Güneş parlarken ot kurut.Make hay while the sun shines.
Eğer onu kurtarsaydı ona kendi hayatımı verirdim.I would give up my own life if it would save hers.
Kancalı kurt bir kurttur, ince bağırsağa yapışan bir insan paraziti.Hookworm is a worm, a parasite of man, that sticks to the small intestine.
Ağustos ayında, iki ay süren teknolojik tazeleme kursum var.In August, I have a technological refresher course that lasts two months.
Kim yatağıma bir kurbağa koydu?Who put a frog in my bed?
Hayal kurmayı kes.Stop daydreaming.
Hayal kurmayı bırak.Stop daydreaming.
Ben onları kurmuyorum.I'm not installing them.
Kapana kıstırılmış bir kurt gibi yaşıyorum.I have been living like a wolf trapped in a snare.
Kuralları çiğnemekten korkma.Don't be afraid to break the rules.
Kuralları azıcık ihlal etmekten korkma.Don't be afraid to break the rules a little.
Kurşun, sembolü Pb olan kimyasal bir elementtir.Lead is a chemical element symbolised by Pb.
Mary kurabiyeleri fırından çıkardı.Mary took the cookies out of the oven.
Kurtlar bizim yanımızdalar.The wolves are near us.
Kaliforniya'da bir kuraklık var.There's a drought in California.
Birkaç kuruş kaybetmeyi kafama takmazdım.I wouldn't mind losing a few pounds.
Kader kurbanlarına yardım etmek önemlidir.It's important to help victims of fate.
Kural olarak, o ve ben birbirimizle aynı fikirde oluruz.As a rule, she and I agree with each other.
Bu limonlu bademli kurabiyeler enfes.These lemon-almond cookies are excellent.
Benim hayatım, benim kurallarım.My life, my rules.
Benim yaşamım, benim kurallarım.My life, my rules.
Kurallardan nefret ediyoruz.We hate the rules.
Onun ağzı kurudu.His mouth went dry.
Tom'un ağzı kurudu.Tom's mouth went dry.
Ne zamandan beri kuralları önemsiyorsun?Since when do you care about rules?
Ne zamandan beri ahlak kurallarını önemsiyorsun?Since when do you care about ethics?
Tom gecenin ortasında uyandı ve bütün bir torba kurabiyeyi yedi.Tom woke up in the middle of the night and ate an entire bag of cookies.
Tom kendi açtığı kurşun yarasının kurbanıydı.Tom was the victim of a self-inflicted gunshot wound.
Ön camda kurşun delikleri vardı.There were bullet holes in the windshield.
Bu pencereler kurşun geçirmez.These windows are bulletproof.
Kurabiyeler lezzetliydi.The cookies were delicious.
O meslek kurallarına aykırı.It was unprofessional.
Hiç kurban yok.There are no victims.
Sibirya kurtları arkadaş canlısıdırlar.Huskies are friendly.
Kuraklık bitti.The drought is over.
Bazen kuru üzümler ilave edilir.Sometimes raisins are added.
Gençler sık sık kuralları çiğnerler.Teenagers often break rules.
Onlar kuralları değiştirdiler.They've changed the rules.
Kurallar değişti.The rules have changed.
Kuralı değiştirdiler.They changed the rule.
Tom son derece iyi iletişim kurar.Tom communicates extremely well.
Nasıl iletişim kuracağız?How will we communicate?
Kurulum şimdi tamamlandı.The installation is now complete.
Ayrıntılar için Tom Jackson'la bağlantı kurun.Contact Tom Jackson for details.
Tom'la bağlantı kurulamadı.Tom couldn't be contacted.
Biz göz teması kurduk.We made eye contact.
Bu piller kurşun içerir.These batteries contain lead.
Boğulan adamlardan hiçbiri kurtarılamadı.Neither of the drowning men could be saved.
Tom kurtarılamadı.Tom couldn't be saved.
Kaybedecek kuruşumuz yok.Every penny counts.
Herkes yerde bağdaş kurmuş oturuyordu.Everyone was sitting cross-legged on the floor.
Kurban tanıklık etmek zorunda değildi.The victim didn't have to testify.
Ben her zaman kendi işime sahip olmanın hayalini kurdum.I've always dreamed of owning my own business.
Hepimiz hayal kurabiliriz.We can all dream.
Üç yolcu kurtuldu ama geri kalan yolcular boğuldu.Three passengers were saved, but the remaining passengers drowned.
Herkes yara almadan kurtuldu.Everyone escaped injury.
Tom yara almadan kurtuldu.Tom escaped injury.
Biri ateşi kurdu.Somebody set the fire.
Kuralları izlerim.I follow the rules.
Umarım asla hapisten kurtulamazsın.I hope you never get out of prison.