Kumlardaki pürüzsüz taşlar bize tanıdık geliyor.האבנים החלקות על החול מוכרות לנו.
Kumlardaki pürüzsüz taşlar bize tanıdık geliyor.نعرفه جميعاً .. لمعان الصخور ..و الرمال انه امرٌ نعرفه جميعاً
Kumlardaki pürüzsüz taşlar bize tanıdık geliyor.絆を感じるほどです おばあさんたちの服は
Onlar anın içinde eğleniyorlar ve kumla oynamaya devam ediyorlar.Chúng vui vẻ lúc đó và chúng tiếp tục chơi với cát.
Onlar anın içinde eğleniyorlar ve kumla oynamaya devam ediyorlar.Ei se distrează în acel moment, și continuă să se joace în nisip.
Onlar anın içinde eğleniyorlar ve kumla oynamaya devam ediyorlar.Estão a divertir-se nesse momento e querem continuar a brincar na areia.
Onlar anın içinde eğleniyorlar ve kumla oynamaya devam ediyorlar.Ils se divertissent dans l'instant et continuent de jouer dans le sable.
Onlar anın içinde eğleniyorlar ve kumla oynamaya devam ediyorlar.만드는 순간이 즐거워요. 계속 그것을 가지고 놀고 있습니다.
Onlar anın içinde eğleniyorlar ve kumla oynamaya devam ediyorlar.Mają radochę w danym momencie i dalej bawią się piaskiem.
Onlar anın içinde eğleniyorlar ve kumla oynamaya devam ediyorlar.Si divertono in quel momento e continuano a giocare nella sabbia.
Onlar anın içinde eğleniyorlar ve kumla oynamaya devam ediyorlar.Sie haben Spaß in diesem Augenblick und spielen weiter im Sand.
Onlar anın içinde eğleniyorlar ve kumla oynamaya devam ediyorlar.Вони веселяться в цей момент і далі граються в піску.
Onlar anın içinde eğleniyorlar ve kumla oynamaya devam ediyorlar.Они делают то, что им нравится, и из песка всё равно не вылезают.
Onlar anın içinde eğleniyorlar ve kumla oynamaya devam ediyorlar.הם נהנים מהרגע והם ממשיכים לשחק בחול.
Onlar anın içinde eğleniyorlar ve kumla oynamaya devam ediyorlar.يستمتعون باللحظة ويستمرون باللعب في الرمل.
Onlar anın içinde eğleniyorlar ve kumla oynamaya devam ediyorlar.無心に砂遊びを続ける 誰かに言われてそうしているわけじゃない
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Am mers la o plimbare pe plajă, priveam pescarii cum îşi aşezau morman năvoadele pe nisip.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Egyszer a parton sétáltam, és néztem, ahogy a halászok halmokba gyűjtik a hálóikat a homokon.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Fui a caminar por la playa, observando cómo los pescadores anidaban sus redes sobre promontorios de arena.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Fui dar um passeio pela praia, a ver os pescadores enrolarem as suas redes em montes na areia.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Ich ging am Strand spazieren, und beobachtetet die Fischer, die ihre Netze auf dem Sand gebündelt aufhäuften.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Išla som sa prejsť na pláž, pozorovala som rybárov zväzujúcich siete do hromád na piesku.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Je suis allée me balader sur la plage, j'ai regardé les pêcheurs ranger leur filets en tas sur le sable.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.바다가에서 모래사장위에 있는 어부들의 그물꾸러미를 보면서 산책을 하고 있었습니다.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Poszłam na spacer po plaży i obserwowałam rybaków, zwijających sieci w stosy na piasku.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Šla jsem se projít po pláži a pozorovala rybáře jak na písku smotávají své sítě do kupiček.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Tijdens een wandeling over het strand, keek ik hoe de vissers hun netten bundelden als terpen op het zand.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Tôi đã đi dạo trên bờ biển, quan sát những ngư dân bó những chiếc lưới của họ vào trong những gò cát.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Πήγα μια βόλτα στην παραλία, κοιτάζοντας τους ψαράδες να μοντάρουν τα δίχτυα τους σε στοίβες στην άμμο.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Излезнах на разходка по плажа, гледайки рибарите които плетяха мрежите си в пясъка.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Прогулюючись пляжем, я спостерігала за рибалками, які зв"язували на піску свої сітки.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.Я пошла побродить по пляжу и наблюдала за рыбаками, сворачивающими на песке свои сети.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.יצאתי לטיול בחוף, הסתכלתי על הדייגים אוספים את הרשתות שלהם לערמות על החול.
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.فأخذت اسير على الشاطىء لعلي اجد فكرة ما وانا اراقب الصيادين وهم يسحبون شباك صيدهم نحو الشاطىء الرملي
Sahilde yürüyüşe çıktım, balıkçıların kumların üstünde ağlarını tümseklere bağlamalırını izledim.砂の上に網を巻き上げている 漁師を目にしました こんな風景は毎日見ていましたが
Size İnuit halklarını ya da Sahra'nın kavurucu kumlarını da anlatmayacağım.이누이트족의 생활 속, 또는 뜨거운 사하라 모래 사막으로 데려가려는 것도 아닙니다.
Size İnuit halklarını ya da Sahra'nın kavurucu kumlarını da anlatmayacağım.אל חיי האינואיטים, או לחולות הלוהטים של הסהרה.
Size İnuit halklarını ya da Sahra'nın kavurucu kumlarını da anlatmayacağım.ولن تسرد لك عن الحياة في الاسكيمو، أو عن رمال الصحراء الحارقة.
Size İnuit halklarını ya da Sahra'nın kavurucu kumlarını da anlatmayacağım.これは 私の地元の話です
Sizi Kutuplar'a da götürmeyeceğim; Size İnuit halklarını ya da Sahra'nın kavurucu kumlarını da anlatmayacağım.Eu não vos levarei ao cimo do Ártico, à vida dos Inuit, ou às areias escaldantes do Saara.
Sizi Kutuplar'a da götürmeyeceğim; Size İnuit halklarını ya da Sahra'nın kavurucu kumlarını da anlatmayacağım.Ich nehme Sie nicht mit in arktische Regionen, zum Leben der Inuit oder zum heißen Sand der Sahara.
Sizi Kutuplar'a da götürmeyeceğim; Size İnuit halklarını ya da Sahra'nın kavurucu kumlarını da anlatmayacağım.Ik vertel niet over het Hoge Noorden, het leven van de Inuït of het verzengende Saharazand.
Sizi Kutuplar'a da götürmeyeceğim; Size İnuit halklarını ya da Sahra'nın kavurucu kumlarını da anlatmayacağım.Jag skall inte ta med er till Arktis, till eskimåernas liv, eller den brännande sanden i Sahara.
Sizi Kutuplar'a da götürmeyeceğim; Size İnuit halklarını ya da Sahra'nın kavurucu kumlarını da anlatmayacağım.Jeg vil ikke tage jer med til det højarktiske, til Inuit-folket eller til Saharas brændende sand.
Sizi Kutuplar'a da götürmeyeceğim; Size İnuit halklarını ya da Sahra'nın kavurucu kumlarını da anlatmayacağım.Je ne vais pas vous emmener en Arctique, voir la vie des Inuit ou les sables brûlants du Sahara.
Sizi Kutuplar'a da götürmeyeceğim; Size İnuit halklarını ya da Sahra'nın kavurucu kumlarını da anlatmayacağım.N-am sa vă duc sus în Arctica, să cunoașteți viața inuiților, nici nisipurile mistuitoare ale Saharei.
Sizi Kutuplar'a da götürmeyeceğim; Size İnuit halklarını ya da Sahra'nın kavurucu kumlarını da anlatmayacağım.Nie zabiorę was w dalekie regiony Arktyki nie pokażę życia Eskimosów, ani palących piasków pustyni.
Sizi Kutuplar'a da götürmeyeceğim; Size İnuit halklarını ya da Sahra'nın kavurucu kumlarını da anlatmayacağım.No los llevaré hasta el Ártico, a la vida de los esquimales o a las arenas ardientes del Sahara.
Sizi Kutuplar'a da götürmeyeceğim; Size İnuit halklarını ya da Sahra'nın kavurucu kumlarını da anlatmayacağım.Non vi porterà nell'Antartico, tra il popolo Inuit o nelle calde sabbie del Sahara.
Sizi Kutuplar'a da götürmeyeceğim; Size İnuit halklarını ya da Sahra'nın kavurucu kumlarını da anlatmayacağım.Δεν θα σας μιλήσω για την υψηλή Αρκτική, για τη ζωή των Εσκιμώων, ή για την ξηρασία στη Σαχάρα.
Sizi Kutuplar'a da götürmeyeceğim; Size İnuit halklarını ya da Sahra'nın kavurucu kumlarını da anlatmayacağım.Няма да ви заведа към височините на Арктика, животът на инуитите, или в изгарящите пясъци на Сахара.
Sizi Kutuplar'a da götürmeyeceğim; Size İnuit halklarını ya da Sahra'nın kavurucu kumlarını da anlatmayacağım.Я не буду показывать вам арктические льды, жизнь эскимосов или иссушающие пески Сахары.
Sizi Kutuplar'a da götürmeyeceğim; Size İnuit halklarını ya da Sahra'nın kavurucu kumlarını da anlatmayacağım.Я не покажу Вам арктичні льодовики, життя ескімосів чи піски Сахари.
Suyu, beyaz kumları ve kenarda kayaları görüyorsunuz, biraz daha büyüteceğim görüntüyü.Vous voyez l'eau, le sable blanc, les rochers sur le côté. Je vais zoomer un peu plus.
Suyu, beyaz kumları ve kenarda kayaları görüyorsunuz, biraz daha büyüteceğim görüntüyü.Βλέπετε το νερό, τη λευκή άμμο, τους βράχους στις άκρες, και θα μεγεθύνω λίγο ακόμη.
Suyu, beyaz kumları ve kenarda kayaları görüyorsunuz, biraz daha büyüteceğim görüntüyü.Видно воду, белый песок, камни по бокам. Я увеличу изображение.
Suyu, beyaz kumları ve kenarda kayaları görüyorsunuz, biraz daha büyüteceğim görüntüyü.אתם רואים את המים, את החול הלבן, את הסלעים בצד, אבצע תקריב נוסף.
Teknik olarak kesim kumlama, kazıma ve mimari yapılardaki cam yüzeyler için cam baskı tekniğini kullandım.Aşadar, tehnica este tăierea sablarea, gravarea şi tipărirea sticlei în sticlă arhitecturală.
Teknik olarak kesim kumlama, kazıma ve mimari yapılardaki cam yüzeyler için cam baskı tekniğini kullandım.A technikája pedig: vágott, homokfúvott, maratott és nyomott üveg kerül építészeti üvegbe.
Teknik olarak kesim kumlama, kazıma ve mimari yapılardaki cam yüzeyler için cam baskı tekniğini kullandım.De techniek: het is gesneden, gezandstraald, geëtst en bedrukt glas in architectonisch glas.