Ana içeriğe geç
Sözlük

ku ile cümle

ku kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
2
HARF
1
HECE
6
ORT. KELİME
Satıcı kıyma makinesinin nasıl kullanılacağını gösterdi.The salesman demonstrated how to use the mincer.
Satıcı onun nasıl kullanılacağını gösterdi.The salesman demonstrated how to use it.
Satıcı makinenin nasıl kullanılacağını gösterdi.The salesman demonstrated how to use the machine.
Affedersiniz, ama telefonunuzu kullanabilir miyim?Excuse me, but might I use the phone?
Affedersiniz, ama kütüphane nerede?Excuse me, but where is the library?
Kusura bakmayın ama ona bu haberi yüz yüze söylemek istiyorum.Sorry, but I want to tell him this news face to face.
Smithsler bizim kuzenimizdir.The Smiths are our cousins.
Bay Smith, her sabah yürüyüşü bir kural haline getirdi.Mr Smith made it a rule to take a walk every morning.
Bütün kuşlar uçamaz.Not all birds can fly.
Her kuş ötemez.Not every bird can sing.
Herkesin oy hakkını kullanması gerekir.Everyone should exercise their right to vote.
Her üyenin bu kurallara uyması gereklidir.It is necessary that every member observe these rules.
Lütfen ocaktan külleri temizle.Please remove the ashes from the stove.
Bir hostes enkazdan kurtarıldı.A stewardess was rescued from the wreck.
Derhal kuşlar yuvalarını terk ettiler.At once the birds left their nests.
Yakında yağmur yağmazsa, ciddi kuraklık problemleri olabilir.Unless it rains in Ethiopia soon, there could be severe drought problems.
Bu kutuyu kısa zamanda götür.Take this box away soon.
Susan bir kuş kadar yer ve yemeğinin çoğunu tabakta bırakır.Susan eats like a bird and leaves most of the food on her plate.
Affedersiniz fakat telefonunuzu kullanabilir miyim?Excuse me, but may I use your telephone?
Ben kurdeşenim.I have hives.
Jill Kulübümüzde tek kız.Jill is the only girl in our club.
John yüzme kulübünün bir üyesidir.John belongs to the swimming club.
John benim küçük erkek kardeşim.John is my younger brother.
John erkek kardeşim değil fakat benim kuzenim.John is not my brother, but my cousin.
John bana küfretti.John called me names.
John bir kurt gibi zayıftır.John is as lean as a wolf.
John geçen hafta kullanılmış bir araba aldı.It was last week that John bought a car.
John geldi ve kutulardan bazılarını taşıdı.John came and moved some of the boxes.
Küçük Johnny sınıfta osurdu.Little Johnny farts in the classroom.
Bay Jones, İngiliz ve Amerikan kullanımları arasındaki nüanslara çok duyarlıdır.Mr Jones is very sensitive to the nuances of English and American usage.
George'un iki kuzeni var; biri Almanya'da ve diğeri İsviçre'de yaşıyor.George has two cousins; one lives in Germany and the other in Switzerland.
Affedersiniz, Joe, telefonunuzu kullanabilir miyim?Excuse me, Joe, can I use your phone?
Judy yönetim kurulunda tek kadın.Judy is the only woman on the board.
Janet bana her zaman onun daktilosunu kullanmama izin verir.Janet always lets me use her typewriter.
Jack evi kundakladığı için yakalandı.Jack was caught for setting fire to the house.
Jack kırdığı tabağı sakladı fakat küçük kız kardeşi onu gammazladı.Jack hid the dish he had broken, but his little sister told on him.
Sanırım Jack Mary'nin ikinci kuzeni.Jack is Mary's second cousin, I believe.
Niçin kurabiyelerini Jim'le paylaşmıyorsun?Why don't you share your cookies with Jim?
Bir süre bebeğe göz kulak olun.Keep an eye on the baby for a while.
Onlar birbirleriyle çoğunlukla postayla iletişim kurarlar.They communicate with each other often by mail.
Jestler onlar tarafından kullanılmaz.Gestures are not used by them.
Jane'in saçında sarı bir kurdela vardı.Jane had a yellow ribbon in her hair.
Jane bir külah dondurma istedi.Jane wanted an ice cream cone.
Jane annesinin taktığı gibi aynı kurdeleyi taktı.Jane wore the same ribbon as her mother did.
Numuneler tüm dünyadaki iki yüz sağlık kurumundan toplanmıştır.The samples were collected from two hundred medical institutions all over the world.
Sam Tom'dan iki yaş küçük.Sam is two years younger than Tom.
Sam makinenin nasıl kullanıldığını çözemedi.Sam couldn't figure out how to use the machine.
Lütfen bana futbolun kurallarını açıklayın.Please explain the rules of soccer to me.
Sizinle irtibat kurabileceğimiz bir numaranız var mı?Do you have a number where we can contact you?
Başarını kutlamam izin ver.Let me congratulate you on your success.
Kocanızla iletişim kurmayı istemenizi anlıyorum.I understand you wish to contact your husband.
Bilgisayar kullanmak için yazmayı öğrenmelisin.In order to use a computer, you must learn to type.
Bilgisayarlar bizi bir sürü zamandan ve sorundan kurtarabilir.Computers can save us a lot of time and trouble.
Bir bilgisayarı kullanabilmek bir avantaj.It is an advantage to be able to use a computer.
Bu küçük gelirle geçinmek zor.It is hard to get along on this small income.
Böylesine küçük bir gelirle geçinemem.I can't get by on such a small income.
Bunu daha küçük boyutuyla değiştirmek istiyorum.I want to exchange this for a smaller size.
Bunu gelecekte kullanmak için saklayacağız.I'll keep this for future use.
Bunu kullanabilir miyim?May I use this?
Bu kitapları bir haftalığına kütüphaneden ödünç alabilirsin.You can borrow these books from the library for a week.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod