Ayrıca kulaklarından da sıkça rahatsızlanır.Den har desuden altid stående ører.
Uzun kulakları vardır.Det har store hængende ører.
Gözleri ve kulakları küçüktür.Øjnene er små og ørerne afrundede.
Kulaklarını etrafa çevirebilirler.Det kan drejes hele horisonten rundt.
Kulağa geldiği gibi kolay değildi.Det viste sig ikke at være så nemt, som han havde troet.
Nitekim bu taktik kulakların yarattığı kıtlığın önüne geçmekte son derece başarılı oldu.Overraskende nok faldt denne advarsel på døve ører.
Ksenon klorür ve ksenon florür de eximer (ya da daha doğru bir ifadeyle exiplex) lazerlerde kulanılır.Xenonchlorid og xenon flurid har også været brugt til excimer (eller, mere korrekt, exciplex) lasere.
Ancak hayranları için Homer'ı çizerken kulağı "G" şeklinde çizmeye devam etmektedir.Han tegner stadig øret som et 'G' når han tegner billeder af Homer for fans.
Kulaklarının arkası dikkat çekici beyaz bir lekesi olan siyah renktedir.Bagsiden af ørerne er sort med en iøjnefaldende hvid plet.
Kediler mükemmel bir kulağa sahiptirler.De har ulveører og en god hørelse.
Kulakları ve gözleri küçüktür.Tilsyneladende mangler hovedet øjne og ører.
Diğer önemli fark kulaklarının büyüklükleridir.En vigtigt træk er deres lange spidse ører.
1683 yılındaki bir yangında minare külahları tutuşarak zarar gördü.Tårnet brændte i 1683 efter lynnedslag.
Adobe kulanıcıları resim indirmek ve yüklemek zorunda değildir.De må ikke tillade den offensive lineman at snyde dem og komme forbi.
Özellikle kulaklarında bulunur.Den kendes især på sit hvidgule øje.
Taliban rejiminin tamamıyle göçmesinin eli kulağında görünüyordu.Det så ud, som om Talibanstyret var ved at kollapse.
Artık kulaklarını gizlemez, törenlerde halka sergiler.Disse har ikke altre, men afholder deres religiøse arrangementer i store haller.
Mahallede, ilköğretim okulu vardır ve kulanılır durumdadır ancak şu an 3. sınıfa kadar eğitim verilmektedir.Noget der er helt utænkelig i dag, og som læres allerede på højere gymnasie niveau.
Genelde kulak çubuğu ile temizlenir.Som regel er høreværn påbudt.
Kımızı, mavi, yeşil ve sarı renkleri geleneksel sami giyiminde kulanılmaktadır.Farverne blå, gul og rød er traditionelle rumænske farver.
Kulak difterisi nadirdir.Lungeurt er sjælden ude i naturen.
Kulakları kesilmişti.Det knuste øre.
Bir tavşanın uzun kulakları vardır.En kanin har lange ører.
Biz kulaklarımızla duyarız.Vi hører med vores ører.
İki kulağımız var.Vi har to ører.
Kulaklarımı kapattım.Jeg dækkede mine ører.
O, bu uyarılardan hiç birine kulak asmadı.Forøvrig ble ingen advarsler gitt.
Valve ve HTC kulaklığın seçilen geliştiriciler için ücretsiz olacağını açıkladı.Valve og HTC har siden sagt at systemet vil være gratis for visse utviklere.
Yumurtadan çıkan yavruların göz ve kulakları kapalıdır.Både ører og øyne er lukket.
1932, Kula - ö.Inga 1942 – Det var jeg som skjøt ....
Pugların kulaklarında iki farklı belirgin biçim görülür: gül ve düğme.Mops har to forskjellige former på ørene, «rose» og «button».
10-14 gün sonra eniklerin gözleri ve kulakları açılır.Etter 9-11 dager åpner kaninungene øynene.
Diğer ikisi, Amon Lhaw (Kulak Tepesi) ve iki tepenin ortasında yer alan Tol Brandir’dir.De to andre åsene er Amon Lhaw og Tol Brandir.
Haluşka (Kulaklı makarna ile aynıdır) Hamurdan yapılan etli yemek.Hakkemat (eller hakkmat) er en matrett laget av opphakket kjøtt.
Kulakları dik ve sivri ya da yuvarlağımsıdır ve her yöne doğru çevrilebilir.Ørene er uvanlig store og kan vris i alle retninger.
Kulakların bir kısmı da çalışma kamplarına (gulag) gönderildi.Noen av artene har også vært plassert i familien knokkelbiller (Trogidae).
Muhtarlık geçici olarak Kula köyü muhtarlığına bağlanmıştır.Formelt hører den til bydel Hundvåg.
Ses-ötesi ya da ultra sound, insan kulağının duyamayacağı çok yüksek frekanstaki seslere verilen addır.Ultralyd er lydbølger med en frekvens som er høyere enn menneskets øre kan oppfatte.
Kulaklar kapanabilir.Øreganger kan være affisert.
Taliban rejiminin tamamıyle göçmesinin eli kulağında görünüyordu.Det så ut som om talibanstyret var ved å kollapse.
Mutlak kulaklı kişilerHøyt ansatte ører.
AirPods Apple tarafından üretilen Bluetooth kulaklıklardır.AirPods er et sett trådløse Bluetooth-hodetelefoner produsert av Apple.
Ayrıca bazı Bilgisayarlı cebir sistemi (aşagıda listeli) sayısal hesaplamalar için kulanılabilmektedir.Det finnes også en rekke kalkulatorer på Internett som kan gjøre dette regnestykke for deg.
Kulakçıklar vardır veya yoktur.Finnes med og uten timer.
Kulakları küçük ve çoğunlukla sivridir.Ørene er små og ofte vankelige å få øye på.
Kemik iletim bazı kulaklıklarda kullanılmaktadır.Steinkulltjære brukes i noen typer beis.
Kafaları iri ve ağır, kulakları geniş, ucu püsküllü olan kuyrukları ince ve oldukça kısadır.Hodet er stort og bredt med små fasettøyne, overkjevene (mandiblene) er store og framstrakte.
Kulaklar düzenli olarak kontrol edilmeli ve tırnaklar kısa tutulmalıdır.Ørene er store og hengende og bør kontrolleres regelmessig.
TRT Spor. ^ Boğazın Serin Sularında Dostluk Ve Barış Kulaçları Atıldı...Deretter avslo de Legazpis tilbud om fred og vennskap.
Taç, kemer ve külah.Knop, stikk og spleis.
Kulaklık girişi 2.5 mm'dir.Installert effekt er 2,5 MW.
Kulaklarının uçları sivri ya da yuvarlağımsı olabilir.Pelsen på ørene skal være rett eller bølget.
Büyük kulaklı devler yeraltında yaşarlar.Disse svermerne lever i høytliggende eikeskoger.
Kulakçık bulunmaz.Ingen utpreget stopp.
Aşırı uzunluktaki esnek kulaklara sahiptir (İsmi burdan gelmektedir.).Maka hadirin sekalian di dalam ruang sidang tertawa mendengarnya.
Gilgamesh, babası bir tür hayalet ve Kulaba’nın lordudur: 126 yıl.Gilgamesh, yang ayahnya adalah "hantu", penguasa Kulaba: 126 tahun.
Marksizm-Leninizm ideolojisine göre kulaklar daha fakir köylülerin sınıf düşmanıydı.Menurut Marxisme-Leninisme, kulak adalah musuh dari para petani miskin.
Tuttuğu suikastçı, Illus'u öldürmeyi başaramadı, ancak girişimde kulağını kesti.Pembunuh yang dia pekerjakan gagal membunuh Illus, tetapi memotong telinganya dalam upaya itu.
Kulak enfeksiyonları, vakaların %30'unda baş gösterir.Infeksi telinga terjadi pada 30% kasus.
Kulakları kesilmişti.Ada yang telinganya dipotong.