diğer yarısını evime kurmuştum.家に避難させました すさまじい風が吹き荒れ
Luke Fildes bu tabloyu yapmak üzere, o zamanlar Tate Gallery'yi kurmuş olan Tate tarafından görevlendirildi.A festő annak a Tate-nek a megrendelésére készítette, aki később a Tate Galériát alapította.
Luke Fildes bu tabloyu yapmak üzere, o zamanlar Tate Gallery'yi kurmuş olan Tate tarafından görevlendirildi.Luke Fildes a été chargé de peindre ceci par Tate, qui a ensuite créé la Tate Gallery.
Luke Fildes bu tabloyu yapmak üzere, o zamanlar Tate Gallery'yi kurmuş olan Tate tarafından görevlendirildi.Luke Fildes a fost însărcinat să picteze asta de către Tate, care apoi a creat Galeria de artă Tate.
Luke Fildes bu tabloyu yapmak üzere, o zamanlar Tate Gallery'yi kurmuş olan Tate tarafından görevlendirildi.Luke Fildes blev bestilt til at male dette af Tate, som etablerede Tate Gallery.
Luke Fildes bu tabloyu yapmak üzere, o zamanlar Tate Gallery'yi kurmuş olan Tate tarafından görevlendirildi.Luke Fildes ditugaskan untuk menggambar ini oleh Tate, yang kemudian mendirikan Galeri Tate.
Luke Fildes bu tabloyu yapmak üzere, o zamanlar Tate Gallery'yi kurmuş olan Tate tarafından görevlendirildi.Luke Fildes dostal objednávku na obraz od sira Tate, který založil Tate Gallery.
Luke Fildes bu tabloyu yapmak üzere, o zamanlar Tate Gallery'yi kurmuş olan Tate tarafından görevlendirildi.Luke Fildes được yêu cầu vẽ bức tranh này bởi Tate, người sắp sáng lập Phòng tranh Tate.
Luke Fildes bu tabloyu yapmak üzere, o zamanlar Tate Gallery'yi kurmuş olan Tate tarafından görevlendirildi.Luke Fildes fick i uppdrag att måla denna av Tate, som sedan grundade Tate Gallery.
Luke Fildes bu tabloyu yapmak üzere, o zamanlar Tate Gallery'yi kurmuş olan Tate tarafından görevlendirildi.Luke Fildes fue comisionado por Tate para pintarla, quien estableció la Galería Tate.
Luke Fildes bu tabloyu yapmak üzere, o zamanlar Tate Gallery'yi kurmuş olan Tate tarafından görevlendirildi.Luke Fildes kreeg de opdracht voor dit schilderij van Tate toen die de Tate Gallery stichtte.
Luke Fildes bu tabloyu yapmak üzere, o zamanlar Tate Gallery'yi kurmuş olan Tate tarafından görevlendirildi.Luke Fildes lo dipinse commissionato da Tate, che dopo creò la Tate Gallery.
Luke Fildes bu tabloyu yapmak üzere, o zamanlar Tate Gallery'yi kurmuş olan Tate tarafından görevlendirildi.Luke Fildes wurde von Tate beauftragt, dieses Bild anzufertigen, der dann die Tate Gallery gründete.
Luke Fildes bu tabloyu yapmak üzere, o zamanlar Tate Gallery'yi kurmuş olan Tate tarafından görevlendirildi.Luke'owi Fildesowi zlecił namalowanie tego Tate, który potem założył Tate Gallery.
Luke Fildes bu tabloyu yapmak üzere, o zamanlar Tate Gallery'yi kurmuş olan Tate tarafından görevlendirildi.Tate encomendou isto a Luke Fildes antes de ele fundoar a Galeria Tate.
Luke Fildes bu tabloyu yapmak üzere, o zamanlar Tate Gallery'yi kurmuş olan Tate tarafından görevlendirildi.Ανατέθηκε στόν Luke Filges να ζωγραφίσει αυτό τον πίνακα από τον Tate, τον ιδρυτή της γκαλερί Tate.
Luke Fildes bu tabloyu yapmak üzere, o zamanlar Tate Gallery'yi kurmuş olan Tate tarafından görevlendirildi.Выполнить её Филдесу поручил Тейт, тот самый, который основал галерею Тейт.
Luke Fildes bu tabloyu yapmak üzere, o zamanlar Tate Gallery'yi kurmuş olan Tate tarafından görevlendirildi.Люк Фийлдс получава поръчка за тази картина от Тейт, който основава галерията Тейт.
Mars'lılar kurmuş gibi davranıyoruz.Comme si on les avait laches de la planete Mars
Mars'lılar kurmuş gibi davranıyoruz.마치 화성에서 온 사람들 같다고 말하곤 합니다.
Mars'lılar kurmuş gibi davranıyoruz.כאילו שהם הוצנחו ממאדים, נכון?
Mars'lılar kurmuş gibi davranıyoruz.كأنهم أنزلوا من المريخ ، تعرفون ؟
Mars'lılar kurmuş gibi davranıyoruz.私達と同じ人間です
Orada öğrendiği becerilerini kullanarak kendi şirketini kurmuş.A díky tomu se naučil, jak vybudovat organizaci.
Orada öğrendiği becerilerini kullanarak kendi şirketini kurmuş.Aşa a deprins abilităţile să-şi construiască organizaţia.
Orada öğrendiği becerilerini kullanarak kendi şirketini kurmuş.A tak sa naučil, ako si vybudovať organizáciu.
Orada öğrendiği becerilerini kullanarak kendi şirketini kurmuş.Dan dari sanalah dia mempelajari keterampilan untuk membangun organisasinya
Orada öğrendiği becerilerini kullanarak kendi şirketini kurmuş.Dat is waar hij de kneepjes heeft geleerd om zijn organisatie op te bouwen.
Orada öğrendiği becerilerini kullanarak kendi şirketini kurmuş.Ed ecco come ha appreso le competenze per costruire la sua organizzazione.
Orada öğrendiği becerilerini kullanarak kendi şirketini kurmuş.E foi aí que ganhou as competências para criar esta organização.
Orada öğrendiği becerilerini kullanarak kendi şirketini kurmuş.Es así como desarrolló las habilidades para construir su organización.
Orada öğrendiği becerilerini kullanarak kendi şirketini kurmuş.Et voilà comment il a appris les compétences pour construire son organisation.

İlgili Sayfalar