kulağına ile cümle

kulağına kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
8
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Delikanlı Tom'un üzerine abandı ve kulağına bağırdı.The lad leaned over and shouted into Tom's ear.
Onun kulağına bir şey fısıldadı.He whispered something in her ear.
O tekrar küpeyi kulağına takmaya çalıştı.She tried again to fix the earring into her ear.
Onun kulağına bir şeyler fısıldadı.She whispered something into his ear.
Jessie onun kulağına bir şey söylerken Charles'ın tarafında durdu.Jessie stood at Charles's side talking into his ear.
Tom bir müzik kulağına sahip değil.Tom doesn't have an ear for music.
Onun kulağına tatlı ama anlamsız şeyler fısıldadı.He whispered sweet nothings into her ear.
Kulağına güzel ama anlamsız sözler fısıldadı.He whispered sweet nothings into her ear.
Kulağına ne yaptın?What have you done to your ear?
Neden kulağına elliyorsun?Why are you touching your ear?
Tom sonunda Mary'nin kulağına bağlı bir telefon olduğunu fark etti.Tom finally noticed that Mary had a phone up to her ear.
Tom telefonunu kulağına bastırdı.Tom had his phone pressed to his ear.
Tom telefon ahizesini aldı ve onu kulağına koydu.Tom picked up the telephone receiver and put it to his ear.
Tom alısün ahizesini alıp kulağına koydu.Tom picked up the telephone receiver and put it to his ear.
Tom Mary'ye doğru yürüdü ve kulağına fısıldadı.Tom walked over to Mary and whispered in her ear.
Tom Mary'nin kulağına fısıldadı.Tom whispered in Mary's ear.
Tom Mary'nin kulağına bir şeyler fısıldadı ve o, başını salladı.Tom whispered something in Mary's ear and she nodded.
Tom Mary'nin kulağına bir şeyler fısıldadı ve o gülümsedi.Tom whispered something into Mary's ear and she smiled.
Tom Mary'nin kulağına bir şeyler fısıldadı.Tom whispered something into Mary's ear.
O, dudaklarını onun kulağına yaklaştırdı ve mırıldandı: "Seni seviyorum."He brought his lips close to her ear and murmured: "I love you."
Tom eğildi ve Mary'nin kulağına fısıldadı.Tom leaned over and whispered in Mary's ear.
Tom etrafa baktı ve sonra Mary'nin kulağına bir şey fısıldadı.Tom looked around and then whispered something into Mary's ear.
Tom, Mary'nin kulağına bir şey fısıldadı.Tom whispered something in Mary's ear.
Ve sonra Mary eğildi ve Tom'un kulağına bir şey söyledi.And then Mary leaned over and said something in Tom's ear.
Tom öne doğru eğildi ve Mary'nin kulağına fısıldadı.Tom leaned forward and whispered into Mary's ear.
Sanki kulağına su kaçmış gibi başını sallıyor.He's shaking his head as if he had water in his ears.
Sanki kulağına su kaçmış gibi kafasını sallıyor.He's shaking his head as if he had water in his ears.
Senin kulağına fısıldayayım.Let me whisper in your ear.
O benim hiç başıma gelmedi, şeytan kulağına kurşun.That has never happened to me, touch wood.
Mary, Tom'un kulağına bir şey fısıldadı.Mary whispered something in Tom's ear.
Tom müzik kulağına sahip.Tom has an ear for music.
Onun kulağına "Seni seviyorum" diye fısıldadı."I love you," he whispered into her ear.
Onun kulağına vurdum.I smacked him on the ear.
Tom, Mary'nin yanında durdu ve onun kulağına fısıldadı.Tom stood next to Mary, whispering into her ear.
Leyla eğildi ve Sami'nin kulağına bir şey fısıldadı.Layla leaned over and whispered something in Sami's ear.
Tom eğildi ve Mary'nin kulağına bir şeyler fısıldadı.Tom leaned over and whispered something into Mary's ear.
Tom telefonu kulağına koydu.Tom put the phone to his ear.
Onun kulağına fısıldarsan seni daha iyi duyabilir.He might hear you better if you whisper into his ear.
Eğilip kulağına bağırdı.He leaned over and shouted into her ear.
Bu insanların kulağına giderse ne olacak?What will happen if people hear about this?
Siz kuşa bakarsınız, kuş size bakar ve kuş kralın kulağına fısıldar. -So what is the cost of apples and bananas? So you look at the bird:
"Diş ağrısı," dedi Mr. Marvel ve elini kulağına koymak."Toothache," said Mr. Marvel, and put his hand to his ear.
"Eğilin, aptal!" Görünmez Adam Kemp'in kulağına bawled."Lie still, you fool!" bawled the Invisible Man in Kemp's ear.
Veya terörist olduğu düşünülen birinin kulağına İncil ayetleri fısıldayabiliyorlar.Or you can whisper in the ear of a supposed terrorist some Biblical verse.
O benim şikayetlerim kulağına eğildi - Daha fazla balina beni sınırlamaz.He bowed his ear to my complaints-- No more the whale did me confine.
Yeni orkların diğer köylere saldırıya girişmeşi kulağına çalındı.News of orcs assailing other villages came to his ears.
Kutsal Ruh ne diyeceğini kulağına fısıldayacak.And the Holly spirit just will be whispering here what to say.
Ama İsa, ‹‹Bırakın, yeter!›› dedi, sonra kölenin kulağına dokunarak onu iyileştirdi.But Jesus answered, "Let me at least do this"--and he touched his ear, and healed him.
"Medeniyetler İttifakı" Avrupalının kulağına tatsız geliyor"Alliance of civilisations" sounds flat to European ears
Kız arkadaşının kulağına bir şeyler fısıldıyor.Er flüstert seiner Freundin etwas ins Ohr.
Bıyığı kıvrılarak kulağına asılmıştır.Das Schmuckstück hängt somit unter dem Ohr.
Ses insan kulağına geldiğinde duyulur.Después susurrará algo en su oído.
Bu söylentiler ta Şam da halife Süleyman'ın kulağına erişti.Estos rumores, desafortunadamente, llegaron a oídos de la propia Chibiusa.
Kendisine eşlik eden papaz kulağına, " Bu an madam, cesaretinizi kuşanmanız gereken andır" dedi.Così disse il demonio alla ragazza: "Oggi devi fidarti di me, fanciulla.
Ses insan kulağına geldiğinde duyulur.Quando pensiamo all'orecchio, pensiamo all'udito.
Kulağına küpe olsun!Заруби себе на носу!
9. Kudüs'teki bazı Yahudilerin Yahudi olmayanlar ile evlendiği Ezra'nın kulağına çalınır.Esdras é informado de que alguns dos judeus que já estavam em Jerusalém se casaram com mulheres não-judias.
Onun kulağına bir şey fısıldadı.Ele cochichou algo para ela.
Bu olay Isis’in kulağına kadar gelmiştir.Dit tot grote onvrede van Ozai.
Bu karakter reklamda TR-6'yı kulağına tutuyordu.Ця ідея знайшла втілення в конструкції АНТ-6.

İlgili Sayfalar