Ana içeriğe geç
Sözlük

kula ile cümle

kula kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Kulak verin, sesimi işitin, dikkat edin, ne söylediğimi dinleyin.Give ear, and hear my voice! Listen, and hear my speech!
Artık görenlerin gözleri kapanmayacak, Dinleyenler kulak kesilecek.The eyes of those who see will not be dim, and the ears of those who hear will listen.
Ey tasasızca yaşayan kadınlar, Kalkın, sesimi işitin; Ey kaygısız kızlar, sözüme kulak verin!Rise up, you women who are at ease! Hear my voice! You careless daughters, give ear to my speech!
O zaman körlerin gözleri, Sağırların kulakları açılacak;Then the eyes of the blind will be opened, and the ears of the deaf will be unstopped.
Bunun üzerine Yeşaya şöyle dedi: ‹‹Her Şeye Egemen RABbin sözüne kulak ver.Then Isaiah said to Hezekiah, "Hear the word of Yahweh of Armies:
Pek çok şey gördünüz, ama aldırmıyorsunuz, Kulaklarınız açık, ama işitmiyorsunuz.››You see many things, but don't observe. His ears are open, but he doesn't listen.
Hanginiz kulak verecek? Gelecekte kim can kulağıyla dinleyecek?Who is there among you who will give ear to this? Who will listen and hear for the time to come?
Gözleri olduğu halde kör, Kulakları olduğu halde sağır olan halkı öne getir.Bring out the blind people who have eyes, and the deaf who have ears.
Egemen RAB kulağımı açtı, Karşı koymadım, geri çekilmedim.The Lord Yahweh has opened my ear, and I was not rebellious, neither turned away backward.
Dinleyin, kulak verin, Gururlanmayın, Çünkü RAB konuştu.Hear, and give ear; don't be proud; for Yahweh has spoken.
Sesimi, ‹‹Ahıma, çağrıma kulağını kapama!›› dediğimi duydun.You heard my voice; don't hide your ear at my breathing, at my cry.
Burnuna halka, kulaklarına küpeler, başına görkemli bir taç taktım.I put a ring on your nose, and earrings in your ears, and a beautiful crown on your head.
Ben sana çölde, Kurak topraklarda göz kulak oldum.I knew you in the wilderness, in the land of great drought.
Ey İsrail halkı, kulak ver, Üzerine yakacağım ağıtın sözlerine:Listen to this word which I take up for a lamentation over you, O house of Israel.
Kulağı olan, işitsin!He who has ears to hear, let him hear.
Kulağı olan işitsin!››He who has ears to hear, let him hear."
‹‹Ama ne mutlu size ki, gözleriniz görüyor, kulaklarınız işitiyor!"But blessed are your eyes, for they see; and your ears, for they hear.
Sonra İsa şunu ekledi: ‹‹İşitecek kulağı olan işitsin!››He said, "Whoever has ears to hear, let him hear."
İşitecek kulağı olan işitsin!››If any man has ears to hear, let him hear."
Bak, selamın kulaklarıma eriştiği an, çocuk rahmimde sevinçle hopladı.For behold, when the voice of your greeting came into my ears, the baby leaped in my womb for joy!
İçlerinden biri başkâhinin kölesine vurarak sağ kulağını uçurdu.A certain one of them struck the servant of the high priest, and cut off his right ear.
Ama İsa, ‹‹Bırakın, yeter!›› dedi, sonra kölenin kulağına dokunarak onu iyileştirdi.But Jesus answered, "Let me at least do this"--and he touched his ear, and healed him.
Bunun üzerine kulaklarını tıkayıp çığlıklar atarak hep birlikte İstefanosa saldırdılar.But they cried out with a loud voice, and stopped their ears, and rushed at him with one accord.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››For you bring certain strange things to our ears. We want to know therefore what these things mean."
Kimse sizi kulağı okşayan sözlerle aldatmasın diye söylüyorum bunu.Now this I say that no one may delude you with persuasiveness of speech.
Kulaklarını gerçeğe tıkayıp masallara sapacaklar.and will turn away their ears from the truth, and turn aside to fables.
Bu konuda söyleyecek çok sözümüz var, ama kulaklarınız uyuştuğu için anlatmak zor.About him we have many words to say, and hard to interpret, seeing you have become dull of hearing.
Kulağı olan, Ruh'un kiliselere ne dediğini işitsin.› ››He who has an ear, let him hear what the Spirit says to the assemblies.
Kulağı olan, Ruhun kiliselere ne dediğini işitsin.› ››He who has an ear, let him hear what the Spirit says to the assemblies.
Kulağı olan işitsin!If anyone has an ear, let him hear.
Sözlerime kulak ver, ya RAB, İniltilerimi işit.Give ear to my words, O LORD, consider my meditation.
Ey bütün halklar, dinleyin! Kulak verin hepiniz, ey dünyada yaşayanlar,Hear this, all ye people; give ear, all ye inhabitants of the world:
Ey Tanrı, kulak ver duama, Sırt çevirme yalvarışıma!Give ear to my prayer, O God; and hide not thyself from my supplication.
Ey Tanrı, yakarışımı işit, Duama kulak ver!Hear my cry, O God; attend unto my prayer.
Ey Tanrı, kulak ver sesime yakındığım zaman, Hayatımı düşman korkusundan koru.Hear my voice, O God, in my prayer: preserve my life from fear of the enemy.
Dinle, ey halkım, öğrettiklerimi, Kulak ver ağzımdan çıkan sözlere.Give ear, O my people, to my law: incline your ears to the words of my mouth.
Seni çağırıyorum, ya RAB, yardımıma koş! Sana yakarınca sesime kulak ver!LORD, I cry unto thee: make haste unto me; give ear unto my voice, when I cry unto thee.
Ama kulak asmayan her ulusu kökünden söküp atacak, yok edeceğim›› diyor RAB.But if they will not obey, I will utterly pluck up and destroy that nation, saith the LORD.
Adamın kulakları hemen açıldı, dili çözüldü ve düzgün bir şekilde konuşmaya başladı.And straightway his ears were opened, and the string of his tongue was loosed, and he spake plain.
Allah, onların kalblerini ve kulaklarını mühürlemiştir, gözlerine de perde inmiştir.God has sealed their hearts and ears, and veiled their eyes.
İçlerinden bazıları da Peygamberi incitirler: "O, (her söyleneni dinleyen) bir kulaktır." derler.There are some among them who talk ill of the Prophet by saying: "He listens to everyone."
Ya da o kulak(lar)ın ve gözlerin sahibi kimdir?Or, who is the lord of ear and eye?
İçlerinden sana kulak verip dinleyenler de vardır. Fakat sağırlara sen mi duyuracaksın?Some of them listen to you: But can you make the deaf hear who do not understand a thing?
Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ışın kovalar.Except the ones who listen on the sly, yet they are chased away by a shooting flame.
Kablerine -onu anlamalarına engel olacak- kabuklar, kulaklarına da bir ağırlık koyarız.And We put covers over their hearts and deafness in their ears that they should not understand it.
O yalancılar, (şeytanlara) kulak verirler, çokları da yalan söylerler.Who listens to you (for spreading rumours); but most of them are liars.
(Öğüt alma kulağıyle) İşitmiyorlar mı?Will they even then not listen?
Ki onu size bir ibret yapalım ve belleyen kulak(lar) onu bellesin.In order to make it a warning for you, and that the ear retentive may preserve it.
Çarpınca kulakları sağır eden o gürültü geldiği zaman,But when the great calamity comes
Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir; gözlerinin üzerinde perdeler vardır.God has sealed their hearts and ears, and veiled their eyes.
İçlerinden Peygamberi incitenler ve: "O (her sözü dinleyen) bir kulaktır" diyenler vardır.There are some among them who talk ill of the Prophet by saying: "He listens to everyone."
Kulaklara ve gözlere malik olan kimdir?Or, who is the lord of ear and eye?
Ancak kulak hırsızlığı yapan olursa, onu da parlak bir ateş izler.Except the ones who listen on the sly, yet they are chased away by a shooting flame.
Böylelikle mağarada yıllar yılı onların kulaklarına vurduk (derin bir uyku verdik).We sealed off their ears in the cave for a number of years,
O, sizin için kulakları, gözleri ve gönülleri inşa edendir; ne az şükrediyorsunuz.It is He who gave you hearing, sight, and hearts, but only few of you give thanks.
Bunlar (şeytanlara) kulak verirler ve çoğu yalan söylemektedirler.Who listens to you (for spreading rumours); but most of them are liars.
Çağırıcının, yakın bir yerden çağrıda bulunacağı güne kulak ver;Take heed that the day the crier calls from a place close (to every one),
De ki: "Sizi inşa eden (yaratan), size kulak, gözler ve gönüller veren O'dur.Say: "It is He who raised you and gave you ears and eyes and hearts.
Zorba-saygısız, sonra da kulağı kesik;Crude, and above all, mean and infamous,
Fakat 'kulakları patlatırcasına olan o gürleme' geldiği zaman,But when the great calamity comes
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod