Ana içeriğe geç
Sözlük

kula ile cümle

kula kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Orkestra akort etme sırasında kulak tırmalayan sesler yapar.The orchestra makes discordant noises when tuning up.
Bir tavşanın uzun kulakları ve kısa bir kuyruğu var.A rabbit has long ears and a short tail.
Duvarların kulakları vardır.The walls have ears.
Ona kulak asma; boş konuşuyor.Don't listen to him, he's talking nonsense.
Onun tavsiyesine kulak vermelisin.You must pay attention to his advice.
Senin gerçekten müzik kulağın var.You really have an ear for music.
Yalnızca yüreğinin sesine kulak ver.Just follow your heart.
Kulağa garip geliyor olabilir ama söylediği doğru.It may sound strange, but what she said is true.
Kulağa garip gelebilir ama bu doğru.It may sound strange, but it is true.
Baylar bayanlar, görüşüme kulak vermenizi istiyorum.Ladies and gentlemen, I would like you to listen to my opinion.
Kaç kişinin müzik kulağı olduğunu düşünüyorsun?How many people do you think have an ear for music?
Müzik kulakları tatmin eder.Music gratifies the ears.
Müziğe gelince benim bunun için hiçbir kulağım yok.When it comes to music I have no ear for it.
Sağ kulağımdan irin çıkıyor.Pus is coming out of my right ear.
Bir görgü tanığı, on tane kulak misafirinden daha iyidir.One eyewitness is better than ten earwitnesses.
Can kulağı ile dinledik.We were all ears.
Lisa, ben tren biletlerimizi alırken, benim valize göz kulak ol.Lisa, keep an eye on my suitcase while I buy our train tickets.
Radyonun sesi kulaklarımızın üzerinde patladı.The blare of the radio burst upon our ears.
Radyoya göre, bir fırtınanın eli kulağında.According to the radio, a storm is imminent in the North.
Sanırım bir külah daha dondurma yiyeceğim.I think I will have one more ice cream cone.
Lütfen kulaklığı nasıl kullanacağımı bana göster.Please show me how to use the headset.
Gürültülü kulaklıklar bu adamın.The noisy headphones are that guy's.
Dövülmekten kulaklarım çınlıyordu.My ears were ringing from being beaten.
Çantaya göz kulak olun.Keep an eye on the bags.
Niçin kulaklarınız o kadar büyük?Why are your ears so big?
Çantama bir süre göz kulak ol.Keep an eye on my bag for a while.
Bir an için bavuluma göz kulak olur musun?Could you keep an eye on my suitcase for a moment?
O isim kulağa tanıdık geliyor.That name struck a chord.
Çocuk koyunlara göz kulak oluyor.That boy watches over the sheep.
Bir süre bebeğe göz kulak olun.Keep an eye on the baby for a while.
Jane bir külah dondurma istedi.Jane wanted an ice cream cone.
Bu hikaye kulağa acayip gelebilir ama tamamen gerçektir.This story may sound strange, but it's absolutely true.
Buna göz kulak olalım.Let's keep an eye on this.
İngiliz, bu son soruyu duyunca kulaklarına inanamadı.When the Englishman heard this last question, he could not believe his ears.
Lütfen bu anahtara göz kulak ol.Please take charge of this key.
Bu valize göz kulak olun.Keep an eye on this suitcase.
Bu kulaklıklar çalışmıyor.These earphones don't work.
Babam ricalarıma kulak tıkadı.My father turned a dead ear to my requests.
Bir tavşanın uzun kulakları vardır.A rabbit has long ears.
Tavşanların uzun kulakları vardır.A rabbit has long ears.
Bir tavşanın kulakları bir tilkininkinden daha uzundur.The ears of a rabbit are longer than those of a fox.
Kulaklıklığın var mı?Do you have earphones?
Ebeveynlerin bize göz kulak oldular.Your parents kept an eye on us.
Benim sol kulağımda bir akıntı var.I have a discharge from my left ear.
Benim sol kulağımda yabancı bir cisim var.I have a foreign object in my left ear.
Eğer çocuklara göz kulak olursan, temizlenecek takım elbiseni alacağım.If you'll keep an eye on the kids, I'll take your suit to be cleaned.
Ben onlara hikaye anlatıyorken çocuklar can kulağı ile dinliyorlardı.The children were all ears when I was telling them the story.
Duyuruya kulak vermeliydik.We should have paid attention to the announcement.
Biz kulaklarımızla duyarız.We hear with our ears.
Lütfen bavuluma göz kulak olun.Please keep an eye on my suitcase.
Söylemek zorunda olduğum şeye kulak ver.Hear what I have to say.
Benim sesimle, köpeğim kulaklarını dikti.At the sound of my voice, my dog pricked up his ears.
Tavsiyeme kulak ver!Take my advice!
Ben korkunç sesleri engellemek için parmaklarımı kulaklarıma koydum.I put my fingers in my ears to block out the terrible sounds.
Ben haberi duyduğumda neredeyse kulaklarıma inanamadım.I could hardly believe my ears when I heard the news.
Müzik kulağım yok.I have no ear for music.
Müzik kulağım olmadığı için, şarkı söylemek istemiyorum.I don't want to sing, because I'm tone-deaf.
Ben kulaklarımla duyuyorum.I hear with my ears.
Alıcıyı kulağıma taktım.I put the receiver to my ear.
Onun bavuluna göz kulak oldum.I kept an eye on her suitcase.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod