kulağın ile cümle
kulağın kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Kulağınıza fısıldıyor.Está sussurrando dentro do seu ouvido.
Kulağınıza fısıldıyor.Está susurrando en tu oído.
Kulağınıza fısıldıyor.Hij fluistert in je oor.
Kulağınıza fısıldıyor.Il vous chuchote à l'oreille.
Kulağınıza fısıldıyor.Îţi şopteşte în ureche.
Kulağınıza fısıldıyor.Jako by vám do něj šeptal.
Kulağınıza fısıldıyor.당신에 귀에 대고 속삭이듯이요.
Kulağınıza fısıldıyor.Szepcze wprost do ucha.
Kulağınıza fısıldıyor.Ti sta sussurrando all'orecchio.
Kulağınıza fısıldıyor.Ψιθυρίζει στ' αυτί σου.
Kulağınıza fısıldıyor.Шепне в ухото ти.
Kulağınıza fısıldıyor.הוא לוחש לאוזניכם.
Kulağınıza fısıldıyor.كأنه يهمس في أذنك.
Kulağınıza fısıldıyor.この効果はマイクによるものです
Kulağınızın hemen üstünde bulunan ve perspektif kazanmak, empati ve şefkat için önemli olan bölgedir.Er befindet sich über dem Ohr. Er ist wichtig für Perspektivenwechsel, Empathie und Mitgefühl.
Kulağınızın hemen üstünde bulunan ve perspektif kazanmak, empati ve şefkat için önemli olan bölgedir.여러분 귀 위에 있어요. 측두두정 접합부는 사물을 다른 시각에서 보거나 공감, 자비심을 느끼는데 중요하죠.
Kulağınızın hemen üstünde bulunan ve perspektif kazanmak, empati ve şefkat için önemli olan bölgedir.localizada acima da orelha, relacionada com tomadas de perspetiva, empatia e compaixão.
Kulağınızın hemen üstünde bulunan ve perspektif kazanmak, empati ve şefkat için önemli olan bölgedir.Se on tärkeä rakentavan näkökulman, empatian ja myötätunnon kannalta.
Kulağınızın hemen üstünde bulunan ve perspektif kazanmak, empati ve şefkat için önemli olan bölgedir.שהוא מעל לאוזנכם, זה חשוב להערכת יחסים ואמפטיה וחמלה.
Kulağınızın hemen üstünde bulunan ve perspektif kazanmak, empati ve şefkat için önemli olan bölgedir.المنطقة التي تعلو الأذنين والتي تتحكم في القدرة على ادراك الأمور والتعاطف مع الآخرين
Kulağınızın hemen üstünde bulunan ve perspektif kazanmak, empati ve şefkat için önemli olan bölgedir.視点取得や共感、思いやりに関して 重要なところです これらの心の働きは 瞑想やヨガを始めた人が
Kutsal Ruh ne diyeceğini kulağına fısıldayacak.Свещените духове ще ви прошепнат какво да кажете.
Marvel ve elini kulağına koymak.Marvel, és tegye a kezét a füle.
Marvel ve elini kulağına koymak.Marvel ja laittoi kätensä hänen korvaansa.
Mazlumların dileğini duyarsın, ya RAB, Yüreklendirirsin onları, Kulağın hep üzerlerinde;(37)Господи, послушал си желанието на кротките; Ще утвърдиш сърцето им; Ще направиш внимателно ухото Си,
Mazlumların dileğini duyarsın, ya RAB, Yüreklendirirsin onları, Kulağın hep üzerlerinde;(9:38) Господи! Ты слышишь желания смиренных; укрепи сердце их; открой ухо Твое,
Mazlumların dileğini duyarsın, ya RAB, Yüreklendirirsin onları, Kulağın hep üzerlerinde;A szegények kivánságát meghallgatod, oh Uram! Megerõsíted szívöket, füleiddel figyelmezel,
Mazlumların dileğini duyarsın, ya RAB, Yüreklendirirsin onları, Kulağın hep üzerlerinde;Das Verlangen der Elenden hörst du, HERR; ihr Herz ist gewiß, daß dein Ohr darauf merket,
Mazlumların dileğini duyarsın, ya RAB, Yüreklendirirsin onları, Kulağın hep üzerlerinde;De ödmjukas trängtan hör du, HERRE; du gör deras hjärtan ståndaktiga; du låter ditt öra giva akt
Mazlumların dileğini duyarsın, ya RAB, Yüreklendirirsin onları, Kulağın hep üzerlerinde;De saktmodiges begjæring hører du, Herre! Du styrker deres hjerte, du vender ditt øre til
Mazlumların dileğini duyarsın, ya RAB, Yüreklendirirsin onları, Kulağın hep üzerlerinde;du har hørt de ydmyges Ønske, HERRE, du styrker deres Hjerte, vender Øret til
Mazlumların dileğini duyarsın, ya RAB, Yüreklendirirsin onları, Kulağın hep üzerlerinde;El deseo de los humildes escuchas, oh Jehovah; tú dispones sus corazones y tienes atento tu oído
Mazlumların dileğini duyarsın, ya RAB, Yüreklendirirsin onları, Kulağın hep üzerlerinde;Il Signore si è manifestato, ha fatto giustizia; l'empio è caduto nella rete, opera delle sue mani
Mazlumların dileğini duyarsın, ya RAB, Yüreklendirirsin onları, Kulağın hep üzerlerinde;여호와여 주는 겸손한 자의 소원을 들으셨으니 저희 마음을 예비하시며 귀를 기울여 들으시고
Mazlumların dileğini duyarsın, ya RAB, Yüreklendirirsin onları, Kulağın hep üzerlerinde;Sinä kuulet nöyrien halajamisen, Herra, sinä vahvistat heidän sydämensä, sinä teroitat korvasi,
Mazlumların dileğini duyarsın, ya RAB, Yüreklendirirsin onları, Kulağın hep üzerlerinde;Tu auzi rugăciunile celor ce sufăr, Doamne! Le întăreşti inima, Îţi pleci urechea spre ei,
Mazlumların dileğini duyarsın, ya RAB, Yüreklendirirsin onları, Kulağın hep üzerlerinde;Tu entends les voeux de ceux qui souffrent, ô Éternel! Tu affermis leur coeur; tu prêtes l`oreille
Mazlumların dileğini duyarsın, ya RAB, Yüreklendirirsin onları, Kulağın hep üzerlerinde;TUHAN, Engkau mendengar doa orang hina dan menguatkan hati mereka
Mazlumların dileğini duyarsın, ya RAB, Yüreklendirirsin onları, Kulağın hep üzerlerinde;Tu, Senhor, ouvirás os desejos dos mansos; confortarás o seu coração; inclinarás o teu ouvido,
Mazlumların dileğini duyarsın, ya RAB, Yüreklendirirsin onları, Kulağın hep üzerlerinde;Żądości pokornych wysłuchiwasz, Panie! utwierdzasz serca ich, nachylasz ku nim ucha twojego.
Mazlumların dileğini duyarsın, ya RAB, Yüreklendirirsin onları, Kulağın hep üzerlerinde;Žádost ponížených vyslýcháš, Hospodine, utvrzuješ srdce jejich, ucha svého k nim nakloňuješ,
Mazlumların dileğini duyarsın, ya RAB, Yüreklendirirsin onları, Kulağın hep üzerlerinde;Žiadosť ponížených čuješ, ó, Hospodine; posilňuješ ich srdce a nakláňaš k nim svoje ucho,
Mazlumların dileğini duyarsın, ya RAB, Yüreklendirirsin onları, Kulağın hep üzerlerinde;תאות ענוים שמעת יהוה תכין לבם תקשיב אזנך׃
Mazlumların dileğini duyarsın, ya RAB, Yüreklendirirsin onları, Kulağın hep üzerlerinde;تأوه الودعاء قد سمعت يا رب. تثبت قلوبهم. تميل اذنك
Mazlumların dileğini duyarsın, ya RAB, Yüreklendirirsin onları, Kulağın hep üzerlerinde;耶 和 華 阿 、 謙 卑 人 的 心 願 、 你 早 已 知 道 . 〔 原 文 作 聽 見 〕 你 必 豫 備 他 們 的 心 、 也 必 側 耳 聽 他 們 的 祈 求
Mazlumların dileğini duyarsın, ya RAB, Yüreklendirirsin onları, Kulağın hep üzerlerinde;耶和華 阿 、 謙卑人 的 心願 、 你 早 已 知道 . 〔 原文 作 聽見 〕 你 必 豫備 他 們的心 、 也 必側耳聽 他 們 的 祈求
Nelson bir kolunu kaybetti, bir gözünü, bir kulağını ve bir ayağını çeşitli savaşlarda.Nelson a pierdut un braţ, un ochi, o ureche şi un picior în diverse bătălii.
Nelson bir kolunu kaybetti, bir gözünü, bir kulağını ve bir ayağını çeşitli savaşlarda.Nelson bị mất một cánh tay, một mắt, một tai và một chân trong các trận chiến khác nhau.
Nelson bir kolunu kaybetti, bir gözünü, bir kulağını ve bir ayağını çeşitli savaşlarda.Nelson je izgubil roko, oko, uho in nogo v svojih bojih.
Nelson bir kolunu kaybetti, bir gözünü, bir kulağını ve bir ayağını çeşitli savaşlarda.Nelson perdió un brazo, un ojo, una oreja y una pierna en varias batallas.
Nelson bir kolunu kaybetti, bir gözünü, bir kulağını ve bir ayağını çeşitli savaşlarda.Nelson verloor een arm, een oog, een oor en een been in verschillende strijden.
Nelson bir kolunu kaybetti, bir gözünü, bir kulağını ve bir ayağını çeşitli savaşlarda.Nelson ztratil ruku, oko, ucho a nohu v rùzných bitvách.
Nelson bir kolunu kaybetti, bir gözünü, bir kulağını ve bir ayağını çeşitli savaşlarda.Ο Νέλσον έχασε ένα χέρι, ένα μάτι, ένα αυτί και ένα πόδι σε διάφορες μάχες.
O benim şikayetlerim kulağına eğildi - Daha fazla balina beni sınırlamaz.Dia membungkuk telinganya pada keluhan saya - Tidak ada lagi paus itu saya membatasi.
O benim şikayetlerim kulağına eğildi - Daha fazla balina beni sınırlamaz.Er verbeugte sich sein Ohr auf meinen Beschwerden - nicht mehr den Wal hat mich zu beschränken.
O benim şikayetlerim kulağına eğildi - Daha fazla balina beni sınırlamaz.Han böjde öra till mina klagomål - Inga fler valen gjorde mig nöja.
O benim şikayetlerim kulağına eğildi - Daha fazla balina beni sınırlamaz.Han bøjede sit øre til mine klager - Ikke mere hvalen gjorde mig begrænse.
O benim şikayetlerim kulağına eğildi - Daha fazla balina beni sınırlamaz.Hän painoi korvansa minun valituksia - Ei enää valas tehnyt minulle rajoittaa.
O benim şikayetlerim kulağına eğildi - Daha fazla balina beni sınırlamaz.Ha piegato l'orecchio alle mie lamentele - Non più la balena mi limita.
O benim şikayetlerim kulağına eğildi - Daha fazla balina beni sınırlamaz.Hij boog zijn oor naar mijn klachten - niet meer de walvis deed me beperken.