Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.Miroşi fursecul de ovăz cu stafide ce urmează să şi-l îndese în gură.
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.Potete sentire il profumo del biscotto all'avena e uvetta di cui sta per ingozzarsi.
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.Pueden oler la galleta de avena y pasas que está a punto de meterse en la boca.
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.Vohate lahko piškot, ki ga drži in ga bo vsak čas pohrustal.
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.Vous pouvez sentir le cookie aux raisins et flocons d'avoine qu'il est sur le point d'avaler.
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.Vzduchem se line vůně rozinkové sušenky, kterou si co nevidět nacpe do pusy.
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.Zjada aromatyczne owsiane ciasteczko.
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.Μπορείς να μυρίσεις το μπισκότο βρώμης και σταφίδας το οποίο θα χώσει μέσα στο στόμα του.
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.Вы слышите запах овсяного печенья с изюмом, которое он вот-вот запихнёт себе в рот.
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.Можете да помиришете овесените сладки, които той е на път да хвърли в устата си.
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.ולהריח את עוגיית שיבולת השועל והצימוקים שהוא עומד לדחוף לעצמו לפה
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.ويمكنك شم رائحة الكوكيز المصنوعة من دقيق الشوفان والزبيب والتي هو على وشك إبتلاعها
Ağzına atmak üzere olduğu yulaf ezmeli üzümlü kurabiyenin kokusunu duyabiliyorsunuz.横を通って リビングへ行きましょう
" Ah,bir şans kurabiyesinden aldım . ""¿De dónde obtuvo usted su número?" Y él dice: "Ah, lo tomé de una galleta de la fortuna."
" Ah,bir şans kurabiyesinden aldım . ""De unde ai luat numărul?" acesta a răspuns: "Ah, dintr-o prăjiturică cu răvașe."
" Ah,bir şans kurabiyesinden aldım . "Il a répondu, "Oh, je les ai trouvés dans un biscuit chinois."
" Ah,bir şans kurabiyesinden aldım . "그는 "아, 그거요. 포츈쿠키에서 나온겁니다."
" Ah,bir şans kurabiyesinden aldım . "Lui dice: "Da un biscotto della fortuna."
" Ah,bir şans kurabiyesinden aldım . ""Oh, die habe ich von einem Glückskeks."
" Ah,bir şans kurabiyesinden aldım . "Và anh ta bảo "Ồ, tôi có nó từ một chiếc bánh qui may mắn."
" Ah,bir şans kurabiyesinden aldım . "Он в ответ: "А, так они попались мне в печенье судьбы".
" Ah,bir şans kurabiyesinden aldım . ""Откъде взе числото си?" А той отвърнал: "О, взех го от бисквитка с късметче."
" Ah,bir şans kurabiyesinden aldım . "הוא כזה, "אה, לקחתי אותו מעוגיית מזל".
" Ah,bir şans kurabiyesinden aldım . "فقال، "أوه ، حصلت عليه من بسكويت الحظ."
" Ah,bir şans kurabiyesinden aldım . "これが当選した人のフォーチュンクッキーの紙切れです
Ahh, bu tuhaftı. O benim kurabiyemdi.아.. 뻘쭘하군요. 그건 내 쿠키였어.
Ama belki bir kurabiye daha alabilirim.Aber vielleicht kann ich noch einen Keks haben.
Ama belki bir kurabiye daha alabilirim.Ma forse posso avere un altro biscotto.
Ama belki bir kurabiye daha alabilirim.Але може лише для мене є ще одне печиво.
Ama belki bir kurabiye daha alabilirim.Але може я можу отримати ще одне печиво.
Ama belki bir kurabiye daha alabilirim.クッキー党にでも入ったのか?
Annem mutfağı yeniden yaptırmıştı; o gün dışarı çıkmıştı. Bir kurabiye kutusu aldık.엄마가 부엌을 개조해놓고 나가셔서, 우린 그날 파이통조림을 먹었죠.
Annem mutfağı yeniden yaptırmıştı; o gün dışarı çıkmıştı. Bir kurabiye kutusu aldık.אמא שיפצה את המטבח, היא לא היתה בבית באותו יום. היה לנו פח.
Annem mutfağı yeniden yaptırmıştı; o gün dışarı çıkmıştı. Bir kurabiye kutusu aldık.وكانت والدتي قد جددت المطبخ وكانت خارج المنزل يومها بعد أن أعدت لنا فطيرة التونا
Annem mutfağı yeniden yaptırmıştı; o gün dışarı çıkmıştı. Bir kurabiye kutusu aldık.火薬を溶かすのは クリス・バークイストの役割だった
Aslında içinde kurabiye yoktu. Dikiş malzemeleri vardı.#GrowingUpAfghan: Darin waren keine Kekse, sondern Nähzeug.
Aslında içinde kurabiye yoktu.esto no contenía galletas, sino material de costura
Aslında içinde kurabiye yoktu.Source photo afghan aid.org.uk.
Aslında onlar sonra geri döndü Çok sert gibi görünen şans kurabiyeleri yaptılarA l'époque ils faisaient des biscuits chinois avec le même genre de moules que ce qu'on a vu à Kyoto.
Aslında onlar sonra geri döndü Çok sert gibi görünen şans kurabiyeleri yaptılarIn die tijd maakten ze gelukskoekjes met het kookgerei dat we ook in Kyoto zagen.
Aslında onlar sonra geri döndü Çok sert gibi görünen şans kurabiyeleri yaptılarPe atunci, făceau prăjiturelele cu răvașe folosind cam aceleași unelte pe care le-am văzut în Kyoto.
Bak, başka kurabiyemiz kalmadı.Senti, non abbiamo più biscotti.
Bak, başka kurabiyemiz kalmadı.Wir haben keine Kekse mehr übrig.
Bak, başka kurabiyemiz kalmadı.Поглянь, печива більше не залишилося.
Başka bir kurabiye daha alamazsın.Beh, non puoi avere altri biscotti.
Başka bir kurabiye daha alamazsın.Du kannst keine Kekse mehr haben.
Başka bir kurabiye daha alamazsın.Non puoi avere NESSUN ALTRO biscotto.
Başka bir kurabiye daha alamazsın.Ну, тобі більше не можна печива.
Başka bir kurabiye daha alamazsın.Ти не можеш отримати НІЯКОГО печива.
Başka bir kurabiye daha alamazsın.クッキーが ほしい
Başka bir kurabiye daha alamazsın.でもクッキーがほしい
Başka bir kurabiye daha istiyorum.Ich WILL mehr Kekse.
Başka bir kurabiye daha istiyorum.Ma io VOGLIO dei biscotti.
Başka bir kurabiye daha istiyorum. Tamam. Bir kurabiye daha alabilirsin.一個だけだ
Başka bir kurabiye daha istiyorum.Я ХОЧУ ще печива.
Benim kurabiyem!Az enyém!
Benim kurabiyem!내 쿠키였어!
Ben ülkenin öbür tarafına gittim bu restoranlara bakmak için bu insanlar kendi kazandıkları şans kurabiyeleriAm străbătut toată țara căutând restaurantele de unde acești oameni cumpăraseră prăjiturelele cu răvașe.
Ben ülkenin öbür tarafına gittim bu restoranlara bakmak için bu insanlar kendi kazandıkları şans kurabiyeleriHo attraversato il paese, alla ricerca di questi ristoranti dove queste persone avevano av i loro biscotti.
Ben ülkenin öbür tarafına gittim bu restoranlara bakmak için bu insanlar kendi kazandıkları şans kurabiyeleriIk reisde heel het land af op zoek naar de restaurants waar deze mensen hun gelukskoekjes hadden gehaald.