Ama bu insanlar, size sadece ölülerle karşılıklı iletişim kurmayı bırakın --Ma quelle persone tendono a dirvi che non solo possono comunicare con i morti --
Ama bu insanlar, size sadece ölülerle karşılıklı iletişim kurmayı bırakın --Men dessa människor, de brukar berätta för dig att, inte bara kan de kommunicera med de döda --
Ama bu insanlar, size sadece ölülerle karşılıklı iletişim kurmayı bırakın --Men disse mennesker, de har en tendens til at påstå at de ikke alene kan kommunikere med de døde -
Ama bu insanlar, size sadece ölülerle karşılıklı iletişim kurmayı bırakın --Mutta nämä ihmiset kertovat, että he eivät vain kommunikoi kuolleiden kanssa
Ama bu insanlar, size sadece ölülerle karşılıklı iletişim kurmayı bırakın --Nhưng những người này, họ sẽ nói với bạn rằng, họ không những có khả năng kết nối với cõi âm --
Ama bu insanlar, size sadece ölülerle karşılıklı iletişim kurmayı bırakın --Niemniej ci ludzie wmawiają nam, że porozumiewają się ze zmarłymi...
Ama bu insanlar, size sadece ölülerle karşılıklı iletişim kurmayı bırakın --Pero estas personas tratarán de decirles que no sólo pueden comunicarse con los muertos --
Ama bu insanlar, size sadece ölülerle karşılıklı iletişim kurmayı bırakın --Αλλά αυτοί οι άνθρωποι, τείνουν να σας λένε ότι, όχι μόνο μπορούν να επικοινωνούν με τους νεκρούς --
Ama bu insanlar, size sadece ölülerle karşılıklı iletişim kurmayı bırakın --Но тези хора, те ви казват, че вие не само можете да комуникирате с мъртвите -
Ama bu insanlar, size sadece ölülerle karşılıklı iletişim kurmayı bırakın --אבל אנשים אלה, הם נוטים לומר לכם שלא זו בלבד שהם יכולים לתקשר עם המתים -
Ama bu insanlar, size sadece ölülerle karşılıklı iletişim kurmayı bırakın --لكن هؤلاء الناس، يميلون إلى القول لكم، لا يمكن فقط التواصل مع الموتى --
Ama bu insanlar, size sadece ölülerle karşılıklı iletişim kurmayı bırakın --自分は死者と話せるだけでなく 「やあ」
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›Ale Bóg rzekł do mnie: Nie będziesz budował domu imieniowi memu, przeto żeś mąż waleczny, i rozlewałeś krew.
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›Ale Bôh mi povedal: Nebudeš staväť môjmu menu dom, lebo si mužom vojen a vylieval si krv.
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›Ale Bůh mi řekl: Nebudeš stavěti domu jménu mému, proto že jsi muž válkami zaměstknaný a krev jsi vyléval.
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›Ali Bog mi je rekel: Ti ne boš gradil hiše mojemu imenu, ker si mož vojščak in si kri prelival.
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›Dar Dumnezeu mi -a zis: ,Să nu zideşti o casă Numelui Meu, căci eşti un om de război şi ai vărsat sînge.`
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›오직 하나님이 내게 이르시되 너는 군인이라 피를 흘렸으니 내 이름을 위하여 전을 건축하지 못하리라 하셨느니라
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›ma Dio mi disse: Non costruirai un tempio al mio nome, perché tu sei stato un guerriero e hai versato sangue
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›Men Gud sade till mig: 'Du skall icke bygga ett hus åt mitt namn, ty du är en krigsman och har utgjutit blod.'
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›Men Gud sagde til mig: Du skal ikke bygge mit Navn et Hus, thi du er en Krigens Mand og har udgydt Blod!
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›men Gud sa til mig: Du skal ikke bygge hus for mitt navn, for du er krigsmann og har utøst blod.
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›Tetapi TUHAN melarang aku melakukan hal itu karena aku seorang prajurit yang sudah banyak menumpahkan darah
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›Но Бог ми каза: Ти няма да построиш дом на името Ми, защото си войнствен мъж и си пролял много кръв.
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›Но Бог сказал мне: не строй дома имени Моему, потому что ты человеквоинственный и проливал кровь.
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›והאלהים אמר לי לא תבנה בית לשמי כי איש מלחמות אתה ודמים שפכת׃
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›ولكن الله قال لي لا تبني بيتا لاسمي لانك انت رجل حروب وقد سفكت دما.
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›只 是 神 對 我 說 、 你 不 可 為 我 的 名 建 造 殿 宇 、 因 你 是 戰 士 、 流 了 人 的 血
Ama Tanrı bana, ‹Adıma bir tapınak kurmayacaksın› dedi, ‹Çünkü sen savaşçı birisin, kan döktün.›只是 神對我說 、 你 不 可 為 我 的 名 建造 殿宇 、 因 你 是 戰士 、 流了 人 的 血
Aynı zamanda dünya üzerinde bir oyun katmanı kurmaya oldukça kararlıyım.Also, ich bin ziemlich fest entschlossen zu versuchen, eine Schicht der Spiele an der Weltspitze aufzubauen.
Aynı zamanda dünya üzerinde bir oyun katmanı kurmaya oldukça kararlıyım.Bardzo staram się budować na wierzchu świata warstwę gier.
Aynı zamanda dünya üzerinde bir oyun katmanı kurmaya oldukça kararlıyım.Deci, sunt destul de motivat să încerc să construiesc un strat de jocuri peste lume.
Aynı zamanda dünya üzerinde bir oyun katmanı kurmaya oldukça kararlıyım.Eléggé eltökélt is vagyok, hogy megpróbáljam és felépítsem a játék réteget a világ tetején.
Aynı zamanda dünya üzerinde bir oyun katmanı kurmaya oldukça kararlıyım.Estoy bastante decidido a tratar de construir una capa de juego por encima del mundo.
Aynı zamanda dünya üzerinde bir oyun katmanı kurmaya oldukça kararlıyım.Jeg er også temmelig fast besluttet på at forsøge at bygge et spil-lag oven på verden.
Aynı zamanda dünya üzerinde bir oyun katmanı kurmaya oldukça kararlıyım.Je suis donc motivé à essayer de construire une couche de jeu au dessus du monde.
Aynı zamanda dünya üzerinde bir oyun katmanı kurmaya oldukça kararlıyım.자, 저는 세상 위에 게임 레이어를 만들어 보기 위해 단단히 결심했습니다.
Aynı zamanda dünya üzerinde bir oyun katmanı kurmaya oldukça kararlıyım.Sono deciso a provare e a costruire uno strato del gioco sul mondo.
Aynı zamanda dünya üzerinde bir oyun katmanı kurmaya oldukça kararlıyım.Verder heb ik me stevig voorgenomen om te proberen een spellaag bovenop de wereld te bouwen.
Aynı zamanda dünya üzerinde bir oyun katmanı kurmaya oldukça kararlıyım.Έτσι, είμαι επίσης αρκετά αποφασισμένος να προσπαθήσω να οικοδομήσω ένα στρώμα παιχνιδιού στην κοινωνία.
Aynı zamanda dünya üzerinde bir oyun katmanı kurmaya oldukça kararlıyım.Аз съм твърдо решил да се опитам да изградя игрови слой на върха на света.
Aynı zamanda dünya üzerinde bir oyun katmanı kurmaya oldukça kararlıyım.Так вот, я полон решимости попытаться построить игровой слой во главе мира.
Aynı zamanda dünya üzerinde bir oyun katmanı kurmaya oldukça kararlıyım.אז, אני גם די נחרץ לנסות ולבנות שכבת משחק על גבי העולם.
Aynı zamanda dünya üzerinde bir oyun katmanı kurmaya oldukça kararlıyım.أنا عازم تماماً على محاولة بناء طبقة العاب على قمة العالم
Aynı zamanda dünya üzerinde bir oyun katmanı kurmaya oldukça kararlıyım.築くことに 私は賭けています 新しい概念で 非常に重要なものです
Aynı zaman o gün bizim bir acil yardım mesaj hattı kurmaya karar verdiğimiz gündü.A to byl ten den, kdy jsme se rozhodli, že je třeba zřídit krizovou linku využívající textovek.
Aynı zaman o gün bizim bir acil yardım mesaj hattı kurmaya karar verdiğimiz gündü.A v ten deň sme sa rozhodli, že musíme zriadiť krízovú SMS linku.
Aynı zaman o gün bizim bir acil yardım mesaj hattı kurmaya karar verdiğimiz gündü.Az volt az a nap, mikor úgy döntöttünk, hogy létre kell hoznunk egy SMS-alapú krízisvonalat.
Aynı zaman o gün bizim bir acil yardım mesaj hattı kurmaya karar verdiğimiz gündü.Dan juga itu adalah hari dimana kita memutuskan kita perlu membangun SMS hotline krisis.
Aynı zaman o gün bizim bir acil yardım mesaj hattı kurmaya karar verdiğimiz gündü.Die dag beslisten we dat we een sms-crisislijn moesten opzetten.
Aynı zaman o gün bizim bir acil yardım mesaj hattı kurmaya karar verdiğimiz gündü.Đó chính là ngày chúng tôi quyết định một đường dây nóng bằng tin nhắn là rất cần thiết.
Aynı zaman o gün bizim bir acil yardım mesaj hattı kurmaya karar verdiğimiz gündü.Ed è stato quel giorno che abbiamo deciso che avevamo bisogno di creare un linea di crisi telefonica via sms.
Aynı zaman o gün bizim bir acil yardım mesaj hattı kurmaya karar verdiğimiz gündü.Ese fue el día que decidimos que teníamos que crear una línea de asistencia de SMS para crisis.
Aynı zaman o gün bizim bir acil yardım mesaj hattı kurmaya karar verdiğimiz gündü.Et c'est donc ce jour que nous avons décidé que nous devions monter une hotline de crise SMS.
Aynı zaman o gün bizim bir acil yardım mesaj hattı kurmaya karar verdiğimiz gündü.Foi nesse dia que decidimos que tínhamos de criar uma linha de apoio por SMS.
Aynı zaman o gün bizim bir acil yardım mesaj hattı kurmaya karar verdiğimiz gündü.În acea zi am hotărât să facem o linie de asistenţă cu mesaje.
Aynı zaman o gün bizim bir acil yardım mesaj hattı kurmaya karar verdiğimiz gündü.그래서 우리는 그날 당장 긴급 텍스트 핫라인을 열기로 결정했죠.
Aynı zaman o gün bizim bir acil yardım mesaj hattı kurmaya karar verdiğimiz gündü.Takrat smo se odločili, da moramo ustvariti SMS linijo za ljudi v stiski.
Aynı zaman o gün bizim bir acil yardım mesaj hattı kurmaya karar verdiğimiz gündü.Tego właśnie dnia zdecydowaliśmy, że musimy stworzyć kryzysową linię SMS-ową.
Aynı zaman o gün bizim bir acil yardım mesaj hattı kurmaya karar verdiğimiz gündü.Und an diesem Tag beschlossen wir, dass wir eine Krisen-SMS-Hotline einrichten mussten.