kuşlar ile cümle

kuşlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Kızıl enseli doğanlar, kuark ve açık arazilerin kuşlarıdır.Rotflügelsittiche sind Vögel der offenen bewaldeten Landschaft.
Kertenkelelerin yanı sıra bazen küçük kuşları, memelileri ve yılanları da avladığı görülür.Neben diversen Wirbellosen erbeuten sie gelegentlich auch nestjunge Vögel, kleine Säugetiere und Schlangen.
Genç kuşlar da erişkinler gibi gagalarını çarparak ses çıkartırlar.Die Vögel geben taubenähnliche Rufe von sich.
Tüm kuşların Buğdayık'ın soyundan geldiğine inanılır, yeryüzündeki tüm kuşlara önderlik eder.Aus dem Schnabel und aus dem Kopf jedes Vogels kommt ein Naga (Schlange) hervor.
Erkek sinek kuşları genelde parlak renklidir, dişi sinek kuşları ise çoğunlukla daha soluk renklere sahiptir.Die meisten Vögel besitzen Krallen nur an den Zehen (siehe auch Vogelfuß).
Kuşların sırt kısmı mavimsi gri renktedir.Bei den immaturen Vögeln ist der Rücken grün.
Tarakdişler düz uçuları sırasnda en hızlı uçan kuşlardandırlar.Der Ruderflug ist die häufigste aktive Flugart der Vögel.
Genç kuşlar erişkinlerin daha soluk renkli versiyonlarıdır.Die Jungvögel sind eine weniger farbenprächtige Version der Erwachsenen.
Onuncu sırayı kuşlar alır.Band 9 Vögel.
Yavru kuşlar, her iki ebeveyn tarafından beslenir, ve 14-16 gün geçtikten sonra uçabilirler.Die Jungen werden von beiden Eltern gefüttert und sind nach 16–19 Tagen flügge.
Kuşlara yaklaşmanın en yaygın yoludur.Er hat einen der längsten Zugwege aller Vögel.
Kafes döndürülünce kuşlar da buna uyarak tekrar dönüyorlardı.Als die Almohaden dann zurückkehrten, wurden sie in die Flucht geschlagen.
Yaklaşık 10 günlük yaşına ulaşmış kuşların gözleri açılmaya başlar.Im Alter von neun Tagen öffnen sich die Augen.
Çok iyi tırmanır ve kuşları,küçük sürüngenleri, küçük memelileri avlar.Sie klettert gut und jagt Vögel, kleinere Reptilien und Kleinsäuger.
Kuşçu, süs kuşları yetiştirip satan kimse.Der oberste Teil ist bedeckt mit einer Pflanzengirlande und pickenden Vögeln.
Martılar gürültücü kuşlardır.Es sind sehr lärmende Vögel.
Besin kaynağı büyük olasılıkla yerde kuluçkaya yatan kuşlar ve penguenler ve belki de bitkisel besinlerdi.Seine Nahrung waren wahrscheinlich bodenbrütende Vögel und Pinguine, vielleicht auch pflanzliche Kost.
Palazlanmış kuşlar bir iki hafta kadar daha ebeveynler tarafından beslenmeye devam eder.Sie werden aber noch bis zu zwei weitere Wochen von den Eltern mit Futter versorgt.
(Çiçekler ötüşmeyeceği için "kuşlarıyla" yazılmalıdır.)(Die zu Wesir bzw. zu „Med“ werdenden Bauern zählen nicht als Bauer.)
Yaptığı kuşlara "Kanatlarınıza huzur yazacağım.Die Vögel am Himmel werden euch verraten!"
Yerel yönetim göçmen kuşların korunmasını sağlamaya çalışmaktadır.Die Vogelschutzrichtlinie untersagt das Fangen wildlebender Vögel.
Kuşlar Kasım ayı içinde yoğun bir şekilde Trakya ve Karadeniz kıyılarına yakın yerlerde görülürler.Einzelne Vögeln sind aber auch noch im Dezember in der Nähe ihres Brutgebietes zu beobachten.
Timsahlarla bu kuşlar arasında adeta ortak bir yaşam göze çarpar.In der Brutzeit finden diese Vögel paarweise zusammen.
Mevsimsel olarak tekeşli yaşayan fregat kuşları koloni hâlinde yuva yaparlar.Im Spätherbst versuchen neue Vogelpaare, sich ein Revier zu erobern.
Bu kuşlar genellikle kıyılarda bataklık su havzalarında yaşar.Die Vögel leben meist in Gewässernähe.
Kuşlar tarafından çiçekler tozlaşılır.Die Blüten werden von Bienen bestäubt.
Bu tür kuşlar kıymetli değillerdir.Die gleichwarmen Vögel besitzen sie aber nicht.
Küçük memelileri, sürüngenleri ve kuşları avlarlar.Verjage die geflügelten Diebe, die Vögel.
Bu hücreler ilk defa 1960'larda kuşlarda tespit edilmiştir.1960 wurde die Art erstmals im Mittelmeer nachgewiesen.
Kutuplar haricinde her yerde bulunan kuşlardır.Größere Tiere sind mit Ausnahme von Vögeln nicht vorhanden.
Sıvacı kuşları hepçildir.Die Vögel sind Allesfresser.
Güneş, ay, yıldızlar, melekler, insanlar, kuşlar, balıklar, ışık ve karanlık hep iyidir.Diese sind die Sonne, der Mond, die Sterne, der Himmel, die Erde und der Ozean.
Ana kuş bu yavruları birkaç hafta daha besler sonrasında genç kuşlar kendi başlarının çaresine bakar.Danach versorgen die beiden Alt Vögel das Junge noch mehrere Wochen weiter.
Bir takım kuşlarda gerçekleştiği bilinmekte olan bir olgu söz konusudur.Il s'agit d'un phénomène déjà connu chez certains oiseaux.
Sadece, kuşlar gibi uçabildiğimizi düşünün.Imaginez juste que l'on puisse voler comme des oiseaux.
Örnek olarak, kuşlar özel bir korunma sistemine sahiptir.Les oiseaux, par exemple, ont un système particulier de protection.
Kuşlar cıvıldıyor, duyuyor musun?Entends-tu les oiseaux chanter ?
Bazı kuşlar uçmaz.Quelques oiseaux ne volent pas.
Yavrularını besleyen ve koruyan kuşların aksine balıklar yumurtalarını terkeder.Contrairement aux oiseaux, qui nourrissent et protègent leurs petits, les poissons abandonnent leurs œufs.
Burada olduğunu bana kuşlar söyledi.Mon petit doigt m'a dit que tu y étais.
Bazı kuşlar uçamaz.Certains oiseaux ne peuvent pas voler.
Kuşları izliyorum.Je regarde les oiseaux.
Kuşlar kırmızı.Les oiseaux sont rouges.
Kuşlar bu toksik bileşiğe özellikle hassas durumdadır.Les oiseaux semblent aussi être particulièrement sensibles à ce composé toxique.
Kimi kuşlar bazen daha güney eyaletlere ve Meksika'ya dek ulaşabilirler.Quelques oiseaux atteignent parfois le sud des États-Unis et le Mexique.
Bu yöntemle kuşlar yüksek sıcaklıklara dayanabilmektedir.Les oiseaux peuvent ainsi supporter des températures relativement élevées.
Asıl araştırma alanı kuşların evrimi ve kuş sistematiğidir.Son principal domaine d'étude est l'évolution et la systématique des oiseaux.
V şekli ayrıca kuşların birbirlerinin görsel alanında kalmasına izin vererek iletişimi de kolaylaştırır.La formation facilite aussi la communication, permettant aux oiseaux de maintenir le contact visuel.
Bazı kuşlar batıya doğru giderek Sudan'ın batısına, Çad'a ve Nijerya'ya kadar ulaşabilirler.Certains oiseaux partent vers l'ouest, dans l'ouest du Soudan et du Tchad, et peuvent rejoindre le Nigeria.
Yavru kuşlar, her iki ebeveyn tarafından beslenir, ve 14-16 gün geçtikten sonra uçabilirler.Les jeunes oiseaux sont nourris par les deux parents et sont capables de voler entre 14 et 16 jours.
Aynı zamanda çiçeklerin kırmızı taçyapraklarını ve bazen de kırmızı tohumları alıp diğer kuşlara sunar.Il prend aussi des pétales rouges et parfois des graines rouges pour les présente à d'autres oiseaux.
Bu kuşlar göç etmez.Ces oiseaux ne peuvent voler.
Bu kuşlar, kışın güney Birleşik Devletler ve Meksika'ya göç eder.Ces oiseaux migrent en hiver vers le sud-ouest des États-Unis et le Mexique.
Genç kuşlar ve bir yaşındaki kuşlar erişkinlerden pek ayırt edilemez.Les juvéniles et les oiseaux de l'année sont quasiment indiscernables des adultes.
Erişkin olmayan kuşların gagaları daha kısadır.Les lobes sont peu marqués (ondulés).
Diğer ötücü kuşlar da bulunur.D'autres oiseaux sont aussi présents.
Kuşlara hükmeder.Aiguière aux oiseaux.
Güneyde yaşayan kuşlar kuzeydekilere göre daha küçüktür.Les individus vivant au Nord semblent plus petits que ceux vivant au Sud.
Timsahlarla bu kuşlar arasında adeta ortak bir yaşam göze çarpar.Tous ces oiseaux semblent y cohabiter sans problème.
Üzümler o kadar çekici görünmüştür ki, uçan kuşlar yere inip resmi gagalamışlardır.Cette vision était si impressionnante que même les moutons tombaient à genoux.
İlgili Sayfalar