kulağım ile cümle
kulağım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kulağıma fısıldadı:그러며 제 귓속에
Kulağıma fısıldadı:Mi-a şoptit în ureche.
Kulağıma fısıldadı:Och han viskade i mitt öra.
Kulağıma fısıldadı:Wyszeptał mi do ucha:
Kulağıma fısıldadı:Y me susurró en el oído, me dijo:
Kulağıma fısıldadı:И прошепна в ухото ми.
Kulağıma fısıldadı:И прошептал мне на ухо:
Kulağıma fısıldadı:והוא לחש לי באוזן
Kulağıma fısıldadı:و همس في أُذني.
Kulağıma fısıldadı:「君をすごく誇りに思うよ」
Kulağıma muz takmak mı?- Banán do ucha?
Kulağıma muz takmak mı?Une banane dans mon oreil?
Kulağıma tutda yemek yerken konuşabileyimMantenlo en mi oído para que pueda hablar mientras como.
Kulağımı ısıran Tommaso...[Giulio] il ragazzo che mi sta mordendo l'orecchio in questo momento è Tommaso
Kulağımı ısıran Tommaso...[Giulio] Ten koleś, który gryzie moje ucho ...to Tomasso
Kulağımı ısıran Tommaso...> Tipul care ma musca de ureche e Tommaso...
Kulağımı ısıran Tommaso...Пичът, който хапе ухото ми в този момент е Томазо...
Kulağımın zarı patladı!Do licha, bębenek mi pękł.
Kulağımın zarı patladı!Fandens! Min trommehinde!
Kulağımın zarı patladı!Fan! Min trumhinna!
Kulağımın zarı patladı!Mi sono esplosi i timpani delle orecchie!
Kulağımın zarı patladı!Raios, tenho o tímpano furado!
Kulağımın zarı patladı!¡Se me ha roto el tímpano!
Kulağımın zarı patladı!Tärykalvoni puhkesi!
Kulağımın zarı patladı!Διάβολε, διαλύθηκε το τύμπανό μου!
Kulağımın zarı patladı!У меня лопнула барабанная перепонка!
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Bo jakieś obce rzeczy przynosisz do uszów naszych; chcemy tedy wiedzieć, co wżdy z tego ma być?
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Car tu nous fais entendre des choses étranges. Nous voudrions donc savoir ce que cela peut être.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Cose strane per vero ci metti negli orecchi; desideriamo dunque conoscere di che cosa si tratta»
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Denn du bringst etwas Neues vor unsere Ohren; so wollten wir gern wissen, was das sei.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Fiindcă tu ne aduci ceva ciudat la auz. Am vrea dar să ştim ce vrea să zică aceasta.``
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››for underlige ting fører du frem for våre ører; vi ønsker derfor å få vite hvad dette skal bety.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Kajti nekaj čudnega nam prinašaš v ušesa; zato hočemo zvedeti, kaj če to biti.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››네가 무슨 이상한 것을 우리 귀에 들려 주니 그 무슨 뜻인지 알고자 하노라 하니
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Lebo nesieš čosi čudného do našich uší. Radi by sme tedy zvedieť, čo to chce byť.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Mert valami idegen dolgokat beszélsz a mi füleinknek: meg akarjuk azért érteni, mik lehetnek ezek.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Nebo nové jakési věci vkládáš v uši naše, protož chceme věděti, co by to bylo.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Pois tu nos trazes aos ouvidos coisas estranhas; portanto queremos saber o que vem a ser isto.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Pues traes a nuestros oídos algunas cosas extrañas; por tanto, queremos saber qué significa esto
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Sillä outoja asioita sinä tuot meidän korvaimme kuulla. Me siis tahdomme tietää, mitä ne oikein ovat."
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Thi du bringer os nogle fremmede Ting for Øren; derfor ville vi vide, hvad dette skal betyde.""
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Ty det är förunderliga ting som du talar oss i öronen. Vi vilja nu veta vad detta skall betyda.»
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Vì chưng ông giảng cho chúng tôi nghe sự lạ. Chúng tôi muốn biết ý nghĩa điều đó là gì.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Vì_chưng ông giảng cho chúng_tôi nghe sự lạ . Chúng_tôi muốn biết ý_nghĩa điều đó là gì .
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››διοτι φερεις εις τας ακοας ημων παραδοξα τινα θελομεν λοιπον να μαθωμεν τι σημαινουσι ταυτα.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Ибо что-то странное ты влагаешь в уши наши. Посему хотим знать, что это такое?
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››И тъй, Павел застана всред Ареопага и каза: Атиняни, по в с и ч к о гледам, че сте много набожни.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››Чуже бо щось вносиш в уші наші; то хочемо знати, що воно має бути.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››כי דברים זרים אתה מביא באזנינו והננו חפצים לדעת מה ענינם׃
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››لانك تأتي الى مسامعنا بامور غريبة فنريد ان نعلم ما عسى ان تكون هذه.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››因 為 你 有 些 奇 怪 的 事 、 傳 到 我 們 耳 中 . 我 們 願 意 知 道 這 些 事 是 甚 麼 意 思
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››因為 你 有些 奇怪 的 事 、 傳到 我們耳 中 . 我 們願 意 知道 這些 事 是 甚 麼意思
Manyetik alanın birimi kulağımıza pek hoş gelmedi. Buna daha güzel bir isim bulalım.A to se zdá příliš komplikované, a tak lidé přišli se skvělým jménem.
Manyetik alanın birimi kulağımıza pek hoş gelmedi. Buna daha güzel bir isim bulalım.E isso pode parecer um pouco deslocado, mas eles colocaram um nome brilhante.
Manyetik alanın birimi kulağımıza pek hoş gelmedi. Buna daha güzel bir isim bulalım.Que podría parecer un poco inconexo y han llegado hasta con un nombre genial.
Manyetik alanın birimi kulağımıza pek hoş gelmedi. Buna daha güzel bir isim bulalım.Това може да изглежда малко несвързано, но са измислили чудесно име за него.
Manyetik alanın birimi kulağımıza pek hoş gelmedi.זה עלול להיראות קצת חסר קשר, על כן
O kulağıma bir meydan okuması breath'd olarak, O, onun başını salladı ve rüzgarlar kesen,Ami, ahogy breath'd dacolva a fülem, ő megfordította a fejét, és vágja a szél,
O kulağıma bir meydan okuması breath'd olarak, O, onun başını salladı ve rüzgarlar kesen,그가 내 귀를 도전을 breath'd으로 그는 자신의 머리에 대한 휘둘러, 바람 잘라 어떤,
O kulağıma bir meydan okuması breath'd olarak, O, onun başını salladı ve rüzgarlar kesen,Che, come lui breath'd sfida per le mie orecchie, ha oscillato sulla sua testa, e tagliare il vento,