Ana içeriğe geç
Sözlük

ku ile cümle

ku kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
5
ORT. KELİME
O kutuya baktı.He looked into the box.
O, kutuyu masaya koydu.He put the box on the table.
O kutuyu ezdi.He crushed the box.
O boş yere kutuyu açmaya çalıştı.He tried to open the box in vain.
O, kutuyu açamadı.He was not able to open the box.
Onun kitapla ilgili en küçük bir fikri yoktu.He didn't have the least idea of the book.
O, beyzbol takımı kurdu.He has made the baseball team.
O, kuyruktaydı.He was in the queue.
O, bir havlu ile kendini kuruladı.He dried himself with a towel.
O, kurnaz ve hesapçıdır.He is shrewd and calculating.
Kutuyu masanın üstüne bıraktı.He set the box down on the table.
O, masanın altındaki kutuyu buldu.He found the box under the table.
Kulağıyla kapıyı dinledi.He listened with his ear to the door.
Hangi kursu izleyeceğine bir türlü karar veremedi.He couldn't make up his mind which course to follow.
Yaşlı ama kuvvetli.Although he is very old, he is strong.
O, kuru ve duygusuzdur.He's dry and unemotional.
O herhangi bir tavsiyeye kulak vermez.He doesn't heed any advice.
Onun kulağına bir şey fısıldadı.He whispered something in her ear.
New York'ta bir sürü para yaptı ve doğduğu küçük kasabaya geri döndü.He made a lot of money in New York and went back to the small town where he was born.
O bir küfür mırıldandı.He muttered a curse.
Posta kutusuna bir mektup attı.He dropped a letter into the mailbox.
Annesiyle henüz bağlantı kurdu.He has yet to get in touch with his mother.
Yakınlarda hastalıktan kurtuldu.He soon recovered from the illness.
Artık bizim kulübün bir üyesi değil.He is no longer a member of our club.
Çoğunlukla daktilosunu kullanmama izin verir.He often lets me use his typewriter.
Çoğunlukla kütüphaneye giderdi.He would often go to the library.
O sık sık bir metro kullanır.He often uses a subway.
Radyoda müzik dinlerken araba kullandı.He drove the car, listening to music on the radio.
O, Küçük John adında büyük bir adamdı.He was a big man called Little John.
O küçük gelirini en iyi şekilde değerlendirdi.He made the best of his small income.
Küçük bir maaşla büyük bir aileyi geçindirmesi gerekiyor.He has to maintain a large family on a small salary.
O bir kuruş biriktirmeden kıt kanaat yaşıyor.He lives from hand to mouth without saving a penny.
O, bir seferde altı kutu taşıdı.He carried six boxes at a time.
Tek kurşunla öldürüldü.He was killed by a single bullet.
İpi yakaladı ve kendini kurtardı.He caught hold of a rope and saved himself.
O, kurnaz bir tilkidir.He is a sly fox.
O, İngilizce kulübüne katıldı.He joined the English club.
O, kurşun kalemi ile düz bir çizgi çizdi.He drew a straight line with his pencil.
Onun biri uzun ve diğeri kısa iki kurşunkalemi vardır.He has two pencils; one is long and the other short.
O, oğlunu içtenlikle kucakladı.He embraced his son warmly.
Onun müzik kulağı var.He has an ear for music.
O, müzik kulübüne üyedir.He belongs to the music club.
Yaşça kendinden küçük olanlara tepeden bakar.He is haughty to his juniors.
O, o ülke ile ittifak kurmamızı savundu.He argued for our forming the alliance with that nation.
O, bizim kurala uymamız için ısrar etti.He urged us to obey the rule.
O, güvenimizi kötüye kullandı.He abused our trust.
O bir şirket kurduğunda hâlâ yeni yetmelik dönemindeydi.He was still in his teens when he founded a company.
O, kül tablasını aldı.He picked up the ash-tray.
O, dışarı gittiğinde, onun evine göz kulak olmamı rica eder.When he goes out, he asks me to keep an eye on his house.
Bir kural olarak, o, sabahleyin yaklaşık 80:30'da ofise varır.As a rule, he arrives at the office about eight-thirty in morning.
Kendisini bir kütük üstünde dengeledi.He balanced himself on a log.
Öldürülmekten kıl payı kurtuldu.He narrowly escaped being killed.
O beni tehlikeden kurtardı.He saved me from danger.
Kuralların bir revizyonunu savunuyor.He advocates a revision of the rules.
Kuralları ayrıntılı olarak açıkladı.He explained the rules in detail.
O kuşkusuz dünyadaki en başarılı yönetmen.He is without doubt the most successful movie director in the world.
Kyoto'da küçük bir ev satın aldı.He bought a small house in Kyoto.
Ölümcül bir hastalığa kurban gitti.He fell a victim to a deadly disease.
Yakınlardaki küçük bir kasabada yaşıyordu.He lived in a small town nearby.
Kullanabileceğinden daha çok parası var.He has more money than he can use.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod