Tom Mary'ye bir kutu kurabiye aldı.Tom bought Mary a box of cookies.
En son ne zaman ev yapımı kurabiye yedin?When's the last time you ate homemade cookies?
Birisi bütün kurabiyeleri yedi.Somebody ate all the cookies.
Kurabiyelerimi yedin mi?Did you eat my cookies?
O kurabiyeyi yiyecek misin?Are you going to eat that cookie?
Fal kurabiyelerini açmayı seviyorum.I love opening fortune cookies.
Fal kurabiyelerinin içine saklanmış mesajları okumayı severim.I love reading the messages hidden inside fortune cookies.
Fallar fal kurabiyelerine nasıl giriyor?How do fortunes get inside of fortune cookies?
Tom kendisine bir kurabiye için yardım etti.Tom helped himself to a cookie.
Geriye kalan tek bir kurabiye.There's only one cookie left.
Geriye tek bir kurabiye kaldı.There's only one cookie left.
Sadece üç kurabiye kaldı.There are only three cookies left.
Sizinle nasıl irtibat kurabiliriz?How can we contact you?
Sizinle nasıl irtibat kurabilirim?How can I contact you?
Lütfen bana kuralların ne olduğunu söyle.Please tell me what the rules are.
Hiç Kuran okudun mu?Have you ever read the Koran?
Bu okulun kuralları çok katı.This school has a zero tolerance policy.
Her kız bir midilli sahibi olmanın hayalini kurar.Every girl dreams of owning a pony.
Ayaklarına giydiğin şey güvenlik kurallarına uymuyor.What you're wearing on your feet don't meet safety guidelines.
Bana birkaç kurabiye ayırabilir misin?Could you save me a couple of cookies?
Kurabiyeleri yaktım.I burned the cookies.
Biz kendi kurallarımızı yaparız.We make our own rules.
Babam kışın bile saat altıda kalkmayı kural haline getirir.My father makes it a rule to get up at six, even in the winter.
Bir kurabiye alabilir miyim?Can I have a cookie?
Bu kurabiyeleri Tom'a pişirdim.I baked these cookies for Tom.
Tom'a birkaç tane kurabiye getirdim.I brought Tom some cookies.
Daha önce hiç kurabiye yapmadım.I've never made cookies before.
Kuralları biliyorsun.You know the rules.
Çok fazla kuralımız var.We've got too many rules.
Kuralların bir kopyasını görebilir miyim?Can I see a copy of the rules?
Sıcak ve kuraktı.It was hot and dry.
Kurallar önemli değil.The rules aren't important.
Tom sizinle irtibat kuracak.Tom will contact you.
Tom kurallara saygı göstermedi.Tom didn't respect the rules.
Tom kuralları unuttu.Tom forgot the rules.
Tom kuralları çiğniyor.Tom is breaking the rules.
Yalnızca üç kuralımız var.We have only three rules.
Bu bütün normlara ve kurallara aykırıdır.This contradicts all norms and rules.
Benim hakkımda hayal kurar mısın?Do you dream about me?
Ne tür kurabiyeler aldın?What kind of cookies did you buy?
Kurabiye kokusu alıyor muyum?Do I smell cookies?
Kurabiye kokusu mu alıyorum?Do I smell cookies?
Tom biraz kurabiye pişirdi.Tom baked some cookies.
Tom senin kurabiyelerini severdi.Tom loved your cookies.
Bazı temel kuralları bilmeden iletişim kuramazsın.You can't communicate without a basic understanding of certain rules.
Tom kuralların ne olduğundan emin değil.Tom isn't sure what the rules are.
Kurak bir ülkeden yağışlı Avrupa'ya su ihraç etmek saf çılgınlık.Exporting water from an arid country to the rainy Europe is pure folly.
Tom Mary ile temas kuracak.Tom is going to contact Mary.
Bu iyi bir kural.It's a good rule.
Tom kuralları ihlal etmiyor.Tom isn't breaking the rules.
Tom hâlâ kuralları öğreniyor.Tom is still learning the rules.
Tom kurallara karşı titizdir.Tom is a stickler for the rules.
Tom genellikle kurallara bağlıdır.Tom is usually a stickler for the rules.
Tom seninle temas kuracak.Tom is going to contact you.
Kurabiye kavanozu boştu.The cookie jar is empty.
Kuralları koyan ben değilim.It's not me who makes the rules.
Her kuralın istisnaları vardır.Every rule has exceptions.
Tom Mary ile telefonla kontak kuramadı.Tom hasn't been able to contact Mary by phone.
Tom'la kontak kuramadık.We haven't been able to get in touch with Tom.
Tom'la nasıl kontak kuracağımızı bile bilmiyoruz.We don't even know how to contact Tom.