Ana içeriğe geç
Sözlük

kucak ile cümle

kucak kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
12
ORT. KELİME
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.제가 어렸을때 제 할머니는 숨을 쉬지 못할 정도로
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.När jag som liten pojke träffade henne brukade hon komma fram och krama mig.
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.Quand je la voyais quand j'étais petit garçon, elle venait vers moi et elle me serrait dans ses bras.
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.Quando da bambino andavo da lei, lei mi veniva incontro, e mi dava di quegli abbracci!
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.Quando eu a via — era miúdo — ela vinha ter comigo e dava-me grandes abraços.
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.Wanneer ik haar zag als kleine jongen, kwam ze naar me toe en knuffelde me.
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.Wenn ich sie als kleiner Junge traf, kam sie auf mich zu und umarmte mich.
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.Βλέποντας την όταν ήμουν μικρός, θυμάμαι που ερχόταν προς το μέρος μου και με αγκάλιαζε.
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.Когато я виждах като малко момче, тя идваше до мен и ме прегръщаше.
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.Когда я был маленьким мальчиком, она подходила ко мне и обнимала.
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.כשהייתי רואה אותה כילד קטן, היא היתה ניגשת אליי ונותנת לי חיבוקים כאלה.
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.وكنت عندما أقابلها كطفلٍ صغير ، كانت تأتي نحوي وتضمني.
Küçük bir erkek çocuğuyken onu görmeye gittiğimde, beni kucaklardı.そばに来て優しく抱きしめてくれました 息ができないほど強く抱きしめては
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.10ページ先が予測できなかったり 登場人物の意外な行動が好きなのです
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Als ik fictie schrijf dan koester ik ongrijpbaarheid en veranderlijkheid.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Amikor írok, nagy becsben tartom a a nehezen megfogható dolgokat és a változékonyságot.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Când scriu ficţiune, preţuiesc ceea ce este vag şi schimbător.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Cuando escribo ficción aprecio la elusividad y mutabilidad.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Když píšu beletrii, nepostižitelnosti a proměnlivosti si vážím.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Khi tôi viết truyện hư cấu Tôi trân trọng sự khó nắm bắt và khả năng thay đổi.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Kiedy piszę fikcję, miłuje się w nieuchwytności i zmienności.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.소설을 쓸 때 전 모호함과 가변성을 소중히 여겨요.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.När jag skriver skönlitteratur vårdar jag det undanglidande och föränderliga.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Quand j'écris de la fiction je chéris la fugacité et la capacité de changement.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Quando eu escrevo ficção eu acarinho o ilusório e a mutabilidade.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Quando scrivo narrativa l'elusività e la mutevolezza mi stanno a cuore.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Saat saya menulis karangan fiksi Saya amat menyukai kesukaran dan perubahan.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Wenn ich Fiktion schreibe, schätze ich Flüchtigkeit und Wandelbarkeit.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Όταν γράφω λογοτεχνία, λατρεύω το φευγαλέο και το μεταβλητό.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Когато пиша художествена проза аз ценя неуловимостта и изменчивостта.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Когда я пишу, я лелею неуловимость и изменчивость.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.Коли я пишу роман, я насолоджуюся невиразністю і мінливістю.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.כאשר אני כותבת סיפורת אני מטפחת את החמקמקות והיכולת להשתנות.
Kurgu yazdığımda ben bu belirsizliği ve değişkenliği sevgiyle kucaklıyorum.عندما أباشر كتابة رواية أتعلق بالمراوغة والقدرة على التغيير
Meryem'in yaşamakta oldukları çok aşikar, kucakladığı beden hiç bir direnç göstermiyor, oysa Hz.Jeho telo vôbec nekladie odpor a je skrútené -
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.A Ezav mu bežal oproti a objal ho a padnúc mu okolo krku bozkával ho, a plakali obaja.
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.A Ezav mu priteče naproti, ga objame, se mu oklene vratu in ga poljubi; in oba jočeta.
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.Então Esaú correu-lhe ao encontro, abraçou-o, lançou-se-lhe ao pescoço, e o beijou; e eles choraram.
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.Esau a alergat înaintea lui; l -a îmbrăţişat, i s'a aruncat pe grumaz, şi l -a sărutat. Şi au plîns.
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.Esau aber lief ihm entgegen und herzte ihn und fiel ihm um den Hals und küßte ihn; und sie weinten.
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.Esaú corrió a su encuentro, le abrazó, se echó sobre su cuello y le besó. Y lloraron
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.Ésaü courut à sa rencontre; il l`embrassa, se jeta à son cou, et le baisa. Et ils pleurèrent.
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.Ézsaú pedig eleibe futamodék és megölelé õt, nyakába borúla, s megcsókolá õt, és sírának.
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.I běžel Ezau proti němu, a objal ho; a pad na šíji jeho, líbal ho. I plakali.
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.I zaszedł mu drogę Ezaw, i obłapiwszy go, upadł na szyję jego, i całował go; i płakali.
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.에서가 달려와서 그를 맞아서 안고 목을 어긋맞기고 그와 입맞추고 피차 우니라
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.Maar Esau rende op hem af en omarmde hem! Ze kusten elkaar op de wangen en huilden.
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.Ma Esaù gli corse incontro, lo abbracciò, gli si gettò al collo, lo baciò e piansero
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.Men Esau løb ham i Møde og omfavnede ham, faldt ham om Halsen og kyssede ham, og de græd;
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.Men Esau løp ham i møte og omfavnet ham og falt ham om halsen og kysset ham, og de gråt.
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.Men Esau skyndade emot honom och tog honom i famn och föll honom om halsen och kysste honom; och de gräto.
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.Nhưng Ê - sau chạy đến trước mặt người , ôm choàng cổ mà hôn , rồi hai anh_em đều khóc .
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.Nhưng Ê-sau chạy đến trước mặt người, ôm choàng cổ mà hôn, rồi hai anh em đều khóc.
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.Tetapi Esau berlari mendapatkan Yakub, lalu memeluknya dan menciumnya. Dan kedua orang itu bertangis-tangisan
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.И Исав се затече да го посрещне, прегърна го, падна на врата му и го целуна; и те заплакаха.
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.И побежал Исав к нему навстречу и обнял его, и пал на шею его и целовал его, и плакали.
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.וירץ עשו לקראתו ויחבקהו ויפל על צוארו וישקהו ויבכו׃
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.فركض عيسو للقائه وعانقه ووقع على عنقه وقبّله. وبكيا
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.以 掃 跑 來 迎 接 他 、 將 他 抱 住 、 又 摟 著 他 的 頸 項 與 他 親 嘴 、 兩 個 人 就 哭 了
Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.以 掃跑來 迎接 他 、 將他 抱住 、 又 摟 著 他 的 頸項與 他 親嘴 、 兩個 人 就 哭了
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod