Onu kullanmak istemiyorlar.They don't want to use it.
O botoks kullanır.She uses Botox.
Tom Mary'nin hayal gücünü kullanmasını istiyor.Tom wants Mary to use her imagination.
Bunu kullanmanı istiyorum.I want you to use it.
İçecek bir şey kullanabilirim.I could use something to drink.
Kendi anadilini bile doğru düzgün kullanamayan insanları görmek çok üzücü.It is rather sad to see people who can't even use their mother tongue correctly.
Hiç kimse bunun ne için kullanıldığını biliyor gibi görünmüyor.No one seems to know what this is used for.
Onlar tek kullanımlık.They're disposable.
Sürücü belgenin kullanım süresi doldu.Your driver's license has expired.
Keskin bir dil sürekli kullanımla keskinleşen tek kenarlı bir araçtır.A sharp tongue is the only edged tool that grows keener with constant use.
Tom ile esrar kullanımı ile ilgili bir tartışma vardı.I had an argument with Tom about the use of marijuana.
Tom'la esrar kullanımı hakkında tartıştım.I had an argument with Tom about the use of marijuana.
Çatalların yemek için genel kullanımı milattan sonra onuncu yüzyılda başladı.The general use of forks for eating started in the tenth century A.D.
Çatalı iyi kullanamam.I can't use a fork well.
Ben tuvaletinizi kullanabilir miyim, lütfen?Can I use your toilet, please?
Ben tuvaleti kullanabilir miyim?May I use the toilet?
Ben tuvaletinizi kullanabilir miyim?May I use your toilet?
Tuvaletinizi kullanabilir miyim?May I use your toilet?
Adam sol kolunun kullanımını yeniden kazandı.The man regained the use of his left arm.
Adam güç kazanmak için çok para kullandı.The man used much money to gain power.
Polis alkollü araç kullanmaktan onu tutukladı.The policeman arrested him for drunken driving.
Plana karşı oy kullanman büyük cesaret.It is very brave of you to vote against the plan.
Satıcı kıyma makinesinin nasıl kullanılacağını gösterdi.The salesman demonstrated how to use the mincer.
Satıcı onun nasıl kullanılacağını gösterdi.The salesman demonstrated how to use it.
Satıcı makinenin nasıl kullanılacağını gösterdi.The salesman demonstrated how to use the machine.
Affedersiniz, ama telefonunuzu kullanabilir miyim?Excuse me, but might I use the phone?
Bir bilgisayarı kullanabilmek bir avantaj.It is an advantage to be able to use a computer.
Bu Ken'in kullandığı masadır.This is the desk which Ken uses.
Bu kelime yaygın kullanımda değil.This word is not in common use.
Bu araba son on yıldır kullanılmaktadır.This car has been used for the past ten years.
Bu araba çok kolay kullanılır.This car handles very easily.
Bu sözlüğü kullanabilir miyim?Would you mind my using this dictionary?
Bu sözlüğü kullanmamın bir sakıncası var mı?Would you mind my using this dictionary?
Bu makineyi nasıl kullanacağını biliyor musun?Do you know how to use this machine?
Bu makineyi nasıl kullanacağımı hatırlayamıyorum.I can't remember how to use this machine.
Ben bu makineyi kullanamam.I can't use this machine.
Bu makineyi kullanamam.I can't use this machine.
Bu masa Yumi tarafından kullanılır.This desk is used by Yumi.
Bu masa Tom tarafından kullanılıyor.This desk is used by Tom.
Bu masa Tom tarafından kullanılır.This desk is used by Tom.
Amerika'da arabalar yolun sağ tarafını kullanırlar.In America cars drive on the right side of the road.
ABD'de, çoğu insan on sekiz yaşına ulaştığında oy kullanabilir.In the U.S., most people can vote when they reach eighteen years of age.
Sözlüğün var, değil mi? Onu kullanabilir miyim?You have a dictionary, don't you? Can I use it?
Sen zamanını iyi kullanmalısın.You should make good use of your time.
Sen benim sözlüğümü kullanabilirsin.You may use my dictionary.
Daktilomu kullanabilirsin.You may use my typewriter.
Seni sigara içerken görünce şaşırdım. Sigara kullanmazdın.I'm surprised to see you smoking. You didn't used to.
"Bu telefonu kullanabilir miyim?" "Buyurun.""May I use this telephone?" "Go ahead."
"Ben bu kalemi kullanabilir miyim?" "Evet, kullanabilirsin.""May I use this pencil?" "Yes, you may."
"Telefonu kullanabilir miyim?" "Lütfen çekinmeyin.""May I use the phone?" "Please feel free."
"Telefonu kullanabilir miyim?" "Lütfen rahat olun.""May I use the phone?" "Please feel free."
Bir trafik kazası onu sol elini kullanmaktan mahrum etti.A traffic accident deprived him of the use of his left hand.
Trafik ışıkları trafiği düzenlemek için kullanılır.Traffic lights are used to regulate traffic.
Sadece en iyi malzemeleri kullanmak için büyük özen gösterilmiştir.Great care has been taken to use only the finest ingredients.
Genellikle basit mesajları iletmek için el hareketlerini kullanırız.We often use gestures to convey simple messages.
Kullanılmış bir araba almayı göze alamam.I can not afford to buy a used car.
Mutfak bıçağını kullanırken, karım parmağını kesti.When using the kitchen knife, my wife cut her finger.
Kullanmadığım herhangi bir kalemi kullanabilirsin.You can use whichever pen I'm not using.
Bazen bir konserve açacağı olarak makas kullanırım.I sometimes use scissors as a can opener.
Zaman kazanmak için bilgisayar kullandık.We used the computer in order to save time.