kulağı ile cümle
kulağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
6
ORT. KELİME
Tavşanın kulağı kanıyor.The rabbit's ear is bleeding.
Tom köpeğini kulağının arkasından kaşımak için eğildi.Tom bent down to scratch the dog behind the ear.
Tom sonunda Mary'nin kulağına bağlı bir telefon olduğunu fark etti.Tom finally noticed that Mary had a phone up to her ear.
Tom kulağını kapıya bastırdı, bitişik odada neler olduğunu duymaya çalıştı.Tom had his ear pressed to the door, trying to hear what was going on in the next room.
Tom telefonunu kulağına bastırdı.Tom had his phone pressed to his ear.
Tom telefon ahizesini aldı ve onu kulağına koydu.Tom picked up the telephone receiver and put it to his ear.
Tom alısün ahizesini alıp kulağına koydu.Tom picked up the telephone receiver and put it to his ear.
Tom Mary'ye doğru yürüdü ve kulağına fısıldadı.Tom walked over to Mary and whispered in her ear.
Tom Mary'nin kulağına fısıldadı.Tom whispered in Mary's ear.
Tom Mary'nin kulağına bir şeyler fısıldadı ve o, başını salladı.Tom whispered something in Mary's ear and she nodded.
Tom Mary'nin kulağına bir şeyler fısıldadı ve o gülümsedi.Tom whispered something into Mary's ear and she smiled.
Tom Mary'nin kulağına bir şeyler fısıldadı.Tom whispered something into Mary's ear.
O, dudaklarını onun kulağına yaklaştırdı ve mırıldandı: "Seni seviyorum."He brought his lips close to her ear and murmured: "I love you."
Tom eğildi ve Mary'nin kulağına fısıldadı.Tom leaned over and whispered in Mary's ear.
Tom etrafa baktı ve sonra Mary'nin kulağına bir şey fısıldadı.Tom looked around and then whispered something into Mary's ear.
Erkek kardeşimin müzik kulağı var.My brother has an ear for music.
Çocuk kulağını kaşıdı.The boy scratched his ear.
Sol kulağımla yine sorun yaşıyorum.I'm having trouble with my left ear again.
İyi bir müzik kulağı var.He has a good ear for music.
O, sağ kulağını deldirdi.She got her right ear pierced.
Tom, Mary'nin kulağına bir şey fısıldadı.Tom whispered something in Mary's ear.
Ve sonra Mary eğildi ve Tom'un kulağına bir şey söyledi.And then Mary leaned over and said something in Tom's ear.
O bir kulağı açık uyudu.She slept with one ear open.
Tom her zaman bir kulağı açık uyur.Tom always sleeps with one ear open.
Kulağıma "Seni seviyorum" diye fısıldayıp ardından beni yanağımdan öptü.He whispered "I love you" into my ear and then kissed me on the cheek.
Tom sadece orada durdu, kulağını kaşıyordu.Tom just stood there, scratching his ear.
Tom sağ kulağından tamamen sağır.Tom is completely deaf in his right ear.
Tom öne doğru eğildi ve Mary'nin kulağına fısıldadı.Tom leaned forward and whispered into Mary's ear.
Tom kulağını duvara dayadı.Tom pressed his ear against the wall.
Tom kulağı ağır işitiyor gibi davranıyordu.Tom pretended to be hard of hearing.
Sanki kulağına su kaçmış gibi başını sallıyor.He's shaking his head as if he had water in his ears.
Sanki kulağına su kaçmış gibi kafasını sallıyor.He's shaking his head as if he had water in his ears.
Bu müzik kulağımı tırmalıyor.That music is grating on my nerves.
Senin kulağına fısıldayayım.Let me whisper in your ear.
Onlar can kulağı ile dinliyor.They are all ears.
Kulağıma bağırmayı bırak.Stop yelling in my ear.
O benim hiç başıma gelmedi, şeytan kulağına kurşun.That has never happened to me, touch wood.
Van Gogh sahiden kulağının birini kesmiş mi?Did Van Gogh really cut off one of his ears?
Kulağın dış tarafı kıkırdaktan yapılmıştır.The outer part of the ear is made of cartilage.
Mary, Tom'un kulağına bir şey fısıldadı.Mary whispered something in Tom's ear.
Çocuğunuzun kulağının çekilmesi lazım.That child of yours needs a good talking to.
Kedilerin iki kulağı vardır.Cats have two ears.
Tom müzik kulağı olmadığını söylüyor.Tom says he's tone deaf.
Kulağım sende değildi. Tane tane anlatabilir misin?I'm not following you at all. Can you break it down for me?
Cadılar bayramının eli kulağında.Halloween is just around the corner.
Paskalyanın eli kulağında.Easter is just around the corner.
Tom'un iyi bir müzik kulağı var.Tom has a good ear for music.
Kulağıma bağırma.Don't scream in my ear!
Eşeğin kulağını kesmekle küheylan olmaz.You can't make a silk purse out of a sow's ear.
Tom her zaman kulağının arkasında bir kalem tutar.Tom always keeps a pencil behind his ear.
Tom yanlışlıkla kulağının etli kısmını zımbaladı.Tom accidentally stapled the fleshy part of his ear.
Tom Mary'yi sol kulağının tam altından boynundan öptü.Tom kissed Mary on the neck just below her left ear.
Tom müzik kulağına sahip.Tom has an ear for music.
Savaş eli kulağında görünüyor.War seems imminent.
Onun kulağına "Seni seviyorum" diye fısıldadı."I love you," he whispered into her ear.
Delik bir kulağım var.I have a pierced ear.
Onun kulağına vurdum.I smacked him on the ear.
Kulağım kesildi.My ear was amputated.
Tom, Mary'nin yanında durdu ve onun kulağına fısıldadı.Tom stood next to Mary, whispering into her ear.
Bir kulağım sağır.I'm deaf in one ear.