Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.Il désire être chanté à haute voix, pour faire sonner sa musique à l'oreille et sur la langue.
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.꾸란은 그 음악의 소리가 귀와 입에 걸리도록 큰 소리로 찬송되길 원합니다.
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.Musi być głośno wyśpiewany by zabrzmieć muzyką w uszach i ustach.
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.Quer ser cantada em voz alta, para soar a sua música ao ouvido e na língua.
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.Quiere ser cantado en voz alta, para hacer sentir su música en los oídos y en los labios.
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.Se haluaa tulla lauletuksi, soida musiikkina korvissa ja kielellä.
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.Vrea să fie cântată cu voce tare, să-i fie rostită muzicalitatea în ureche şi pe limbă.
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.Vuole essere cantata a voce alta, per far risuonare la sua musica nell'orecchio e sulla lingua.
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.Θέλει να τραγουδιστεί δυνατά, να ηχήσει τη μουσική της μέσα στο αυτί και πάνω στη γλώσσα.
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.Вона повинна лунати голосно, так, щоб її музика звучала і у вухах, й на язиці.
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.Он должен звучать громко, чтобы ощущать его музыку в ушах и на языке.
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.Той иска да бъде скандиран на глас, да излее музиката си в ушите и върху езика.
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.היא רוצה להישמע בקול שירה, להשמיע את המוסיקה שלה באוזן ומהלשון.
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.أنها تريد أن تُهتف بصوتٍ عال، لتُسمع موسيقاها بالأذن وباللسان.
Adeta bir şarkı gibi söylenmek istiyor ki müziği kulakta ve dilde duyulabilsin.耳の中へ 舌の上で奏でられる音楽なのです つまり英語版のコーランは
Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin?Anh nói gì vậy chứ?
Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin?Che stai dicendo?
Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin?Despre ce vorbesti ?
Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin?Kaj pa govoriš?
Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin?O czym ty mówisz?
Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin?Qu'est-ce que tu racontes ?
Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin?Vad pratar du om?
Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin?Wat zeg je nu?
Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin?Worüber redest du?
Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin? Yüzük aşkın sembolüdür.Apa yang kau katakan?Ini adalah simbol cinta.
Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin? Yüzük aşkın sembolüdür.Τι είναι αυτά που λες; Είναι ένα σύμβολο αγάπης.
Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin? Yüzük aşkın sembolüdür.על מה אתה מדבר זה סיבולי לאהבה
Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin? Yüzük aşkın sembolüdür.ما الذي تتحدث عنه؟ إنها رمز للحب.
Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin? Yüzük aşkın sembolüdür.愛の証?
Ağzından çıkanı kulağın duyuyor mu senin?О чём ты говоришь?
Ah kulağa hoş geliyor -- Evet, fena fikir değil, ha?Ca semble pas trop mal.
Ah kulağa hoş geliyor -- Evet, fena fikir değil, ha?Låter bra -- Ja, det låter inte så pjåkigt va? --Nej, det skulle vi kunna gå med på.
Ah kulağa hoş geliyor -- Evet, fena fikir değil, ha?To zní dost dobře -- Jo, to nezní tak špatně co?
Ah kulağa hoş geliyor -- Evet, fena fikir değil, ha?Wat als we jou de bonus geven om ons niet te doden? Dat klinkt best goed -- Ja, niet slecht, hè?
Ah kulağa hoş geliyor -- Evet, fena fikir değil, ha?-Καλό ακούγεται. -Ναί, δεν είναι άσχημο.
Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur, Bilge kişiyse öğüde kulak verir.A bolondnak haragja azon napon megismertetik; elfedezi pedig a szidalmat az eszes ember.
Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur, Bilge kişiyse öğüde kulak verir.Calea nebunului este fără prihană în ochii lui, dar înţeleptul ascultă sfaturile. -
Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur, Bilge kişiyse öğüde kulak verir.Cesta blázna je priamou v jeho očiach, ale ten, kto poslúcha radu, je múdry.
Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur, Bilge kişiyse öğüde kulak verir.Cesta blázna přímá se zdá jemu, ale kdo poslouchá rady, moudrý jest.
Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur, Bilge kişiyse öğüde kulak verir.Dårens Færd behager ham selv, den vise hører på Råd.
Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur, Bilge kişiyse öğüde kulak verir.Dårens vei er rett i hans egne øine, men den som hører på råd, er vis.
Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur, Bilge kişiyse öğüde kulak verir.Dem Narren gefällt seine Weise wohl; aber wer auf Rat hört, der ist weise.
Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur, Bilge kişiyse öğüde kulak verir.Den oförnuftige tycker sin egen väg vara den rätta, med den som är vis lyssnar till råd.
Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur, Bilge kişiyse öğüde kulak verir.Droga głupiego zda się prosta przed oczyma jego; ale kto słucha rady, mądrym jest.
Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur, Bilge kişiyse öğüde kulak verir.Ðường lối của kẻ ngu muội vốn ngay thẳng theo mắt nó; Còn người khôn ngoan nghe lời khuyên dạy.
Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur, Bilge kişiyse öğüde kulak verir.Ðường lối của kẻ ngu_muội vốn ngay_thẳng theo mắt nó ; Còn người khôn_ngoan nghe lời khuyên dạy .
Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur, Bilge kişiyse öğüde kulak verir.En la opinión del insensato su camino es derecho, pero el que obedece el consejo es sabio
Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur, Bilge kişiyse öğüde kulak verir.Hullun tie on hänen omissa silmissään oikea, mutta joka neuvoa kuulee, on viisas.
Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur, Bilge kişiyse öğüde kulak verir.미련한 자는 자기 행위를 바른 줄로 여기나 지혜로운 자는 권고를 듣느니라
Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur, Bilge kişiyse öğüde kulak verir.La voie de l`insensé est droite à ses yeux, Mais celui qui écoute les conseils est sage.
Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur, Bilge kişiyse öğüde kulak verir.Lo stolto giudica diritta la sua condotta, il saggio, invece, ascolta il consiglio
Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur, Bilge kişiyse öğüde kulak verir.Neumneža pot je raven v očeh njegovih, kdor pa je moder, si dá svetovati.
Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur, Bilge kişiyse öğüde kulak verir.O caminho do insensato é reto aos seus olhos; mas o que dá ouvidos ao conselho é sábio.
Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur, Bilge kişiyse öğüde kulak verir.Orang dungu merasa dirinya tak pernah salah, tapi orang bijaksana suka mendengarkan nasihat
Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur, Bilge kişiyse öğüde kulak verir.Η οδος του αφρονος ειναι ορθη εις τους οφθαλμους αυτου ο δε ακουων συμβουλας ειναι σοφος.
Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur, Bilge kişiyse öğüde kulak verir.Путь глупого прямой в его глазах; но кто слушает совета, тот мудр.
Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur, Bilge kişiyse öğüde kulak verir.Пътят на безумния е прав в неговите очи, А който е мъдър, той слуша съвети.
Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur, Bilge kişiyse öğüde kulak verir.דרך אויל ישר בעיניו ושמע לעצה חכם׃
Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur, Bilge kişiyse öğüde kulak verir.طريق الجاهل مستقيم في عينيه. اما سامع المشورة فهو حكيم.
Ahmağın yolu kendi gözünde doğrudur, Bilge kişiyse öğüde kulak verir.愚 妄 人 所 行 的 、 在 自 己 眼 中 看 為 正 直 . 惟 智 慧 人 、 肯 聽 人 的 勸 教