kulağım ile cümle

kulağım kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Müziğe gelince benim bunun için hiçbir kulağım yok.When it comes to music I have no ear for it.
Sağ kulağımdan irin çıkıyor.Pus is coming out of my right ear.
Benim sol kulağımda bir akıntı var.I have a discharge from my left ear.
Benim sol kulağımda yabancı bir cisim var.I have a foreign object in my left ear.
Müzik kulağım yok.I have no ear for music.
Müzik kulağım olmadığı için, şarkı söylemek istemiyorum.I don't want to sing, because I'm tone-deaf.
Alıcıyı kulağıma taktım.I put the receiver to my ear.
Kulağım ağrıyor.I have an earache.
İki kulağımız var.We have two ears.
Cevabı kulağıma fısıldadı.He whispered the answer in my ear.
O onu kulağıma fısıldadı.She whispered it in my ear.
Kulağım kaşınıyor.My ear is itching.
Benim bir müzik kulağım yok.I don't have an ear for music.
Sadece tek ağzım ama iki kulağım var.I only have one mouth, but I have two ears.
Bu sabah kulağım kanıyordu.My ear was bleeding this morning.
"Evet!", o, kulağıma büyüleyici sesiyle fısıldadı."Yes!", he whispered in my ear with his charming voice.
Tom'a ne olduğu asla kulağıma gelmedi.I never did hear what happened to Tom.
Sol kulağımla yine sorun yaşıyorum.I'm having trouble with my left ear again.
Kulağıma "Seni seviyorum" diye fısıldayıp ardından beni yanağımdan öptü.He whispered "I love you" into my ear and then kissed me on the cheek.
Bu müzik kulağımı tırmalıyor.That music is grating on my nerves.
Kulağıma bağırmayı bırak.Stop yelling in my ear.
Kulağım sende değildi. Tane tane anlatabilir misin?I'm not following you at all. Can you break it down for me?
Kulağıma bağırma.Don't scream in my ear!
Delik bir kulağım var.I have a pierced ear.
Kulağım kesildi.My ear was amputated.
Bir kulağım sağır.I'm deaf in one ear.
Mutlak kulağım var.I have perfect pitch.
İki kulağımız ve bir ağız var, bu nedenle söylediklerimizden daha çok dinlemeliyiz.We have two ears and one mouth, so we should listen more than we say.
Tom ve Mary'nin konuştuklarını duyup duyamadığımı görmek için kulağımı kapıya bastırdım.I pressed my ear to the door to see if I could hear what Tom and Mary were talking about.
Bir kulağım iyi duymuyor.I'm hard of hearing in one ear.
Bir kulağımda işitme problemi var.I'm hard of hearing in one ear.
Kulağımı ısıran Tommaso...[Giulio] The guy who's biting my ear is Tommaso...
Kulağıma tutda yemek yerken konuşabileyimHold it to my ear so I can speak eating.
Kulağıma fısıldadı:And he whispered in my ear.
O kulağıma bir meydan okuması breath'd olarak, O, onun başını salladı ve rüzgarlar kesen,Which, as he breath'd defiance to my ears, He swung about his head, and cut the winds,
Bu da kulağıma tatlı bir anlaşma gibi geliyor.And that sounds like a sweet deal to me!
Kulağımın dibinde bağırma.Get out here, you pricks!
Manyetik alanın birimi kulağımıza pek hoş gelmedi. Buna daha güzel bir isim bulalım.And that might seem a little disjointed, and they've come up with a brilliant name.
Şu an dediklerin kulağıma böyle geliyor!That's what it sounds like you're saying right now.
Saatlerdir kulağım eşikte yukarı gelmesini bekliyorum.I've been listening for hours for him to come upstairs.
‹‹Bir söz gizlice erişti bana, Fısıltısı kulağıma ulaştı."Now a thing was secretly brought to me. My ear received a whisper of it.
‹‹İşte, gözlerim her şeyi gördü, Kulağım duydu, anladı."Behold, my eye has seen all this. My ear has heard and understood it.
Egemen RAB kulağımı açtı, Karşı koymadım, geri çekilmedim.The Lord Yahweh has opened my ear, and I was not rebellious, neither turned away backward.
‹‹Kulağımıza yabancı gelen bazı konulardan söz ediyorsun. Bunların anlamını öğrenmek isteriz.››For you bring certain strange things to our ears. We want to know therefore what these things mean."
Hepsi kulağıma öyle gerçek dışı ve uzak geliyor ki.It all seems so unreal and faraway; in my mind that big Yugoslavia seems to never have existed.
Kulağıma müzik gibi geliyor.Das klingt für mich wie Musik.
Eğer dinlemekten çok konuşmamız gerekseydi, iki ağzımız bir kulağımız olurdu.Si tuviéramos que hablar más que escuchar tendríamos dos bocas y una oreja.
Benim bir müzik kulağım yok.Non ho orecchio per la musica.
Eğer dinlemekten çok konuşmamız gerekseydi, iki ağzımız bir kulağımız olurdu.Se avessimo avuto più bisogno di parlare che di ascoltare, saremmo nati con due bocche e un solo orecchio.
Kulağım ağrıyor.Ik heb oorpijn.
İki kulağımız var.Vi har to ører.
Adam bana doğru yaklaştı ve bana sarıldı. Kulağıma fısıldadı:Và ông ấy tiến lại gần hơn và ôm lấy tôi thì thầm vào tai tôi,
Adam bana doğru yaklaştı ve bana sarıldı. Kulağıma fısıldadı:Αυτός ο άνδρας ήρθε προς το μέρος μου και μ' αγκάλιασε και ψιθύρισε στ' αυτί μου.
‹‹Bir söz gizlice erişti bana, Fısıltısı kulağıma ulaştı.Ale ku mne sa prikradlo slovo, a moje ucho pochytilo niečo málo z toho.
‹‹Bir söz gizlice erişti bana, Fısıltısı kulağıma ulaştı.A me fu recata, furtiva, una parola e il mio orecchio ne percepì il lieve sussurro
‹‹Bir söz gizlice erişti bana, Fısıltısı kulağıma ulaştı.Có một lời mật thấu đến tôi , Lỗ tai tôi văng_vẳng nghe tiếng ấy ,
‹‹Bir söz gizlice erişti bana, Fısıltısı kulağıma ulaştı.Có một lời mật thấu đến tôi, Lỗ tai tôi văng vẳng nghe tiếng ấy,
‹‹Bir söz gizlice erişti bana, Fısıltısı kulağıma ulaştı.Der sneg sig til mig et Ord mit Øre opfanged dets Hvisken
‹‹Bir söz gizlice erişti bana, Fısıltısı kulağıma ulaştı.Er werd mij in het geheim iets toevertrouwd, als het ware in mijn oor gefluisterd.
‹‹Bir söz gizlice erişti bana, Fısıltısı kulağıma ulaştı.In mene je skrivoma došla beseda, uho moje je ujelo njeno šepetanje;

İlgili Sayfalar