kulağı ile cümle

kulağı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Senin gerçekten müzik kulağın var.You really have an ear for music.
Kaç kişinin müzik kulağı olduğunu düşünüyorsun?How many people do you think have an ear for music?
Müziğe gelince benim bunun için hiçbir kulağım yok.When it comes to music I have no ear for it.
Sağ kulağımdan irin çıkıyor.Pus is coming out of my right ear.
Can kulağı ile dinledik.We were all ears.
Radyoya göre, bir fırtınanın eli kulağında.According to the radio, a storm is imminent in the North.
Benim sol kulağımda bir akıntı var.I have a discharge from my left ear.
Benim sol kulağımda yabancı bir cisim var.I have a foreign object in my left ear.
Ben onlara hikaye anlatıyorken çocuklar can kulağı ile dinliyorlardı.The children were all ears when I was telling them the story.
Müzik kulağım yok.I have no ear for music.
Müzik kulağım olmadığı için, şarkı söylemek istemiyorum.I don't want to sing, because I'm tone-deaf.
Alıcıyı kulağıma taktım.I put the receiver to my ear.
Kulağım ağrıyor.I have an earache.
Delikanlı Tom'un üzerine abandı ve kulağına bağırdı.The lad leaned over and shouted into Tom's ear.
Sonbaharın eli kulağında.Autumn is just around the corner.
İki kulağımız var.We have two ears.
Ara sınavlar tam eli kulağında.The mid-term exams are just around the corner.
Onun için iyi bir haberim olduğunu ona söylediğimde o can kulağıyla dinledi.When I told him I had some good news for him, he was all ears.
Kulağıyla kapıyı dinledi.He listened with his ear to the door.
Onun kulağına bir şey fısıldadı.He whispered something in her ear.
Onun müzik kulağı var.He has an ear for music.
Cevabı kulağıma fısıldadı.He whispered the answer in my ear.
O, kurşun kalemini kulağının arkasına sıkıştırdı.He stuck his pencil behind his ear.
O, oğlunun kulağını çekti.He pulled his son by the ear.
Kulağını duvara dayadı.He pressed his ear against the wall.
O onu kulağıma fısıldadı.She whispered it in my ear.
O tekrar küpeyi kulağına takmaya çalıştı.She tried again to fix the earring into her ear.
O, gürültünün girmesini engellemek için ellerini onun kulağının üzerine koydu.She put her hands over her ears to shut out the noise.
Onun kulağına bir şeyler fısıldadı.She whispered something into his ear.
Can kulağıyla dinliyorum.I'm all ears.
Kendisinde müzik kulağı olmadığını farketmiyor.He doesn't realise that he's tone deaf.
Kulağım kaşınıyor.My ear is itching.
Jessie onun kulağına bir şey söylerken Charles'ın tarafında durdu.Jessie stood at Charles's side talking into his ear.
Benim bir müzik kulağım yok.I don't have an ear for music.
Onun kulağının dışında büyüyen çirkin tüyleri var.He has unsightly hairs growing out of his ears.
Kulağının arkasını kaşıdığımda,kedim mırıldanır.My cat purrs when I scratch behind his ears.
Tom sol kulağından sağırdır.Tom is deaf in the left ear.
Tom'un bir kulağı sağır.Tom is deaf in one ear.
Tom bir müzik kulağına sahip değil.Tom doesn't have an ear for music.
Tom'un müzik kulağı yok.Tom doesn't have an ear for music.
Tom'da müzik kulağı yok.Tom doesn't have an ear for music.
Tom'un delinmiş bir kulağı var.Tom has a pierced ear.
Tom'un kulağı ağrıyor.Tom has an earache.
Kedinin iki kulağı var.The cat has two ears.
Bir kedinin iki kulağı vardır.A cat has two ears.
Yerin kulağı var.Walls have ears.
Genç sokak dövüşünde kulağını kaybetti.The boy lost his ear in a street fight.
Sadece tek ağzım ama iki kulağım var.I only have one mouth, but I have two ears.
Onun kulağına tatlı ama anlamsız şeyler fısıldadı.He whispered sweet nothings into her ear.
Kulağına güzel ama anlamsız sözler fısıldadı.He whispered sweet nothings into her ear.
Bu sabah kulağım kanıyordu.My ear was bleeding this morning.
Kulağına ne yaptın?What have you done to your ear?
"Evet!", o, kulağıma büyüleyici sesiyle fısıldadı."Yes!", he whispered in my ear with his charming voice.
Neden kulağına elliyorsun?Why are you touching your ear?
Fillerin iki kulağı vardır.Elephants have two ears.
Can kulağıyla dinliyoruz.We're all ears.
Eğer sağ kulağını deldirirsen bu eşcinsel olduğun anlamına gelir.If you get your right ear pierced, that means you're gay.
Tom'a ne olduğu asla kulağıma gelmedi.I never did hear what happened to Tom.
Tom kulağını kapıya koyup dinledi.Tom put his ear to the door and listened.
Tom sol kulağını deldirdi.Tom got his left ear pierced.

İlgili Sayfalar