Bu kuşun yaptığı, kendi görüntüsüyle kavga etmek.Так что эта птица борется с собственным отражением.
Bu kuşun yaptığı, kendi görüntüsüyle kavga etmek.Цей птах тільки те й робить, що б"ється з власним відображенням.
Bu kuşun yaptığı, kendi görüntüsüyle kavga etmek.מה שהציפור הזו עושה הוא להילחם נגד הבבואה שלה.
Bu kuşun yaptığı, kendi görüntüsüyle kavga etmek.ما يفعله هذ ا الطائر هو محاربته صورته.
Bu kuşun yaptığı, kendi görüntüsüyle kavga etmek.窓に映った自分と けんかしているのです 縄張りが侵されたと思っています
Bu kuşun yaptığı tek şey, 2004'ten 2008'e dek her gün bu pencereye doğru uçmaktı.이 새가 한 유일한 행동은 이 창문을 향해 날아오는 것이었습니다. 2004년부터 2008년까지 매일같이 그랬죠.
Bu kuşun yaptığı tek şey, 2004'ten 2008'e dek her gün bu pencereye doğru uçmaktı.A única coisa que este pássaro fazia era voar contra a janela, de 2004 a 2008, todos os dias.
Bu kuşun yaptığı tek şey, 2004'ten 2008'e dek her gün bu pencereye doğru uçmaktı.Burung ini hanya terbang menuju jendela setiap hari, dari 2004 hingga 2008.
Bu kuşun yaptığı tek şey, 2004'ten 2008'e dek her gün bu pencereye doğru uçmaktı.Diese Amsel flog ständig gegen das Fenster, von 2004 bis 2008, jeden Tag.
Bu kuşun yaptığı tek şey, 2004'ten 2008'e dek her gün bu pencereye doğru uçmaktı.Điều duy nhất mà con chim này làm là bay đập vào cửa sổ từ năm 2004 đến 2008, hết ngày lại ngày.
Bu kuşun yaptığı tek şey, 2004'ten 2008'e dek her gün bu pencereye doğru uçmaktı.Het enige dat hij deed, was tegen dit raam opvliegen, dag in, dag uit, van 2004 tot 2008.
Bu kuşun yaptığı tek şey, 2004'ten 2008'e dek her gün bu pencereye doğru uçmaktı.Jediná vec, čo tento vták robil bola, že lietal proti oknu od roku 2004 do roku 2008, deň za dňom.
Bu kuşun yaptığı tek şey, 2004'ten 2008'e dek her gün bu pencereye doğru uçmaktı.La seule chose que cet oiseau a fait c'est de voler contre cette fenêtre de 2004 à 2008, jour après jour.
Bu kuşun yaptığı tek şey, 2004'ten 2008'e dek her gün bu pencereye doğru uçmaktı.Lo único que hacía este pájaro era volar contra una ventana de 2004 a 2008, todos los días.
Bu kuşun yaptığı tek şey, 2004'ten 2008'e dek her gün bu pencereye doğru uçmaktı.Más sem csinált, mint 2004-től 2008-ig nap mint nap nekirepült ennek az ablaknak.
Bu kuşun yaptığı tek şey, 2004'ten 2008'e dek her gün bu pencereye doğru uçmaktı.Pasărea e cunoscută pentru că zbura și se ciocnea de fereastră din 2004 până în 2008, în fiecare zi.
Bu kuşun yaptığı tek şey, 2004'ten 2008'e dek her gün bu pencereye doğru uçmaktı.Ten ptak bez przerwy rzucał się na szybę, od 2004 do 2008 r., dzień w dzień.
Bu kuşun yaptığı tek şey, 2004'ten 2008'e dek her gün bu pencereye doğru uçmaktı.Ten pták dělal jen jednu věc. Znovu a znovu nalétával do okna, od roku 2004 do roku 2008, den za dnem.
Bu kuşun yaptığı tek şey, 2004'ten 2008'e dek her gün bu pencereye doğru uçmaktı.Το μόνο που έκανε ήταν να πέφτει πάνω στο παράθυρο από το 2004 έως το 2008, κάθε μέρα όλη μέρα.
Bu kuşun yaptığı tek şey, 2004'ten 2008'e dek her gün bu pencereye doğru uçmaktı.Все, що робив цей птах, - бився у це вікно протягом періоду з 2004 по 2008 рік з дня в день.
Bu kuşun yaptığı tek şey, 2004'ten 2008'e dek her gün bu pencereye doğru uçmaktı.Единственно, что делала это птица — это билась об стекло с 2004 по 2008 год, изо дня в день.
Bu kuşun yaptığı tek şey, 2004'ten 2008'e dek her gün bu pencereye doğru uçmaktı.הדבר היחיד שהציפור הזו עשתה היה לעוף לעבר החלון הזה מ-2004 ועד 2008, מידי יום ביומו.
Bu kuşun yaptığı tek şey, 2004'ten 2008'e dek her gün bu pencereye doğru uçmaktı.الأمر الوحيد الذي كان يقوم به هو الطيران نحو هذه النّافذة من 2004 إلى 2008،
Bu kuşun yaptığı tek şey, 2004'ten 2008'e dek her gün bu pencereye doğru uçmaktı.窓にぶつかり続けました ビデオをご覧ください
Bunları kâhine getirmeli. Kâhin önce günah sunusunu sunacak. Kuşun boynunu kırmalı, ama başını koparmamalı.제사장에게로 가져 갈 것이요 제사장은 그 속죄 제물을 먼저 드리되 그 머리를 목에서 비틀어 끊고 몸은 아주 쪼개지 말며
Bunları kâhine getirmeli. Kâhin önce günah sunusunu sunacak. Kuşun boynunu kırmalı, ama başını koparmamalı.והביא אתם אל הכהן והקריב את אשר לחטאת ראשונה ומלק את ראשו ממול ערפו ולא יבדיל׃
Bunları kâhine getirmeli. Kâhin önce günah sunusunu sunacak. Kuşun boynunu kırmalı, ama başını koparmamalı.يأتي بهما الى الكاهن فيقرّب الذي للخطية اولا. يحزّ راسه من قفاه ولا يفصله.
Bunları kâhine getirmeli. Kâhin önce günah sunusunu sunacak. Kuşun boynunu kırmalı, ama başını koparmamalı.把 這 些 帶 到 祭 司 那 裡 、 祭 司 就 要 先 把 那 贖 罪 祭 獻 上 、 從 鳥 的 頸 項 上 揪 下 頭 來 、 只 是 不 可 把 鳥 撕 斷
Bunları kâhine getirmeli. Kâhin önce günah sunusunu sunacak. Kuşun boynunu kırmalı, ama başını koparmamalı.把 這些 帶到 祭司 那 裡 、 祭司 就 要 先把 那 贖罪 祭獻 上 、 從鳥 的 頸項 上 揪下 頭來 、 只是 不可把鳥 撕斷
Bununla beraber,bu 26,267 kuşun öldürüldüğü anlamına gelir sadece Sao Paulo sehrinde,sadece 2006'da실제로 이것 때문에 2006년에만 상파울루 주에서 26,267마리의 새가 죽게 될 뻔했습니다.
Bununla beraber,bu 26,267 kuşun öldürüldüğü anlamına gelir sadece Sao Paulo sehrinde,sadece 2006'daAle to oznaczałoby zabicie 26 267 ptaków, tylko w stanie São Paulo, tylko w 2006 roku.
Bununla beraber,bu 26,267 kuşun öldürüldüğü anlamına gelir sadece Sao Paulo sehrinde,sadece 2006'daSin embargo, ello significaría matar a 26.267 aves, sólo en el estado de San Pablo y únicamente en el 2006.
Bununla beraber,bu 26,267 kuşun öldürüldüğü anlamına gelir sadece Sao Paulo sehrinde,sadece 2006'daTo by ovšem znamenalo, že bychom museli zabít 26 267 ptáků pouze ve státu São Paulo v roce 2006.
Bununla beraber,bu 26,267 kuşun öldürüldüğü anlamına gelir sadece Sao Paulo sehrinde,sadece 2006'daToto však znamená, že by sme museli zabiť 26 267 vtákov, a to len v štáte Sao Paulo, len v roku 2006.
Bununla beraber,bu 26,267 kuşun öldürüldüğü anlamına gelir sadece Sao Paulo sehrinde,sadece 2006'daTotuși, acest lucru ar însemna uciderea a 26 267 de păsări, numai în Sao Paulo, doar în 2006.
Bununla beraber,bu 26,267 kuşun öldürüldüğü anlamına gelir sadece Sao Paulo sehrinde,sadece 2006'daTuttavia, questo vorrebbe dire aver ucciso 26.267 uccelli, solo nello stato di San Paolo, solo nel 2006.
Bununla beraber,bu 26,267 kuşun öldürüldüğü anlamına gelir sadece Sao Paulo sehrinde,sadece 2006'daΩστόσο, αυτό θα σήμαινε τη θανάτωση 26.267 πουλιών, μόνο στην πολιτεία του Σάο Πάολο, μόνο το 2006.
Bununla beraber,bu 26,267 kuşun öldürüldüğü anlamına gelir sadece Sao Paulo sehrinde,sadece 2006'daНо, това би означавало да убием 26,267 птици, единствено в щата на Сао Паолу, само през 2006г.
Bununla beraber,bu 26,267 kuşun öldürüldüğü anlamına gelir sadece Sao Paulo sehrinde,sadece 2006'daОднако это значит, что нужно было убить 26 267 птиц, в одном только штате Сан-Паулу, только в 2006 году.
Bununla beraber,bu 26,267 kuşun öldürüldüğü anlamına gelir sadece Sao Paulo sehrinde,sadece 2006'daОднак це означає, що потрібно було б вбити 26 267 птахів, в одному тільки штаті Сан-Пауло, тільки в 2006 році.
Bununla beraber,bu 26,267 kuşun öldürüldüğü anlamına gelir sadece Sao Paulo sehrinde,sadece 2006'daיומתו ללא ייסורים. אבל זה אומר שיהיה צורך להרוג 26,267 ציפורים,
Bununla beraber,bu 26,267 kuşun öldürüldüğü anlamına gelir sadece Sao Paulo sehrinde,sadece 2006'daلكن، هذا يعني أننا سنقتل 26،267 طائراً، فقط في ولاية ساوباولو، فقط عام 2006.
Bununla beraber,bu 26,267 kuşun öldürüldüğü anlamına gelir sadece Sao Paulo sehrinde,sadece 2006'daサンパウロだけで、2006年に 26267羽の鳥を殺した計算になります。 しかし私を含めた何人かの研究者や
Bu şöyle bir şey, "Karargahım üzerinde uçan şu sevimli sinek kuşuna da bakın."CA: "Olhem para este colibri tão giro a voar para o meu quartel-general".
Bu şöyle bir şey, "Karargahım üzerinde uçan şu sevimli sinek kuşuna da bakın."C'est plutôt, "regarde le jolie colibri qui s'introduit dans mon quartier général."
Bu şöyle bir şey, "Karargahım üzerinde uçan şu sevimli sinek kuşuna da bakın."E cam aşa: "Uite ce Colibri drăguţ zboară în centrul meu de comandă."
Bu şöyle bir şey, "Karargahım üzerinde uçan şu sevimli sinek kuşuna da bakın."E': "Guarda quel bel colibrì che vola nel mio quartier generale".
Bu şöyle bir şey, "Karargahım üzerinde uçan şu sevimli sinek kuşuna da bakın."Értem már: "Nézd ezt az édi kis kolibrit, ami itt röpköd a főhadiszállásunkon!"
Bu şöyle bir şey, "Karargahım üzerinde uçan şu sevimli sinek kuşuna da bakın.""Guck mal, was für ein süßer Kolibri da in mein Hauptquartier fliegt."
Bu şöyle bir şey, "Karargahım üzerinde uçan şu sevimli sinek kuşuna da bakın.""Kijk naar die leuke kolibrie die mijn hoofdkwartier komt binnengevlogen."
Bu şöyle bir şey, "Karargahım üzerinde uçan şu sevimli sinek kuşuna da bakın."사실 사람들은 "우리 본사로 날라 들어오는 저 벌새 참 귀엽지?" 그렇게 될 수 있죠.
Bu şöyle bir şey, "Karargahım üzerinde uçan şu sevimli sinek kuşuna da bakın."Se trata de, "Miren ese lindo colibrí volando por mis instalaciones".
Bu şöyle bir şey, "Karargahım üzerinde uçan şu sevimli sinek kuşuna da bakın.""Spójrz na tego uroczego kolibra który wleciał nam do kwatery głównej".
Bu şöyle bir şey, "Karargahım üzerinde uçan şu sevimli sinek kuşuna da bakın."Vlastně to znamená: "Podívej se na toho roztomilého kolibříka, který k nám vletěl do hlavního štábu."
Bu şöyle bir şey, "Karargahım üzerinde uçan şu sevimli sinek kuşuna da bakın."В действителност, това е нещо като:
Bu şöyle bir şey, "Karargahım üzerinde uçan şu sevimli sinek kuşuna da bakın.""Ой, какая милая колибри залетела к нам в штаб".
Bu şöyle bir şey, "Karargahım üzerinde uçan şu sevimli sinek kuşuna da bakın."זה למעשה, "תראה את הקוליברי החמוד הזה שנכנס לתוך המטה."
Bu şöyle bir şey, "Karargahım üzerinde uçan şu sevimli sinek kuşuna da bakın."في الواقع المراد أن يقال: "أنظر الى الطائر الطنان الظريف... .. الذي يحلق الى مركز شركتي."
Bu şöyle bir şey, "Karargahım üzerinde uçan şu sevimli sinek kuşuna da bakın."「ほら うちの本部の上を かわいらしいハチドリが飛んでいる」みたいな (笑)
Bu uçurumlarda yüz binlerce kuşun yavası varÎn aceste faleze sunt cuiburile a sute de mii de păsări de mare.