Bunları, kunduzların nerede olduğunu tahmin etmeye yarayacak haritalar gibi kullandık.ואם אלו המפות שאנו צריכים כדי לחזות איפה אולי תמצא את הבונה.
Bunları, kunduzların nerede olduğunu tahmin etmeye yarayacak haritalar gibi kullandık.لو أفترضنا أن هذه الخرائط هي التي نحتاجها للتنبؤ بمكان وجود القندس.
Bunları, kunduzların nerede olduğunu tahmin etmeye yarayacak haritalar gibi kullandık.予測するのに役立つ項目です モリイシガメに必要なのは 湿った草地 昆虫 日のあたる場所 です
Buradaki bir kunduz ve burada da akarsu, kavak, kızılağaç ve söğüt var.Aici este castor. Şi aici este fluxul, şi Aspen şi arini şi salcie.
Buradaki bir kunduz ve burada da akarsu, kavak, kızılağaç ve söğüt var.Aquí está el castor y aquí el río, y el álamo, el aliso y el sauce.
Buradaki bir kunduz ve burada da akarsu, kavak, kızılağaç ve söğüt var.Đây là con hải ly. Và đây là dòng suối, và cây dương, gỗ trăn và cây liễu.
Buradaki bir kunduz ve burada da akarsu, kavak, kızılağaç ve söğüt var.Ecco il castoro. Ed ecco il ruscello, e il pioppo, l'ontano e il salice.
Buradaki bir kunduz ve burada da akarsu, kavak, kızılağaç ve söğüt var.Hier is de bever. Hier is de stroom, en de espen en elzen en wilgen.
Buradaki bir kunduz ve burada da akarsu, kavak, kızılağaç ve söğüt var.Hier ist der Biber. Und hier ist der Strom, und die Espe und die Erle und die Weide.
Buradaki bir kunduz ve burada da akarsu, kavak, kızılağaç ve söğüt var.여기는 비버고, 여기는 개울, 사시나무, 오리나무, 그리고 버드나무가 있습니다.
Buradaki bir kunduz ve burada da akarsu, kavak, kızılağaç ve söğüt var.To jest bóbr. To jest strumień, topola, olsza, wierzba.
Buradaki bir kunduz ve burada da akarsu, kavak, kızılağaç ve söğüt var.Voici un castor, et voici un ruisseau, et le tremble, l'aulne et le saule.
Buradaki bir kunduz ve burada da akarsu, kavak, kızılağaç ve söğüt var.Εδώ είναι ο κάστορας. Και εδώ είναι το ποτάμι και η λεύκα και τα κλήθρα και η ιτιά.
Buradaki bir kunduz ve burada da akarsu, kavak, kızılağaç ve söğüt var.А тук е потокът, трепетликата, елшата и върбата.
Buradaki bir kunduz ve burada da akarsu, kavak, kızılağaç ve söğüt var.Вот бобер. Вот речка, тополь, ольха и ива.
Buradaki bir kunduz ve burada da akarsu, kavak, kızılağaç ve söğüt var.הנה הבונה. והנה הנחל, עץ הצפצפה והאלמון והערבה.
Buradaki bir kunduz ve burada da akarsu, kavak, kızılağaç ve söğüt var.هذا هو القندس. وهذا هو الجدول، و السبين و ألدير و صفصاف
Buradaki bir kunduz ve burada da akarsu, kavak, kızılağaç ve söğüt var.ポプラ ハンの木 柳です まるで私達がビーバーを見つけるのを
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Alors j'ai passé des heures et des heures à essayer de donner un sens à cet étrange jour de la marmotte.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Also verbrachte ich Stunden um Stunden damit, den Nutzen dieses Wiederholungsspiels aufzudecken.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Așa că am petrecut ore în șir încercând să găsesc sensul acelei zile ciudate a Cârtiței.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Así que pasé horas y horas tratando de encontrar el sentido de este extraño "Día de la Marmota".
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Ho passato ore e ore a cercare di dare un senso a questo strano Giorno della Marmotta.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Ik heb lang geprobeerd iets te begrijpen van deze bizarre herhaling van de geschiedenis.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Órákat és órákat töltöttem azzal, hogy értelmet találjak ebben a furcsa "Idétlen időkig" szituációban.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Så jeg har brugt timer på timer på at prøve at få denne mærkelige Groundhog Day til at give mening.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Spędziłam wiele godzin próbując zrozumieć ten dziwny Dzień Świstaka.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Tôi đã phải trải qua hàng giờ cố gắng hiểu cái điều chán nản kì quặc này.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Έχω ξοδέψει ώρες επί ωρών προσπαθώντας να καταλάβω την περίεργη Μέρα της Μαρμότας.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Прекарвах часове след часове, опитвайки се да осмисля този странен Ден на Мармота.
Bu yüzden saatlerimi bu tuhaf Kunduz Festivalini mantıklı hale getirmeye çalışarak geçiriyorum.Я размышляла часами, пытаясь разобраться в этом странном Дне Сурка.
Çatışma sırasında vurulan bir Taliban askeri, NATO birlikleri Kunduz şehrine girdiğinde...Bojownik talibów zastrzelony podczas bitwy, w której Sojusz Północny zajął miasto Kunduz.
Çatışma sırasında vurulan bir Taliban askeri, NATO birlikleri Kunduz şehrine girdiğinde...Een Taliban-vechter, gedood tijdens een gevecht toen de Noordelijke Alliantie de stad Kunduz binnentrok.
Çatışma sırasında vurulan bir Taliban askeri, NATO birlikleri Kunduz şehrine girdiğinde...Ein Talibankämpfer, der während eines Kampfes erschossen wurde, als die Nordallianz die Stadt Kundus einnahm.
Çatışma sırasında vurulan bir Taliban askeri, NATO birlikleri Kunduz şehrine girdiğinde...Tálib harcos, akit harc közben lelőttek mikor az Északi Szövetség bevonult Kunduz városába.
Çatışma sırasında vurulan bir Taliban askeri, NATO birlikleri Kunduz şehrine girdiğinde...Um combatente talibã alvejado durante uma batalha quando a Aliança do Norte entrou na cidade de Kunduz.
Çatışma sırasında vurulan bir Taliban askeri, NATO birlikleri Kunduz şehrine girdiğinde...Un guerrier Taliban tué lors d'une bataille comme l'alliance du Nord entrait dans la ville de Kunduz.
Çatışma sırasında vurulan bir Taliban askeri, NATO birlikleri Kunduz şehrine girdiğinde...Un soldato talebano colpito durante una battaglia mentre l'Alleanza del Nord entrava nella città di Kunduz.
Çatışma sırasında vurulan bir Taliban askeri, NATO birlikleri Kunduz şehrine girdiğinde...Un soldat taliban împuşcat în timpul unei confruntări când Alianţa Nordului a intrat în oraşul Kunduz.
Çatışma sırasında vurulan bir Taliban askeri, NATO birlikleri Kunduz şehrine girdiğinde...Боевик Талибана, убитый во время битвы, когда войска Северного Альянса вошли в город Кундуз.
Çatışma sırasında vurulan bir Taliban askeri, NATO birlikleri Kunduz şehrine girdiğinde...Талибански боец застрелян по време на битка докато Северния съюз навлиза в град Кундуз.
-Hay bin kunduz!-Bangsat!
-Hay bin kunduz!- Dannazione!
-Hay bin kunduz! Evet, gitmiş.- Fir-ar să fie!
-Hay bin kunduz! Evet, gitmiş.Goddammit!
-Hay bin kunduz! Evet, gitmiş.Goddammit!
-Hay bin kunduz! Evet, gitmiş.- Hogy az a...
-Hay bin kunduz!- For helvede!
-Hay bin kunduz!- Goddamnit!
-Hay bin kunduz!- Godverdomme!
-Hay bin kunduz!-Godverdomme!
-Hay bin kunduz!- Hogy az a...
-Hay bin kunduz!¡Maldita sea!
-Hay bin kunduz!-Mẹ kiếp!
-Hay bin kunduz!- Nom de Dieu !
-Hay bin kunduz!-Zatraceně!
-Hay bin kunduz!- Να πάρει!
-Hay bin kunduz!- Да, мамка му!
-Hay bin kunduz!-Черт возьми!
-İnternet gitti gene! -Hay bin kunduz!- Das Internet ist gerade abgestürzt!