Ana içeriğe geç
Sözlük

kurar ile cümle

kurar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
O da kendine okuldaki öğrencilerden oluşan yeni bir grup kurar.משום שהיא באה מרקע כלכלי אחר משאר התלמידים בבית הספר.
Ocak 2017'de Montez Ford ile kurarak adını The Street Profits olarak belirledi.בחודש ינואר של שנת 2017 דוקינס הרכיב את הצמד שנקרא Street Profits ביחד עם מונטז פורד.
İhtilalciler bir cumhuriyet kurarak Belçika Birleşik Devletlerine müttefik olarak katıldı.המהפכנים כוננו רפובליקה, שהצטרפה למדינות הבלגיות המאוחדות במעין ברית.
Maggie'nin grubu kamp kurar.אף הן בעלות צביון מגי.
Yıllar boyunca kılıçla özdeşleşir ve bağ kurar.שנים רבות המבצר עמד נטוש וחרב.
Yahudi Bund örgütü ile yakın ilişkiler kurar.שיתוף פעולה עם הסוכנות היהודית.
Diğer tanrılar onu saklandığı yerden çıkarmak için bir oyun kurarlar.Другите богове се заели да я извадят иззад камъка.
1968 yılında Greg Lake, Peter Sinfield ve Ian McDonald ile beraber King Crimson’ı kurarlar.През 1968 двамата, заедно с Грег Лейк, Питър Синфийлд и Ян Макдоналд създават Кинг Кримсън.
Marx daha sonra Neue Rheinische Zeitung gazetesini kurarak yazılarını burada yayımlamaya başladı.Там му се отдава възможността да издаде ежедневния вестник „Neue Rheinische Zeitung“.
Ardından bu gruptan 50 kişi parkta çadır kurarak sabaha kadar nöbet tuttu.Над 5000 полицаи поддържат реда през този ден в столицата.
Daha sonra kendi işini kurarak bir şarap temsilcisi çalıştı.Към него функционира собствена винарна.
Onların da tutarsız ve belirsiz taleplere daha gelişmiş bilgi ve ürün akışı kurarak uyması gerekir.За получаване на изискванията е нужно ясно и задълбочено познание за продуктите, които ще се развиват.
İkili Bad Meets Evil adında bir grup kurarak birlikte çalışmaya başladı.Двамата са работели заедно и преди в хеви метъл групата Demoniac.
Composer komut satırından çalıştırılır ve uygulamanın bağımlı olduğu kütüphaneleri uygulama içerisine kurar.Composer: Ни позволява да декларираме библиотеките, от които ни зависи проекта.
Orada ABD'nin Küba politikasının eleştiren bir dernek kurar.Подлага се на критика важното място на религията в американското общество.
Gece aktif olurlar ve avını pusu kurarak yakalamayı tercih ederler.Активна е нощем, като предпочита да ловува рано сутрин или привечер.
Çocukları olur ve bir şehir kurarak oğlu Hanok'un adını verir (Tekvin, 5:17).Podigao je grad i grad prozvao imenom svoga sina - Henok.
Burada Iwama dojo olarak da bilinen Aiki Shuren Dojosunu kurar.U Ivami je osnovao Aiki Shuren Dojo, poznat još i kao Iwama Dojo.
Yüksek ağaç tepelerinde yuva kurarlar.Gnijezdi se na visokim stablima.
Çekirdek, işlem yöneticisi ile sıklıkla etkileşim kurar.Jezgra često sučeljuje s upraviteljem procesa .
Dişi ile erkek yıllarca birlikte kaldıkları bir ilişki kurar.Glavna ženka ostaje s mužjakom više godina.
Shore House karakterini Sherlock Holmes'la paralellikler kurarak yazdı.House je djelomično inspiriran Sherlockom Holmesom.
Ancak, 1996'da radikal Arnavutlar Kosova Kurtuluş Ordusu'nu kurarak silahlı eylemlere başladılar.1996. godine Oslobodilačka vojska Kosova je započela sa oružanim napadima na srpsku vojsku i policiju.
Unutmamak için telefonuna alarm kurar.Jeho vysielačky na volanie o pomoc nereagovali.
1989 yılında Altıkırkbeş Yayınlarını kurar.V roku 2014 tu bolo evidovaných 59 adries.
O da kendine okuldaki öğrencilerden oluşan yeni bir grup kurar.V Jene si našiel ďalších priateľov z radov spolužiakov.
Ancak Ino çocuklara tahammül edemez ve onlara bir tuzak kurar.Macocha Inó deti nenávidela a spriadala intrigy, ako sa ich zbaviť.
Almanlar işgal edilen Yunan topraklarında hemen bir işbirlikçi hükümet kurarlar.V okupovanom Grécku bola vytvorená kolaborantská vláda.
İleride Tokyo Üniversitesi'ne gireceği ile ilgili sayısız hayaller kurar.Už po niekoľký rok sa snaží dostať na prestížnu Tokijskú univerzitu.
Güneye doğru La Imperial, Valdivia ve Villarrica şehirlerini kurarak devam etti.Postopoma je prodiral še južneje in med drugimi ustanovil tudi mesta La Imperial, Valdivia in Villarica.
Güneye doğru yürümelerine rağmen tüm gün çember çizdiklerini fark ederek tekrar kamp kurarlar.Ugotovijo, da so hodili v krogu, kljub temu, da so hodili ves čas proti jugu.
İnsanlar onu denizin derinliklerinden çağırarak iletişim kurarlar.Ljudi je po verigi spuščal z neba na zemljo.
Daha sonra bir tiyatro grubu kurarak doğaçlama oyunlar sergilemeye başladı.Razvoj gledališke dejavnosti pa je kmalu začela zavirati skromna gledališka stavba.
O da kendine okuldaki öğrencilerden oluşan yeni bir grup kurar.Je tudi eden redkih sestavljavcev študij pri nas.
Karboksilik asitler polar moleküllerdir ve birbirleriyle hidrojen bağları kurarlar.Karboksilne kisline so polarne spojine in tvorijo vodikove vezi.
Unutmamak için telefonuna alarm kurar.K nejmu nazaj se vraša njegov klic.
Pound bir yıl sonra, İmgeci şiir akımını kurar.Po metų pastatytas paminklas, kuriame iškalti poetės žodžiai.
Ailesiyle mesafeli ilişki kurar.Vedlerių šeima su giminaičiais.
İnsanlar hemen bu yeni kalkanları savaş gemilerine ve zemindeki çoğu güce kurarlar.Nuo tų laikų daugelio šalių karo laivuose ir karinio laivyno bazėse pamaldų metu iškeliami šie vimpelai.
Meteoroloji Teşkilatı'nı kurarak 1.5 sene yönetti.Prieauglis pradedamas treniruoti 1,5 metų amžiaus.
Ayrıca "Doku Film" isminde bir yapım şirketi kurarak yapımcılığa başladı.Pagal licenciją sistemas pradėjo gaminti kompanija „Cinema Products“.
Claude bir süre Leone'nin emrinde çalıştıktan sonra Salvatore Leone ona tuzak kurar.Tačiau netrukus Claude'ą' išduoda jo bosas Salvatore Leone.
Bazen geniş koloniler kurarlar.Kartais sudaro nedideles kolonijas.
Aynı yıl Sosyalist Halk Cephesini kurar.Tais pačiais metais gauna Socialistinio Darbo didvyrio vardą.
Yaşıtlarından daha çok, yaşça büyüklerle iletişim kurarlar, onları taklit ederler.Dar vaikystėje sužavėtas žmonių pasakojimų, padavimų, susidomėjo senove, jos paminklais.
Björn Skifs ilk olarak 1962 yılında Slam Creepers grubunu kurarak müzik kariyerine başlamıştır.Pirmiausiai išgarsėjo 1962 m. kaip švedų grupės Slam Creepers` narys.
İhtilalciler bir cumhuriyet kurarak Belçika Birleşik Devletlerine müttefik olarak katıldı.Revolutsionäärid rajasid vabariigi, mis ühines Belgia Ühendriikidega liitlasena.
Unutmamak için telefonuna alarm kurar.Telefoninumbrite meelde jätmiseks.
Turlough, Siyah Gardiyan ile bağlantı kurar.Kirdes on ühenduses Dardanellide väinaga.
Karboksilik asitler polar moleküllerdir ve birbirleriyle hidrojen bağları kurarlar.Vee molekulid tõmbuvad üksteise poole moodustades polaarseid vesiniksidemeid.
18.hanedanı kurarak yeni bir dönem başlatmıştır.18. sajandil alustati härrastemaja rajamist.
Aralarında birçok farklı sesler ile iletişim kurarlar.Nad teevad suhtlemisel mitmesuguseid häälitsusi.
Bu sebeple eşkıyaların ya da düşmanların geldiği noktaya pusu kurarlar.Seetõttu on alepõllundus tänapäeval tekitanud debati pooldajate ja vastuseisjate vahel.
Komite, Oltu Şura Hükümeti'ni kurarak bağımsızlığını ilan etmiştir.Oma manifestis teatas tsaar riigiduuma loomisest.
Koridorlara tuzaklar kurar, öğrencilere eşyalar atar.Andmaks näpunäiteid, jagati õpilastele õppematerjalid.
[(1.) Bebekler (ve diğer memeliler) konuşmadan iletişim kurarlar.](1) 아기들(그리고 다른 포유류들)은 발화 행위없이 의사소통합니다.
[(1.) Bebekler (ve diğer memeliler) konuşmadan iletişim kurarlar.]Bébés (1). (et autres mammifères) communiquent sans la parole
Aksi halde durur. Babam sürekli saati kurar.Ο πατέρας μου καθαρίζει το ρολόι.
Aksi halde durur. Babam sürekli saati kurar.Мислите на тате са все за часовника.
Ancak bence en harika ve etkili transmedya içinizdeki hayranla bağlantı kurarak doğar.Ma penso che i migliori prodotti transmediali nascano dal connettersi col proprio fan interiore.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
kurar ile cümle - Sayfa 12 - kurar kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App